Plug away at türkçesi Plug away at nedir

  • Üzerinde sebatla çalışmak.
  • Yoğun biçimde çalışmak.
  • Harıl harıl çalışmak.
  • İneklemek.

Plug away at ingilizcede ne demek, Plug away at nerede nasıl kullanılır?

Plug : Tapa. Tıkamak. Bağlantı parçasının ağzını kapatmakta kullanılan dişli parça. Tıpalamak. Dolgu yapmak. Reklamını yapmak. Kapamak. Reklamını yapmak (radyo). Yumruk atmak. Ateş etmek.

Away : Yok. Yola çıkmış. Bir yana. Durmadan. Deplasmanda. Buradan. Devamlı. Uzak. Uzakta. Deplasmanda oynanan.

At : Nezdinde. Üzerinde. E. Da. De. Bir yeri belirtmek için kullanılır. Bir hareketin hedefini gösterir. Ya. Hatta. A.

Blaze away at : Ateş etmek. Ateşe tutmak. Hararetle yapmak.

Hammer away at : Azimle uğraşmak. Üzerine basa basa tekrarlamak. Dört elle sarılmak. Sürekli aynı şeyi tekrarlamak. Bir şey üzerinde çok çalışmak.

Slave away at : Dinlenmeden çalışmak.

Slog away at a work : Çok sıkıcı bir işte çalışmak.

Peg away at : Dur durak bilmeden çalışmak. Durmadan çalışmak. Gözünü kırpmadan çalışmak. Bir işte sebatla çalışmak. Gece gündüz demeden çalışmak.

Plod away at : Uğraşmaya devam etmek. Çabalamaya devam etmek. İsteksizce çalışmak. Bir işte şevksiz bir şekilde çalışmak. İstemeye istemeye çalışmak. Didinmek. Bir işi hevessizce sürdürmek. Gönülsüzce çalışmak.

 

İngilizce Plug away at Türkçe anlamı, Plug away at eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Plug away at ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Hums : Vızıltı. Mırıldamak (şarkı). Vızıldamak. (şarkı) mırıldanmak. Hımlamak. Mırıltı. Mırıldanmak. Vızlamak. Vızıldama.

Bone up on a subject : (argo) bir konuyu kısa bir zaman içinde büyük çabayla incelemek. Kısa zamanda bir konuyu çalışıp öğrenmek. Çok çalışmak.

Hum : Seslendirmede filmdeki taneciklerden ileri gelen gürültü. sinema/tv. okumada, yükselteçten ileri gelen gürültü. elektrik devresindeki yinelenimin seslendirme araçlarındaki gürültüsü. tv. televizyonda, elektriksel imin görüntüde çizgi olarak beliren etkisi. Mırıltı. Mırıldamak (şarkı). Vızıldama. Uğultu. Uğuldamak. (şarkı) mırıldanmak. Vızır vızır çalışmak. Vınlamak. Hımlama.

Go to town : Hızlı çalışmak. Alem yapmak. Bol para harcamak. Şehre gitmek. Büyük bir gayretle çalışmak. Hovardalık etmek. Çok başarılı olmak. Kafasına göre takılmak.

Plugs : Reklamını yapmak (radyo). Ateş etmek. Dolgu yapmak. Tıpalamak. Vurmak. Yumruk atmak. Tıkaç. Tıkamak.

Mug : Maymunluk etmek. Enayi. Komik mimikler yapmak. Saldırmak. Çok çalışmak. Kupa. Fotoğrafını çekmek (emniyette). Saldırıp soymak. Zevzeklik etmek.

Grinds : Taşa tutmak. Ezmek. Rodaj yapmak. Bilemek. Sıkıştırmak. Gıcırdatmak. Kolunu çevirerek çalıştırmak. Ezilmek. Zımparalamak.

Go at it hammer and tongs : Son derece çetin bir mücadele vermek. Çok uğraşmak. Kapışmak. Dövüşmek. Var gücüyle çabalamak. Birbirini yemek. Saç saça başa kavga etmek. Şiddetle kavga etmek. Saç saça başa birbirine girmek.

Plug away at synonyms : beaver away, cram up, crams, swot, bone up on, swot up, mugs, work hard, hummed, grind, plug, cram, mugged, hit the books, bone up, work like a beaver, drum, hammer at.