Prisons türkçesi Prisons nedir

Prisons ile ilgili cümleler

English: Prisons aren't enough.
Turkish: Cezaevleri yeterli değil.

English: Ali escaped from several prisons.
Turkish: Ali birkaç hapisten kaçtı.

English: In the U.S., there are more prisoners than there is jail space for them. So the prisons are overcrowded.
Turkish: Amerika'da hapishanede mahkumlar için ayrılan yer mahkumlara yeterli değildir.Bu yüzden hapishaneler çok kalabalıktır.

Prisons ingilizcede ne demek, Prisons nerede nasıl kullanılır?

Imprisons : Hapsetmek. Sınırlamak. Hapse atmak. Tutuklamak. Yasaklamak. Hapse koymak. Mahpusluk. Mahkum etmek.

Prison breaker : Cezaevi firarisi. Hapisten kaçan tutuklu. Firari. Hapishane kaçağı. Hapishane kaçkını.

Prison education : Cezaevi eğitimi. Cezaevinde yaşayan hükümlülere iyi birer yurttaş olmak için gerekli genel bilgileri kazandırmak, ceza sürelerinin bitiminde onların hem kişisel hem de iş ya da meslek yönünden topluma kolayca uymalarını sağlamak amacıyla düzenlenen etkinlikleri kapsayan eğitim.

Prison school : Cezaevi okulu. Bir cezaevinin içinde örgütlenen ve o cezaevinde bulunan hükümlülerin eğitimiyle görevlendirilmiş olan okul.

Prison teacher : Belli bir programa göre cezaevindeki suçlulara ders vermek ve onları eğitmekle görevli öğretmen. Cezaevi öğretmeni.

 

In prison : Hapiste. İçerde.

Be released from prison : Hapishaneden bırakılmak. Cezaevinden salıverilmek. Serbest bırakılmak. Cezaevinden tahliye edilmek.

Maximum security prison : Maksimum güvenlikli cezaevi.

Breach of prison : Hapisten kaçma. Hapishaneden kaçma.

Be sent to prison : Hapse atılmak. Hapse girmek.

İngilizce Prisons Türkçe anlamı, Prisons eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Prisons ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Penitentiaries : Kilise mahkemesi başkanı rahip. Pişmanlığa ait. Islahevi.

Calaboose : Küçük hapishane.

Den : Uğrak. Yatak. Çıkmaz. İn. Mağara. Zor durum. Çalışma odası. Karanlık oda. Sığınak.

Jailing : Hapse atma. Hapsetmek. Tutuklama. Tutuklamak.

Cellblock : Cezaevindeki hapis hücreleri bölümü.

Dog house : Gözden düşme. Harman atma ağzı.

Coops : Kümes. Kafeslemek. Kapamak. Kafes. Tıkmak. Kooperatif. Kümese sokmak.

Incarcerations : Sıkışma. Sıkıştırma. Enkarserasyon. Tutuklama. Kapatma. İnkarserasyon. Hapsedilme. Boğma.

Centesis : Delinme. Delme.

Misdirect : Yanlış adrese göndermek. Jüriyi yanlış bilgilendirmek. Yanlış yol göstermek. Hedef şaşırtmak. Yanlış yere göndermek. Yanlış yönlendirmek. Yanlış yola sokmak. Yanıltmak. Hedefi şaşırtmak. Yanlış yön göstermek.

Prisons synonyms : prison house, correctional institution, coolers, immurement, gaoling, goal, ward, boring, debase, imprisonments, choke, confinements, cooped, gaol, penal institution, cavum, eyeholes, confining, impoundment, bastille, cavity, bores, clink, subvert, bored, impoundage, impoundments, prison, cooping, custody, bridewell, lockup, vitiate.

Prisons zıt anlamlı kelimeler, Prisons kelime anlamı

Constructiveness : Verimlilik. Yapıcılık. Yardımseverlik. Olumluluk. Yaratıcılık.