Proofread türkçesi Proofread nedir

  • Prova tashih etmek.
  • Düzeltme yapmak.
  • Yazım hatalarını denetlemek.
  • Provaları düzeltmek.
  • Prova okumak.
  • Yanlışları düzeltmek.
  • Düzeltmek.
  • Yazım hatalarını bulup düzeltmek.
  • Provasını okumak.
  • Prova tashih etmek (daktilo terimi).

Proofread ile ilgili cümleler

English: Ali proofread my manuscript.
Turkish: Ali el yazmamın hatalarını düzeltti.

English: I asked Tom to proofread my report.
Turkish: Tom'un raporumu düzeltmesini istedim.

English: Did you proofread these?
Turkish: Bunları düzelttin mi?

English: Ali asked me to proofread his essay.
Turkish: Ali benden denemesini tashih etmemi istedi.

English: He proofread my manuscript.
Turkish: O benim yazımı düzeltti.

Proofread ingilizcede ne demek, Proofread nerede nasıl kullanılır?

Proofreader : Düzeltici. Düzeltici (daktilo terimi). Musahhih (daktilo terimi). Düzeltmen. Hataları bulan. Musahhih.

Proofreaders : Düzeltici. Musahhih. Düzeltmen. Musahhih (daktilo terimi). Düzeltici (daktilo terimi). Hataları bulan.

Proofreading : Düzelticilik. Dna eşlenmesi sırasında yeni ipte bulunması muhtemel yanlış nükleotitlerin belirlenmesi ve düzeltilmesi amacıyla, sentezlenen yeni dna ipinin dna polimeraz enzimi tarafından yeniden okunması. Düzeltme okuması. Düzeltme. Prova okuma. Redaksiyon.

 

Proofreads : Düzeltmek. Provaları düzeltmek. Düzeltme yapmak. Prova tashih etmek. Yazım hatalarını denetlemek. Prova tashih etmek (daktilo terimi). Provasını okumak. Prova okumak. Yazım hatalarını bulup düzeltmek.

Proof by induction : Tümevarımla tanıt. Tümevarımla ispat.

Proof reading : Protein ve nükleik asit sentezindeki hataları düzelten mekanizma. dna'nın replikasyonu sırasında yeni ipliğe tamamlayıcı olarak giren bazların kontrolü, yani bir çeşit matbaa dizgisinin provasının okunması olayı. eğer tamamlayıcı olmayan bir nükleotit yeni ipliğe girer ve bir prova okuma sırasında görülürse hemen çıkarılır. Prova okuma. Düzeltme okuması.

Proof positive : Kesin bir delil. Son deneme. Kesin delil. Kati delil. Kesin deliller. Kesin kanıt. Son test.

Fitting proof against water jets : Püskürtülmüş, fışkırtılmış sulardan korunmuş olarak çalışmasını sağlayacak parçaları olan ışıklık. Su geçirmez ışıklık.

Fire proof clothing : Yanmaz elbise. Yangına dayanıklı elbise. Alevlere dirençli kıyafet.

Proof total : Kanıtlayıcı toplam.

İngilizce Proofread Türkçe anlamı, Proofread eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Proofread ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Ameliorates : Geliştirmek. İyileşmek. Gelişmek. İyileştirmek. Düzelmek. Islah etmek. Ondurmak. Abat eylemek.

Adjust : Belirlemek. Uyum göstermek. Hizaya getirmek. Ayarlama. Parlamak. Düzenine koymak. Ayar çekmek. Bilgisayar, uzay, veterinerlik alanlarında kullanılır. Uydurmak.

Amending : Değişmek. Değiştirme. İyileşmek. Düzelmek. Değiştirmek (kanun vb). İyileştirmek.

 

Read : Kıraat etmek. Eğitimini görmek. Okuma. Anlamına gelmek. Sökmek. Göstermek. Okunmak. Çözmek. Çıkarmak.

Arrange : Halletmek. Bitirmek. Kararlaştırmak. Hazırlamak. Düzenlemek (toplantı). Düzenli bir şekilde yerleştirmek. Hazırlanmak. Uyuşmak. Yapıt yaratmak.

Retouch : Düzeltme. Tashih etme. Rötuş yapmak. Rötüş etmek. Rötuş yapma. Rötuş etmek. Rötuş. Rötuşlama. Rötüş yapmak.

Bettering : Daha iyi yapmak. İyileştirmek. Düzelme. Geçmek. Geliştirmek.

Retouched : Rötuş yapılmış. Rötuş yapmak.

Ameliorating : Geliştirmek. Islah etmek. Ondurmak. İyileşmek. Abat eylemek. Gelişmek. Düzelmek. İyileştirmek.

Betters : İyileştirmek. Geliştirmek. Daha iyi yapmak. Geçmek.

Proofread synonyms : see to it, better, calibrates, ensure, make corrections, calibrate, control, assure, proofreads, insure, ameliorate, adjusts, retouches, proof, amended, arranges, amend, ascertain, ameliorated, check, see, touch up.