Photo türkçesi Photo nedir

Photo ile ilgili cümleler

English: Ali made me look through his photo album.
Turkish: Ali bana fotoğraf albümüne baktırdı.

English: Ali handed the photo album to Mary.
Turkish: Ali Mary'ye fotoğraf albümünü uzattı.

English: Ali picked up the photo of Mary and looked at it.
Turkish: Ali Mary'nin fotoğrafını aldı ve ona baktı.

English: Ali examined the photo with a magnifying glass.
Turkish: Ali bir büyüteçle fotoğrafı inceledi.

English: Ali and Mary sat on the couch, flipping through a photo album.
Turkish: Ali ve Mary kanepede oturdular, bir fotoğraf albümüne göz attılar.

Photo ingilizcede ne demek, Photo nerede nasıl kullanılır?

Photo allergy : Işığa maruz kalan deride alerji meydana gelmesi. Foto-alerji.

Photo backing : Dip bezemi olarak, kullanılan, son derecede büyültülmüş fotoğraf. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Dip fotoğrafı.

Photo compact disk : Fotoğraf yoğuntekeri.

Photo conduction effect : Fotoiletim etkisi.

Photo conductive cell : Işık -iletken göz. Elektrik iletkenliği ışığın etkisiyle dolaysız olarak değişen ışıleletrik göz.

Photo conductive effect : Fotoiletim etkisi.

Photo electriaty : Işıkelektrik. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Işıkelektrik etkisi olayı.

 

Photo finish : Fotofiniş. Birbirine çok yakın aralarla sonuçlanan koşuların bitirme sıralarının varış yargıcılarınca saptanamadığı durumlarda, ayrımı kolaylaştırmak amacı ile kullanılan görüntü. Sonucu fotofiniş ile belirleme. Varış görüntüsü. Foto finiş.

Photo library : Fototek.

Photo emission tube : Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Işıkyayan ışıtaç. Bazı özdeklerin, ışık etkisiyle elektron salması temeline dayanan ışıtaç.

İngilizce Photo Türkçe anlamı, Photo eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Photo ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Vignette : Marka olarak kullanılabilen ve kütüğe yazılabilen biçimler. Süs çizmek. Edebi bir eserde üzerine bir süreliğine yoğunlaşılan düşünce veya obje hakkında izlenim yaratılacak sahne. Kaş. Kitap süsü. Kısa hikaye. Nakış. Skeç. Vinyet. Bir kişiyi veya durumu hoş bir biçimde betimlemek.

Photos : Fotolar. Fotoğraflar.

Impost : Üzengitaşı. Vergi. Belirli bir işin veya hizmetin yapılması için yetkili makamlar tarafından verilen izin karşılığında elde edilen vergi benzeri bir gelir. Yükümlülük. Üzengi. Yastık. Gümrük resmi. Üzengilik.

Exposal : Açığa çıkarma. Filmi veya fotografı ışığa tutma (fotografçılık). Açığa vurma. Maruz olma. Fesih. Bırakma. Muhafazasız olma. Bir grup insana sunma. Keşfetme.

Radiograph : Röntgen filmi. Radyografi yapmak. Röntgen resmi. Bir organın x ışınlarıyla görüntüsünün alınmasında kullanılan aygıt. Röntgen. Radyografi. Radyograf. Radyografisini çıkarmak.

 

Closeup : Yakın mesafeden çekilen fotoğraf. Yakın mesafeden çekilmiş fotograf.

Diagramed : Diyagram. Çizem. Taslak. Plan. Diyagram ile göstermek. Diyagramını çizmek. Şema. Grafik. Çizge.

Spectrogram : Spektrogram. Görünge resmi.

Seminal : Üreme. Spermayla ilgili, meni kabilinden, spermalı, tohum cinsinden. Taslak. Son derece önemli. Seminal. Sperm. Belirleyici. Tohumla ilgili. Ufuk açıcı. Etkileyici.

Photo synonyms : stereoscopic picture, wedding picture, longshot, arial mosaic, mugshot, photo offset printing, stereoscopic photograph, microdot, photographic print, photoing, illustrations, mug shot, daguerreotype, effigies, dues, glim, gleam, holograph, duty, effigy, lamp, photographs, glossy, due, blueprint, snapshot, photomicrograph, picture, shot, diagram, telephoto, lights, headshot.

Photo ingilizce tanımı, definition of Photo

Photo kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A contraction of Photograph.