Precipitates türkçesi Precipitates nedir

Precipitates ingilizcede ne demek, Precipitates nerede nasıl kullanılır?

Precipitate boundary : Çökelti sınırı.

Precipitate distribution : Çökelti dağılımı.

Precipitate morphology : Çökelti biçimseli. Çökelti morfolojisi. Çökelti biçimlenimi.

Precipitate phase : Çökelti evresi. Çökelti fazı.

Coherent precipitate : Bağdaşık çökelti. Koherent çökelek.

Semicoherent precipitate : Yarıbağdaşık çökelti.

Precipitated speech : Ses yuvarlanması. Birbirinden ayrı hecelerin karıştırılması ya da yitirilmesi; çabuk konuşmadan dolayı hecelerin birbiri üzerine kayması.

Precipitately : Telaşla. Alelacele. Paldır küldür. Apar topar. Acele bir şekilde. Aceleyle.

Precipitated calcium carbonat : Çöktürülmüş kalsiyum karbonat. Geçerli bir kalsiyum karbonat kaynağı olup en az % 33 kalsiyum içermesi zorunlu olan bir ürün.

Precipitated chalk : En az % 33 kalsiyum içermesi gereken bir kalsiyum karbonat kaynağı. Çöktürülmüş tebeşir.

İngilizce Precipitates Türkçe anlamı, Precipitates eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Precipitates ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Ginger : Canlılık. Dürtmek. Kızıl renk. Taba rengi. Kışkırtmak. Kızıl saç. Canlandırmak. Zencefil. Hız vermek.

Gingers : Kızıl renk. Dürtmek. Kızıl saç. Teşvik etmek. Canlandırmak. Hız vermek. Zencefil katmak. Dürtü. Kışkırtmak.

Accelerates : İvme vermek. Hız vermek. Çabuklaştırmak. Özendirmek. Hız kazandırmak. İvme kazandırmak. Hız kazanmak. Gaza basmak. Süratini artırmak. Canlandırmak.

Chuck : Sepetlemek. Torna bağlama aynası. Atma. İstifra etmek. Kusarak çıkarmak. Gıdaklama. Fırlatma. Savurmak. Fırlatmak. Çenesini okşama.

Bluster : Kabadayılık taslamak. Şiddetle esmek (rüzgar). Yüksekten atma. Sert esmek. Kabadayılık etmek. Boş tehdit. Yaygara. Bağıra çağıra konuşmak. Zart zurt etmek.

Beat down : Sermek. İndirmek. Vurmak (güneş vb.). Bastırmak. Azaltmak. Yere sermek. Bardaktan boşanırcasına yağmak. Fiyat kırmak. Pazarlıkta fiyat kırmak. Pazarlık edip fiyatı düşürmek.

Brags : Avurt zavurt etmek. Tafra satmak. Cart curt ötmek. Övünmek. Atıp tutmak. Palavra atmak. Böbürlenmek. Övmek.

Hectors : New york eyaletinde yerleşim yeri. Kabadayılık etmek. Sindirmek. Gözünü korkutmak. Kabadayı. Minnesota eyaletinde şehir. (birisini) sindirmek.

Deflating : Burnunu sürtmek. Söndürmek. Sabit fiyatlarla gayri safi milli hasılanın hesaplanması. Havasını boşaltmak. Yükselişe müdahele etmek. Gururunu kırmak.

Precipitates synonyms : cause to fall, cast aside, hectoring, catapults, cashiered, deduct, cast offs, precipitate, add wings to, set up, curtail, hastened, bragged, depresses, gravitate, detract, cashier, settle, chuck away, force the pace, cast out, bung, ginger up, curtails, precipitated, expediting, precipitating, gasconade, curtailing, axe, hold forth, effect, gingering.

 

Precipitates zıt anlamlı kelimeler, Precipitates kelime anlamı

Unhurried : Rahat. Telaşsız. Acelesiz. Sakin.

Rise : Yukarı kalkmak. Artış. Görünmek. Açılmak. Ayağa kalkmak. Yükselmek. Bilgisayar, uzay alanlarında kullanılır. İyileşmek. Yükseliş. Doğmak (güneş).

Ascend : Tahta çıkmak. Yükselmek. Ağmak. Yukarı çıkmak. Artmak. Tırmanmak. Çıkmak (tahta). Çıkmak. Ziyadeleşmek. Pesten tize geçmek (müzik terimi).