Policies türkçesi Policies nedir

Policies ile ilgili cümleler

English: His policies were too progressive.
Turkish: Onun politikaları çok yenilikçi idi.

English: He condemned those who opposed his policies.
Turkish: Onun politikalarına karşı olanları mahkûm etti.

English: The government's policies failed miserably.
Turkish: Hükümetin politikaları berbat bir şekilde başarısız oldu.

English: Clay did not agree with all of Adams's policies.
Turkish: Clay Adams'ın tüm politikaları ile aynı fikirde değildi.

English: The policies are quite clear.
Turkish: Politikalar oldukça açık.

Policies ingilizcede ne demek, Policies nerede nasıl kullanılır?

Acceptable use policies : Kabul edilebilir kullanım politikaları. Kabul edilebilir kullanım politikası. Bir internet erişim sunucusu üzerindeki kullanıcıların uyması gereken yönergeler.

Adjustment policies : Sabit kur sisteminde ödemeler bilançosunun çizgi üstü işlemlerinde ortaya çıkan bir açık veya fazlanın giderilmesi için hükümetce uygulanan harcama değiştirici ve harcama kaydırıcı politikalar. krş. harcama kaydırıcı politikalar, harcama değiştirici politikalar, otomatik denkleşme düzeneği. Ödemeler bilançosundaki bir fazlanın giderilmesi için hükümetlerin izlediği para politikaları. Maliye ve kur politikaları. Dış denkleştirme politikaları. Denkleştirme politikaları.

 

Agricultural support policies : Tarım destekleme politikaları. Tarımsal destekleme politikaları. Tarımsal ürünlerin sunum ve isteminin diğer kesimlere göre farklı özelliklere sahip olması nedeniyle hükümetlerin gerek üretici gelirlerinde gerekse ürün fiyatlarında istikrarı sağlamak amacıyla uyguladığı politikalar bütünü.

Contractionary expenditure policies : Bir ekonomide toplam istemi, reel geliri ve işlendirmeyi azaltmaya yönelik hükümet tarafından uygulanan daraltıcı maliye politikası ve daraltıcı para politikası. Harcama daraltıcı politikalar.

Credit tranche policies : Uluslararası para fonu üyesi ülkelerin her bir kredi dilimini kullanım koşullarına ilişkin düzenlemeler bütünü. Kredi dilimi politikaları.

Expenditure contractionary policies : Harcama daraltıcı politikalar. Bir ekonomide toplam istemi, reel geliri ve işlendirmeyi azaltmaya yönelik hükümet tarafından uygulanan daraltıcı maliye politikası ve daraltıcı para politikası.

Expenditures dampening policies : Bir ekonomide toplam istemi, reel geliri ve işlendirmeyi azaltmaya yönelik hükümet tarafından uygulanan daraltıcı maliye politikası ve daraltıcı para politikası. Harcama daraltıcı politikalar.

Expenditure reducing policies : Harcama azaltıcı politikalar. Harcama daraltıcı politikalar. Bir ekonomide toplam istemi, reel geliri ve işlendirmeyi azaltmaya yönelik hükümet tarafından uygulanan daraltıcı maliye politikası ve daraltıcı para politikası.

 

Policing : Zabıta. Polislik. Garnizonu temiz tutmak. Polislerle güvenliği sağlamak. Güvenliği sağlamak. Kontrol altında tutmak. Yönetmek. Polis faaliyetleri.

Expenditure changing policies : Harcama miktarını değiştirici politikalar. Harcama değiştirici politikalar. Gelir düzeyini etkileyerek toplam yurtiçi harcamaları azaltmaya veya artırmaya yönelik uygulanan para politikası veya maliye politikası.

İngilizce Policies Türkçe anlamı, Policies eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Policies ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Expedience : Belki doğru olmayan fakat elverişli bir çareye başvurma. Münasebet. Çare. Çıkar. Çıkar yol. Şahsi menfaat. Muvafıklık. Menfaat. Uygunluk.

Manners : Adap. Adabımuaşeret. Örf. Edep. Töre. Terbiye. Görgü. Ahlak.

Chariness : İhtiyat. Tetiktelik. Tedbirlilik. İhtiyatlı olma.

Course of action : Belirli bir konuda amaca ulaşmak için yapılması gereken işler bütünü. Davranış biçimi. Hareket şekli. Hareket hattı. Eylem planı. Sevk ve idare tarzı. Yol haritası. Hareket biçimi.

Polities : Hükümet şekli. Yönetim biçimi. Hükümet. İdare şekli. Devletin yönetim şekli. Yönetim. Kurumsal yapı. Hükümet biçimi. Devlet.

Force : Cebir. Kuvvet. Bilgisayar, fizik, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Baskı yapmak. Sıkıştırmak. Irzına geçmek. Çabuklaştırmak. Bir cismin durma ya da devinim durumunu değiştiren dış etken. (sı birimi newton'dur). İcbar etmek. Yükseltmek (fiyat).

Alphabet : Bir dilde kullanılan yazaçların sıralanmış tüm takımı. Abece. Bir dilin seslerini gösteren harflerin kararlaşmış bir sıraya göre dizilmiş takımı. okuma öğreneceklere harfleri ve okuma yolunu gösteren kitap. Alfabe. Çok uzun mahkumiyet. Bilgisayar, bilişim, eğitim, gramer alanlarında kullanılır. Bir dilin seslerini yazıya geçirmek için kullanılan işaretlerin tümü, itibari ve belirli bir sıraya konmuş harfler topluluğu. kaynaklandıkları asıllara göre köktürk alfabesi, uygur alfabesi, arap alfabesi, latin alfabesi, kiril alfabesi, ibrani alfabesi, çin alfabesi, japon alfabesi gibi alfabeler vardır. ayrıca belirli alfabe sistemlerine dayandırılarak geliştirilmiş milli alfabeler ve transkripsiyon alfabeleri vardır: latin alfabesi temelinde türk milli alfabesi, türk transkripsiyon alfabesi vb. Esaslar.

Bill : Liste. Denize uzanan kara parçası. Fatura. Balta (eski). Afişe etmek. Hesap pusulası. Gaga. Bono. Banknot.

Principles : Yöntem. Dürüstlük. Yol. Ahlak.

Forestallment : Önceden hareket etme. Umma. Boşa çıkma. Önceden harekete geçme. Engelleme. Engel olma. Önüne geçme. Zorla durdurma. Önleyici tedbir. Hüsran.

Policies synonyms : mutawa, european law enforcement organisation, royal canadian mounted police, mutawa'een, schutzstaffel, new scotland yard, posse comitatus, political relation, ss, manner, expedient, letter of exchange, expediences, caginess, constabulary, statesmanship, posse, draft, insurance certificate, policy, manoeuvre, behaviors, diplomacies, commercial paper, clampdown, manoeuvred, behavior, commercial papers, countermeasure, forehandedness, maneuvered, mounties, forethought.

Policies zıt anlamlı kelimeler, Policies kelime anlamı

Inactivity : Tesirsizlik. Etkisizlik. Hareketsizlik. Avarelik. Üşengeçlik. Durgunluk. Tembellik.