Positions türkçesi Positions nedir
Positions ile ilgili cümleler
English: Nouns, pronouns, verbs, adjectives, adverbs, articles, prepositions, conjunctions, and interjections are the parts of speech in English.
Turkish: İsimler, zamirler, fiiller, sıfatlar, zarflar, makaleler, edatlar, bağlaçlar, ve ünlemler İngilizcede konuşma parçalarıdır.
English: There are few high-ranking positions left open for you.
Turkish: Sizin için açık bırakılmış birkaç üst düzey pozisyon var.
English: Constellations can be a useful way to help identify positions of stars in the sky.
Turkish: Takım yıldızları gökyüzündeki yıldızların konumlarını tanımaya yardım etmek için faydalı bir yol olabilir.
English: All the positions are full.
Turkish: Bütün yerler dolu.
English: Hold your positions.
Turkish: Pozisyonunuzu koruyun.
Positions ingilizcede ne demek, Positions nerede nasıl kullanılır?
Positions of the arms : Kol duruşları. Klasik balede kolların belli olan çeşitli duruşları.
Firing positions : Mevzii alma. Silahların hedefe nişan alabileceği ve ateş edebileceği pozisyon. Ateş pozisyonu.
Fundamental positions : Temel ayak duruşları. Dansçının temel ayak duruşları beş çeşittir. bk. birinci, ikinci, üçüncü, dördüncü, beşinci ayak duruşları.
Graphic rating scale with positions : Tutumları ölçerken değerlendirmelerin ölçüm sürekliliğini simgeleyen ve belli başlı kesim noktalarını gösteren bir doğru üzerinde sayı ya da nitel terimlerden birinin belirtilerek yapılmasını gerektiren değerleme ölçeği. Yer belirtimli çizgeli ölçek.
Hardening of positions : Mevkilerin pekiştirilmesi. Mevkilerin sağlamlaştırılması.
Contrary propositions : Ters önermeler.
Algebra of propositions : Önermeler cebiri.
Compositions : Derleme. Anlaşma. Bileştirme. Dizgi. Eserdeki düzeltme. Tertip. Yapı. Beste. Bileşim. Yapıt.
Appositions : Ekleme. Koşuntu. Appozisyon (dilbilgisi terimi). Biraraya koyma. Eşleme. Bir araya koyma. Yanyana koyma. Yan yana koyma. İlave etme.
Decompositions : Dağılma. Analiz. Çürüklük. Bozulma. Alt gruplara ayırma. Ayrıştırma. İnceleme. Bozukluk. Ayrışma. Dekompozisyon.
İngilizce Positions Türkçe anlamı, Positions eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Positions ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Slot : Boşluk. Yerleştirmek. Yuva. Av izi. Yoluna koymak. Yiv. Yarık açmak. Geyik izi. Delik. Sıra.
Pitch : Taş döşemek (yol). İşportacı tezgahı. Fırlatmak. Sendelemek. Yalpalamak. Karakter sıklığı. Aşağıya meyletmek. Ziftlemek. Tezgah. Ses uzamı.
Presence : Varoluş. Yapı. Bulunuş. Varlık. Hazır bulunma. Protokol görevlileri. Orada bulunma. Bulunma. Kişilik.
Niching : Hücreye yerleştirmek. Duvarda oyuk (heykel vb için). Uygun yer. Heykel veya benzeri için oyuk. Duvardaki hücre. Oyuğa koymak. Uygun bir yere yerleştirmek. Hücre. Uygun yere koymak.
Par : Eşitlik. Kur. Denge. Başa baş. İtibari değer. Vasat. Başabaş olma. Yeterli. İtibari kıymet. Normal.
Command : Tepeden görmek. Komuta etmek. Kumanda. Hüküm sürmek. Kumanda etmek. Buyurmak. Bilgisayar, jimnastik alanlarında kullanılır. Telkin etmek. Buyruk. Cimnastikte, alıştırmaları yaptırmak için verilen kısa emirler.
Look in : Arama konumu. Kısa bakış. Arama yeri. Bakılacak yer. Kazanma şansı. Bak. Uğrama.
Conceiting : Kibirli. Kendini beğenme. Kendini beğenmişlik. Tafra. Kibir. Düşünce. Şımarıklık. Benlik. Kurum.
Advices : Akıl. Uyarı. Nasihat. Tavsiye. Tavsiyeler. Öğüt. Danışma.
Nobility : Asilzadelik. Soylular. Asılzadelik. Kibarlık. Soyluluk. Asalet. Yücelik. Asillik. Soylular sınıfı.
Positions synonyms : pole position, high ground, high profile, low status, social station, low class, legal status, high status, holy order, half staff, dignity, point, dominant, duty, geographical location, aspects, avis, lowliness, posture, appointment, exposure, abode, bastardy, niches, situation, height, bin, lay, setup, legem, file locations, propositions, pedestal.
Positions zıt anlamlı kelimeler, Positions kelime anlamı
Front : Yüz. -e bakmak. En ön yer. Önde yer alan. Örtübaşı. Öndeki. Bir örtünün en ileri sürüklenmiş kesimi. Cüret. Karşı olmak. Tavır.
Right : Sağdan. Gayet. Sağda. Telafi etmek. Haklı çıkarmak. Haklı. Doğru. Sağ. Yolunda. Hak.
Back : Arka çıkmak. Geriye. Geri. Geçmişe. Ters. Vazgeçmek. Geçmişte. Gövdenin, ense ile kuyruksokumu arasındaki ve ayrıca cimnastikte bir devinim grubunun alanı olan bölümü. Geride. Ciro etmek.
Positions antonyms : high status, low status, left, dominant, upper class, middle class, subordinate, lower class.

Bu kısımda Positions kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Positions ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Positions anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Positions ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.