Pompa nedir, Pompa ne demek

Pompa; kökeni italyanca dilinden gelmektedir.

Gök bilimleri ve Uzay alanındaki anlamı:

Bir takımyıldızın adı.

Bilimsel terim anlamı:

[Bakınız: şişirgeç]

İngilizce'de Pompa ne demek? Pompa ingilizcesi nedir?:

antlia, ant (antliae)

Fransızca'da Pompa ne demek?:

pompe

Pompa hakkında bilgiler

Pompa, tulumba ya da basaç, sıvıları taşımak için kullanılan mekanik bir aygıttır. Sıvıyı düşük basınçtan yüksek basınca hareket ettirir ve bundan dolayı basınç içinde bir fark oluşturur.

MÖ 3. yüzyılda Arşimet tarafından tasarlanmıştır.mekanik kuvvetlerin fiziksel kaldırma veya sıkıştırma kuvveti ile maddeyi itmesi prensibini kullanarak çalışır.

genel olarak iki grupta toplamak mümkündür.

Bunların içinde maliyeti en düşük olan pompa tipi de santrifüj tipi Bunlardan ayrı olarak bir de özel dizaynlı pompalar vardır ki bunlara örnek olarak da, jet veya ejektörlü pompalar, elektromagnetik pompalar ve sıvı kumandalı pompalar verilebilir.

Pompa ile ilgili Cümleler

  • Karbüratör sorun değildi. Yeni bir yakıt pompasına ihtiyacın vardı.
  • Pompa iyi çalışmadı.
  • Arabama beş galon benzin pompaladım.
  • Ödünç alabileceğim bir tuvalet pompan var mı?
  • Pompayı tamir etmedin mi?
  • Tesisatçı boruyu boşaltmak için suyu dışarı pompaladı.
  • Bu kadar kötülük pompalanınca insan ister istemez kötü alışkanlıklara sahip olabiliyor değil mi?
  • Bu pompayı nasıl kullanacağımı bana gösterir misiniz?
  • Su tesisatçısı suyu borudan dışarı pompaladı.
 

Pompa kısaca anlamı, tanımı:

Benzin pompası : Benzinlikte araç depolarına benzin koyma ve verilen benzin tutarını gösterme aracı.

Devridaim pompası : Özel bir düzenekle suyun dönmesini sağlayan cihaz.

Gres pompası : Makine aksamını gresle yağlamak için kullanılan pompa.

Pompaj : Pompalama.

Pompalama : Pompalamak işi.

Pompalamak : Kızıştırmak, şiddetlendirmek, körüklemek. Pompa ile şişirmek, tulumba ile suyu çekmek veya vermek.

Pompalanma : Pompalanmak işi.

Pompalanmak : Pompalama işi yapılmak.

Pompalı : Pompası olan.

Pompalı silah : Pompası olan, içindeki mermiyi mekanik olarak veya basınçlı hava yardımıyla fırlatan silah.

Pompalı tüfek : Havanın sıkıştırılması ve basıncının artmasıyla patlayıcı madde atan silah.

Hava : Sonuçsuz, anlamsız, boş (durum, davranış, söz). Hava yuvarını oluşturan, bütün canlıların solunumuna yarayan, renksiz, kokusuz, akışkan gaz karışımı. Müzik aletlerinden çıkan ses perdesi. Tarz, üslup. Çevreyi kuşatan boşluk. Meteoroloji ile ilgili olayların bütünü. Durum, ortam, çevre, muhit, atmosfer, ambiyans. Çekicilik. Canlılar üzerindeki etkisine göre hava yuvarının durumu. Keyif, âlem. Müzik parçalarında tür. Gökyüzü. Esinti. Görünüş, davranış, söz vb. için bir kimsenin durumunu belirten özellik.

 

Akışkan : Akış özellikleri gözlenebilen (sıvı veya gaz), seyyal.

Aktarma : Bir kimsenin herhangi bir hakkını bir başkasına geçirmesini sağlayan iş, transfer. Bir yolcunun gideceği yere birkaç araç değiştirerek ulaşması. Bir oyuncunun topu kendi takımından bir başka oyuncuya göndermesi. Bir taşıttan başka bir taşıta geçme. Arıları bir kovandan ötekine geçirme. Alıntı. Aktarmak işi. Para aktarımı. Sürülmemiş tarlayı ilk veya ikinci kez sürme.

Makine : Herhangi bir enerji türünü başka bir enerjiye dönüştürmek, belli bir güçten yararlanarak bir işi yapmak veya etki oluşturmak için çarklar, dişliler ve çeşitli parçalardan oluşan düzenekler bütünü. Araba, otomobil. Bir alet veya taşıtın hareket etmesini sağlayan mekanizması.

Boşluk : Boş olan yer. Eksiklik, yoksunluk duygusu. Boş geçen süre. Oyuk, çukur, kapanmamış yer. Boş olma durumu. Kesinti, kopukluk.

Oluşturmak : Oluşmasını sağlamak, meydana getirmek, teşekkül ettirmek, tekvin etmek.

Alet : Bir makineyi oluşturan ve işlemesine yardım eden parçalardan her biri. Maşa. Bir el işini veya mekanik bir işi gerçekleştirmek için özel olarak yapılmış nesne. Bir sanatı yapmaya, uygulamaya yarayan özel araç.

Sıvı : Bulunduğu kabın biçimini alabilen ve üstü yatay bir düzlem durumuna gelebilen akışkan cisim, mayi, likit.

Pompadour üslubu : (Süsleme) bk. On beşinci Louis üslûbu.

Pompalak : Şişmanca.

Pompalama hareketi : Karın vurma.

Pompalayabilme : Pompalayabilmek işi.

Pompalayabilmek : Pompalama imkânı veya olasılığı bulunmak.

Pompara : Paylama : Pompara yedik.

Diğer dillerde Pompa anlamı nedir?

İngilizce'de Pompa ne demek? : [pomper] v. pump, draw out or move with a pump, inflate

n. pump, pomp, state, showiness

v. pump, draw up

Fransızca'da Pompa : pompe pneumatique

Almanca'da Pompa : n. Druckpumpe

Rusça'da Pompa : n. помпа (F), насос (M), нагнетатель (M)