Populating türkçesi Populating nedir

  • İskan etme.
  • İnsan yerleştirmek.
  • İskan.
  • Nüfusunu artırmak.
  • Yerleşim bölgesi haline getirmek.

Populating ingilizcede ne demek, Populating nerede nasıl kullanılır?

Depopulating : Nüfus azaltılması yoluna gitmek. Nüfusunu azaltmak.

Overpopulating : Var olan boş alan veya diğer kaynakların yeterliliğine bakmaksızın aşırı bir şekilde nüfüsü çoğaltmak. Aşırı iskan etmek. Aşırı insan yerleştirmek.

Repopulating : Yeniden insan yerleştirmek. Yeniden iskan etmek.

Population : İstatistikte, belirli bir özelliğe sahip bireylerin tümünün oluşturduğu topluluk. Kitle. Ahali. Biyoloji, coğrafya, eğitim, ekonomi, fizik, kimya, uzay, sosyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Şenlik. Belli bir ülke, alan ya da yerleşme biriminde yaşayan insanların sayısal toplamı. Halk. Kütle. Özdeş nesnelerim oluşturduğu topluluk. Kantitatif karakterler gibi bazı değişkenlerin ölçülmesi için örneklerin alındığı çok sayıda bireylerden oluşan grup; belli bir bölgede yaşayan bir türün bireyleri.

Population analysis : Uygulamalı araştırmalar yoluyla toplanan nüfus verilerinden yararlanarak yapılan bilimsel çözümlemelerden sonuç çıkartılması. Nüfus çözümlemesi. Yığılım çözümlemesi. Fizik, kimya alanlarında kullanılır. Özdecik yörüngeçleri bulunduktan sonra, eksicik dağılımını yörüngeçlerdeki öğeciksel katsayılar türünden veren cebirsel işlem.

 

Population dynamic : Belli bir ortamda tek bir türe ait bireylerin oluşturduğu topluluğun yapısını, gelişimini, değişimlerini ve nedenlerini araştıran ekolojinin alt dalı, demekoloji, popülasyon ekolojisi. Popülasyon dinamiği.

Population decrease : Nüfus azalması. Ölümlerin doğumlardan çok olması, kamusal kararlarla başka yerlere nüfus gönderilmesi ya da kendiliğinden göçler gibi nedenlerle bir ülke nüfusunun sayısal olarak azalması.

Population dansity : Nüfusla, bu nüfusun üzerinde yaşadığı toprakların yüzölçümü arasındaki oran. Nüfus yoğunluğu.

Population exchange : Nüfus değiş tokuşu. Mübadele. Nüfus mübadelesi. İki devlet arasında varılan anlaşma koşulları altında, karşılıklı olarak insan değiştirilmesi. Nüfus değişimi.

Population composition : Çoğa bileşimi. Çoğanın yaş, cins gibi belli ayrıtlara göre gösterdiği dağılım.

İngilizce Populating Türkçe anlamı, Populating eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Populating ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Populates : Oturmak. İskan etmek (bir yeri). Şeneltmek. Meskun kılmak. Bayındırlaştırmak. Yaşamak. Yerleştirmek. Belirli bir yerde yerleşmek.

Lodging : Kiralık ev. Mesken. Konut olarak kullanılan oda. Kalacak yer. Pansiyon. Geçici olarak oturulan yer. Han. Konaklayış.

Quarterings : Barınma. Konaklama. İbate. Dörde bölme.

Settlements : Sosyal dayanışma örgütü. Ödeşme. Ev. Yerleşim alanları. Barışma. Hesaplaşma. Koloni. Ödeme. Yatıştırma. Anlaşma.

 

Commorancies : İkamet. Bir yerde oturma.

Quartering : Dörde bölmek. Yerleştirmek. Araziyi köşe bucak aramak (köpek). Asker yerleştirmek. Dörde bölme. İbate. Barınma. Geceletmek. Konaklama.

Settlement : Uzlaşma. Olağan arıtma. Bağlanan gelir. Bir toplumsal kümenin ya da kalabalık bir nüfus topluluğunun, yaşamak ve ekonomik etkinliklerini sürdürebilmek için belli bir yeri seçmeleri eylemi. bu amaçlarla seçilip yerleşilen kent, kasaba, köy ya da daha küçük bir yer. bk. yerleşim yeri. Köy (iskan edilerek oluşturulan). Yerleşim. Ödeme. Nafaka bağlama. Anlaşma.

Peopling : Millet. Bir kimsenin yakınları. Yerleşme. Aile. Eller. Ulus. İnsanın, az çok ya da bütünüyle boş bir bölgeyi ele geçirerek işlemesi, canlandırıp şeneltmesi. Milletler.

Populate : Meskun kılmak. Yaşamak. Şeneltmek. Oturmak. Yerleştirmek. Bayındırlaştırmak. İskan etmek (bir yeri). Belirli bir yerde yerleşmek.

Settling : Yerleşme. Kıyı tortullarının ya da toprakların, tıkızlaşmasıyle bir yerin çökmesi, oturması. Oturma. Halletme. Çöktürme. Yerleşim. Posa. Hesap. Tasman.

Populating synonyms : home front, peopled, people, populated, overpopulation, commorancy, housing, inhabiting, grouping, group.