Plaint türkçesi Plaint nedir
Plaint ile ilgili cümleler
English: "Your work has been causing a lot of complaints from customers; I'm ordering you to leave immediately." "Oh, up yours! I didn't want to work here in the first place."
Turkish: "Çalışman müşterilerin birçok şikayetine neden oluyordu.; Buradan hemen ayrılmanı emrediyorum." "Defol git ha! Ben zaten burada çalışmak istemedim"
English: The judge decided against the plaintiff.
Turkish: Hakim davacı aleyhine karar verdi.
English: The plaintive melody broke her heart.
Turkish: Ağlamaklı melodi onun kalbini kırdı.
English: I am the plaintiff in that trial.
Turkish: O duruşmada davacı benim.
English: Who is the plaintiff in this trial?
Turkish: Bu duruşmada davacı kim?
Plaint ingilizcede ne demek, Plaint nerede nasıl kullanılır?
Plaintext : Şifresiz belge. Açık belge. Şifresiz metin. Düzyazı.
Plaintiff : Müşteki. Şikayetçi. Davacı. Müddei. Dava eden.
Plaintiffs : Davacı. Şikayetçi.
Plaintive : Hazin. Dokunaklı. Ağlamaklı. Acıklı. Hüzünlü. Sızlanan. Hüzün dolu. Dertli. Yaslı.
Plaintively : Hüzün dolu bir şekilde.
Complaintive : Şikayetçi.
Bilious complaint : Karaciğer rahatsızlığı.
Party plaintiff : Davacı taraf.
Bill of complaint : Şikayet dilekçesi. Dava talebi. Layiha.
Cause for complaint : Şikayet nedeni.
İngilizce Plaint Türkçe anlamı, Plaint eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Plaint ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Remonstrance : Paylama. Uyarı. Protesto. Serzeniş. Sitem. İtiraz.
Accusals : İtham. Kınama.
Case : Görüş. Kovan. Neden. Vaka. Sorun. Kutulamak. Mahfaza. Çanta. Alıcıların korunmasını ve taşınmasını sağlayan çeşitli biçim ve boydaki kutular. Kap.
Clamouring : Çığlık. Haykırmak. Velvele. Feryat etmek. Patırtı. Gürültü etmek. Yaygara koparmak. Yaygara. Bağırıp çağırmak.
Groaned : Sızlanmak. İnlemek. Ihlamak. Figan etmek. İnildemek. Sıkıntı. Sızlanma. Ah etmek. Gıcırdamak.
Clamour : Bağırıp çağırmak. Çığlık. Yaygara. Gürültü. Velvele. Patırtı. Yaygara koparmak. Feryat etmek. Gürültü etmek.
Grievances : Şikayeti gerektiren durum. Kincilik. Kindarlık. Dert. Sorun.
Doldrums : Hüzün. Keyifsizlik. Kasvet. Okyanusun ekvatora yakın durgun kısımları. Sıkıntı. Sakinler. Eşlek dolaylarında yer alan, hava devinimleri bakımından durgun alanlara verilen ad. Neşesiz.
Anguish : Yeis. Eza. Şiddetli ıstırap. İçdaralması. Istırap. Şiddetli acı. Elem. Acı. Izdırap.
Condemnation : Suçlu çıkarma. Mahk-miyet. İstimlak. Ayıplama. Kabahatli bulma. Mahkum etme. Mahkumiyet. Kınama. Kanunen el koyma.
Plaint synonyms : cases, clamor, jeremiad, complaints, law, bellyaches, afflictions, accusations, affliction, assertion, murmur, despond, remonstrances, wail, charge, dejection, clamored, accusing, law suit, dejections, difference, grouses, desponded, lament, dismays, bellowed, instances, information, clamours, clamoured, blaming, moaned, arraignments.
Plaint ingilizce tanımı, definition of Plaint
Plaint kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A lament. Lamentation. Hence, a mournful song. Complaint. Audible expression of sorrow.

Bu kısımda Plaint kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Plaint ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Plaint anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Plaint ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.