Primes türkçesi Primes nedir

  • Mükemmel şey.
  • Başlangıç.
  • Savunma duruşu.
  • En güzel zaman.
  • En nitelikli saclar.
  • Asal sayı.
  • Hayatın baharı.
  • Gençlik.
  • Olgunluk çağı.
  • İlk dönem.
  • Ana nota.

Primes ile ilgili cümleler

English: Every even number is the sum of two primes.
Turkish: Her çift sayı iki asal sayının toplamıdır.

Primes ingilizcede ne demek, Primes nerede nasıl kullanılır?

Prime a pump : Çalıştırmadan önce pompanın içine su akıtmak.

Prime cost : Asıl fiyat. Üretim maliyeti. Malın üretimi için gerekli işçilik ve ham madde maliyeti. Asıl maliyet. Temel maliyet. Direkt maliyet. Maliyet bedeli. Primer maliyet. Ön maliyet. Maliyet fiyatı.

Prime factor : Asal çarpan.

Prime field : Asal cisim.

Prime height : Üssü işareti yüksekliği.

Prime meridian : Başöğlen. Baş meridyen. Başlangıç öğleni. Londra'da greenwich gözlemevinden geçen ve öteki öğlen çemberlerini sıralamakta başlangıç sayılan öğlen. Yer yuvarlağı ya da gökküresi üzerinde tanımlanan boylamlar için başlangıç kabul edilen bir öğlen. Greenwich'te 0°den geçen boylam. Başlangıç meridyeni. Esas meridyen. Coğrafya, uzay alanlarında kullanılır. Sıfır meridyen.

Prime time : Başlangıç zamanı. İzlenme oranının en yüksek olduğu zaman (televizyon terimi). Televizyonun en çok izlendiği saatler.

 

Prime the pump : Canlandırmaya çalışmak. Önayak olmak. Devlet çeşitli yatırımlarla ekonomiyi canlandırmaya çalışmak. Çeşitli yatırımlar yaparak ekonomiyi canlandırmaya çalışmak. Teşvik etmek.

Prime number : Asal sayı.

Prime minister : Hükümet başkanı. Başbakan. Başvekil. Başnazır.

İngilizce Primes Türkçe anlamı, Primes eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Primes ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Commencements : Bidayet. Başlama. Diploma töreni.

Departure : Yenilik. Ölüm. Sapma. Kıpırdatma. İnhiraf. Bir parçanın yavaşlık veya çabukluk derecesi. Gidiş. Yola çıkma. Ayrılma.

Thuggery : Haydutluk. Katillik. Eşkiyalık. Eşkıyalık. Adam öldürme.

Committal : Cezaevine gönderme. Söz. Hapse atma. Teslim etme. Teslim etmek. Sevketme. Akıl hastanesine gönderme. Hapse gönderme. Taahhüt. Suç işleme.

Ideal : Düşüncel. Erek. İdeal. Hayali. Kusursuz. Eğitim, sosyoloji alanlarında kullanılır. Toplum yaşamının türlü alanlarında insan eylem ve etkinliklerinin ulaşmayı amaçladığı, tasarım-sal yetkin erek. İnsan bilinçliliğinin, nesnel olguları öznel tasarımlar, kavramlar, düşünceler biçiminde yansıtması niteliği. Mükemmel. Ülkü.

Commission : Hizmete sokmak. Mahvetmek. Görev. Sipariş vermek. Aracı ödeneği. Bir ticari işlemin gerçekleştirilmesine aracılık eden kişiye hizmeti karşılığında işlem tutarının belli bir oranında yapılan ödeme. Memur etmek. Ismarlamak. İktisat, ekonomi alanlarında kullanılır. Terfi.

Summer : Yazla ilgili. Yaz boyunca beslemek (sığır vb.). Kuzey yarımyuvarında yılın 21 haziranla 23 eylül günleri arasında kalan bölümünü kapsayan iki ana mevsimden biri. Yazlık. Yaz mevsimi. Refah dönemi. Gençlik çağı. Haziran, temmuz, ağustos aylarını içine alan zaman aralığı (kuzey yarımküre için). gökbilimde 22 haziran ile 23 eylül arası. Yazı geçirmek.

 

Dews : Şebnem. Çiylenme. Damlacık. Çiy. Jale. Tazelik. Çiy damlaları. Islatmak. Nem.

Juvenile : Genç. Temel olarak ergin bireylere benzeyen fakat henüz eşeysel olgunluğa erişmemiş olan genç bireyler. Delikanlı. Genç erkek rolü. Otuz yaşına kadar olan erkeklerin canlandırabileceği rol. Juvenil. Çocuksu. Çocuk. Olgunlaşmamış.

Primes synonyms : regulatory offense, tazir crime, cybercrime, vice crime, differential cost, had crime, incremental cost, statutory offence, evildoing, victimless crime, statutory offense, regulatory offence, prime number, transgression, cradles, key note, misdemeanor, fraud, snorters, monetary value, criminal offense, war crime, infringement, cardinal number, summering, beginning, generators, juvenescence, agelessness, transcendental number, keynoted, dewed, da capo.

Primes zıt anlamlı kelimeler, Primes kelime anlamı

Expensiveness : Pahalılık.

Inexpensiveness : Fazla pahaya patlamama durumu. Düşük fiyatlı olma durumu. Pahalı olmama durumu. Ucuzluk. Ucuz olma durumu.

Last : Çekmek. Ölüm. Herkesten sonra. Son olarak. Sonuncu. Ayakkabı kalıbı. Devam etmek. Bozulmamak. Yetmek. Son.