Polarise türkçesi Polarise nedir

Polarise ingilizcede ne demek, Polarise nerede nasıl kullanılır?

Polarised : Ucaylanık. Kutuplaştırılmış. Polarize. Polarılmış. Kutuplanmış. Polarize edilmiş.

Polarised relay : Kutuplanmış röle.

Depolarise : Nötürleştirmek. Kutupluluğunu gidermek. Sarsmak. Kutuplaşmayı önlemek. Kutupsallığını önlemek. Altüst etmek. Depolarize etmek. Depolarize olmak.

Depolariser : Depolarizer. Ucaysızlaştırıcı. (britanya ingilizcesi) kutupluluğu kaldıran madde (depolarizer olarak da yazılır).

Unpolarised : (britanya ingilizcesi )polarize edilmemiş. Ucaysızlandırılmış. Kutuplanmamış (unpolarized olarak da yazılır).

Polaris : Kutupyıldızı. Atalet güdüm tertibatlı satıhtan atılabilen füze. Kutup yıldızı. Demirkazık. Kuzey yıldızı. Satıhtan satıha atılan bir füze. Katı yakıtlı bir füze. Kuzey kutbu yakınlarında görünen yıldız. Polaris nükleer harp başlıklı.

Aurora polaris : Kutup ışığı. Kutuplar yöresinde görülen yaygın ve donuk havayuvarı ışığı. Geceleyin kuzey bölgeleri gökyüzünde görülen ışık grupları. Kutup ışıkları.

Antenna polarisation : Anten ucaylarımı.

Polarisation : Kutuplaşma. Ucaylanma. Ucaylama. Uyarılabilir hücre zarında değişebilen elektriksel potansiyel farkının varlığı. Bir molekülün artı ve eksi yükünlerinin ayrı bölgelerde toplanması. kimi özdeklerin içinden geçen ışığın titreşimlerini belirli bir biçime sokması. akım altındaki bir elektrotun potansiyelinin karma potansiyelden sapması bir molekülün bir elektrik alanında yönlendirilmesi. Kutuplanma. Kimya, veterinerlik alanlarında kullanılır. Polarizasyon. Işığın emtia üzerindeki etkisi. Polarma.

 

Vertical polarisation : Dikey kutuplaşma. Verici dalgalığın düşey biçimde yerleştirilerek elektromıknatıs dalgaları düşey biçimde yaymasının sağlanması. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Düşey ucaylama.

İngilizce Polarise Türkçe anlamı, Polarise eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Polarise ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Modify : Bilgisayar, gitar, ekonomi alanlarında kullanılır. Azaltmak. Tamlamak. Tadil etmek. Değiştirmek. Değiştirme. Hafifletmek. Değişiklik yapmak. Biraz değiştirmek. Çalgıların genel görünümlerini veya bazı parçalarını kişiye özel olarak değiştirme.

Part : Kısmi. Bölüm. Elden çıkarmak. Parça. Bir tiyatro yapıtında oyuncunun canlandırdığı ya da gösterdiği kişiliği ortaya çıkaran, sözleri ve hareketleri içeren bütün. Taraf. Kısımlara ayırmak. Yan. Ayrılmak. Kopmak.

Polarizing : Polarize edici. Ucaylayıcı. Polarizan. Polarizasyon. Polarize eden. Polarma. Kutuplaştıran.

Separate : Ayrışmak. Yollarını ayırmak. Ayrıştırmak. Bireysel. Dağılmak. Ferdi. Ayrık. Genellikle süreli yayınlardaki yazıların ya da birden çok yazarı olan kitapların her bir yazara ait bölümünün yapıttan ayrı olarak basımı. Ayırmak.

 

Divide : Bölünmek. Paylaştırmak. Taksim etmek. Paylaşma, paylara ayırma. Kesmek. Kırışmak. Araları açık olmak. Ayırmak. Bölüştürmek. İkiye ayırmak.

Polarized : Kutuplaştırılmış. Kutuplanmış. Polarılmış. Polarize. Polarize edilmiş. Ucaylanık.

Alter : Başka türlü olmak. Hadım etmek (hayvan). Kısırlaştırmak. Değişmek. Değişiklik geçirmek. Değişiklik yapmak. Değişim geçirmek. Değiştirmek. Hadım etmek. Evirmek.

Polarise synonyms : polarizes, polarize, become polarized, change, disunite.