Playpen türkçesi Playpen nedir
- Parmaklıklı oyun yeri.
- Evcik.
- Portatif çocuk parkı.
- Oyun parkı.
- Çocuk kafesi.
- Park.
- Etrafı parmaklıklı oyun yeri.
- Çocuk parkı.
- Çocuk bahçesi.
Playpen ingilizcede ne demek, Playpen nerede nasıl kullanılır?
Playpens : Çocuk kafesi. Evcik. Çocuk bahçesi. Oyun parkı. Çocuk parkı. Parmaklıklı oyun yeri. Etrafı parmaklıklı oyun yeri. Portatif çocuk parkı. Park.
Play a part : Rol almak. Payı olmak. Rol yapmak. Katılmak. Rol oynamak. Yer almak. Bir rolü oynamak.
Play a role : Rol yapmak. Rol oynamak. Payı olmak.
Play a script : Betiğin çalıştırılması.
Play act : Rol yapmak. Numara yapmak.
Play ball : Top oynamak. Huyuna suyuna gitmek. Eyvallah demek. Her şeye evet demek. Katılmak. Birlikte çalışmak. Beraber çalışmak. İşbirliği yapmak. İmece yapmak. Nabza göre şerbet vermek.
Play by ear : Notasız çalmak. O an canı nasıl istiyorsa veya plansız hareket etmek veya karar vermek. Duruma göre hareket etmek. İçinden geldiği gibi hareket etmek veya karar vermek. Kafasına göre hareket etmek veya karar vermek. Olanlara ayak uydurmak. Doğaçlama hareket etmek veya karar vermek.
Play both ends against the middle : Şeytana külahı ters giydirmek. İki zıt grubun mücadelesinden nemalanmaya çalışmak. Kendi çıkarı için başkalarını birbirine düşürmek. Şeytana külahını ters giydirmek. İkili oynamak. İki zıt grubun mücadelesinden avantaj devşirmek. Birbirine düşürmek.
Play along : İşbirliği etmek. Uyumlu davranmak. Eşlik etmek.
Play dead : Ölü taklidi yapmak. Ölü numarası yapmak.
İngilizce Playpen Türkçe anlamı, Playpen eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Playpen ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Common : Bilgisayar, iktisat alanlarında kullanılır. Müşterek. Alışılagelmiş. Tüketimde rakipsiz olma ve dışarıda tutulamama özelliklerine sahip, özel mallar ile orta malları arasında yer alan mallar. Meydan. Çok kullanılan. Alelade. Adi. Toplumsal. Devletin ya da bir yerel yönetim biriminin genellikle bir köyün iyeliğinde bulunan ve tüm nüfusun yararlanmasına açık bulundurulan, bireylerin iyeliğine geçirilmesi söz konusu olmayan taşınmaz.
Fleeter : Çabuk. Süratli. Donanma. Seyretmek. Çevik. Alay. Fani. Filo. Yürük.
Parklands : Florida eyaletinde şehir. Wisconsin eyaletinde yerleşim yeri. Washington eyaletinde şehir. Park bölgesi.
Parking : Park yeri. Durgulama. Gidiş gelişi aksatmayacak biçimde, bir aracın yol dışına bırakılması. Park yapma. Rahatına düşkün. Otopark. Park etme. Parketme.
Playground : Eğlendirici ve dinlendirici etkinlikler için genellikle okul bahçesinin bir bölümünde ayrılan, uygun araç ve gereçlerle donatılan yer. 2-okulda beden eğitimi çalışmalarının, özellikle oyun ve spor gibi etkinliklerin yapıldığı alan. Oyunyeri. Kentlerde oturma alanlarına yakın, taşıt gidiş gelişine kapalı, çocukların oynamaları için türlü gereçlerle donatılmış açık ve yeşil alan türü. Çocuk oyun alanı. Okul teneffüs avlusu. Oyun alanı.
Backs : Çimenlik.
Pen : Kalem. Kağıda dökmek. Kafes. Ağıla koymak. Mürekkepli kalem. Kuğu (dişi). Kümes. Kaleme almak. Ağıl. Kodes.
Commons : Ortak alan. Pay. Şehirde veya kasabada halka açık alan. Meydan. Parça. Kafeterya. Mera. Porsiyon. Toplumun tüm bireylerinin yararlanacağı doğal kaynaklar.
Parkings : Park yapma. Otopark. Park etme. Parketme. Rahatına düşkün.
Fleetest : Seyretmek. Çevik. Fani. Alay. Filo. Çabuk. Yürük. Süratli. Donanma.
Playpen synonyms : car parking, fleet, fleeted, commonest, parkland, park, garden, enclosure, playpens, protective case, car park.

Bu kısımda Playpen kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Playpen ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Playpen anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Playpen ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.