Prospective türkçesi Prospective nedir
- Umulan.
- Olası.
- Beklenen.
- Muhtemel.
- İleriye dönük.
- Gelecekteki.
- İleriye yönelik.
- Prospektif.
- Müstakbel.
- Niyetli.
Prospective ile ilgili cümleler
English: The company invited their prospective customers to the party.
Turkish: Şirket, olası müşterilerini partiye davet etti.
Prospective ingilizcede ne demek, Prospective nerede nasıl kullanılır?
Prospective buyer : Muhtemel alıcı. Beklenen müşteri. Bir malı henüz satın almamış, ancak satın alması beklenen gerçek veya tüzel kişi. Potansiyel alıcı.
Prospective customers : Almaya niyetli müşteriler.
Prospective demand : Potansiyel istem. Bir malın potansiyel alıcılarının oluşturduğu istem. bk. imgesel istem.
Prospective firm : Bir piyasaya henüz girmemiş ancak girmesi beklenen satıcı. Potansiyel satıcı.
Prospective seller : Potansiyel satıcı. Bir piyasaya henüz girmemiş ancak girmesi beklenen satıcı.
Prospectively : Muhtemel şekilde. Geleceğe dair. Geleceğe dair beklenti sahibi olarak.
Prospection : Maden araştırma.
Magnetic prospecting : Manyetik arama.
Prospecting : Arama. Araştırma. Araştırması (müşteri). Ümit vermek (maden). Maden aramak. Maden arama. Araştırma yapma. Maden araştırma. Prospeksiyon. İnceleme.
Electrical prospecting : Elektriksel inceleme. Elektrikli arama.
İngilizce Prospective Türkçe anlamı, Prospective eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Prospective ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
In all likelihood : Çok mümkündür. Büyük bir olasılıkla. Büyük ihtimalle. Neredeyse kesin. Büyük olasılıkla. Büyük bir ihtimalle. En iyi ihtimalle.
Forwards : Öne. İleri doğru. İleriye doğru. İleri. İleriye.
Incidental : Rastlantısal. Önemsiz olay. Arızi. Özgü. Tesadüfen meydana gelen. Tesadüfi. İsteğe bağlı. Küçük. Küçük ve önemsiz.
Earthly : Dünyevi. Olanaklı. Akla yatkın. Mümkün. Dünyaya ait. Olabilecek. Maddi. Ayakları yere basan.
Eventual : Sonraki. Nihai. Sonuç olarak. Er geç olan. En sonunda olan. En sonraki. Son olarak. Sonunda olan.
In the air : Kararlaştırılmamış. Boşlukta kalmış. Ortalıkta dolaşan. Herkesin aklında. Havada. Kritik noktada. Havada kalmış. Askıda. Karara bağlanmamış.
A priori : Eğitim, fizik, kimya, sosyoloji alanlarında kullanılır. Deneyden önce. Öncül. Bir denemeye girişmeden us yolu ile ileri sürülen yargı. Hiç bir gözlem ve deneye dayanmayan. deney öncesi. Öncüllerden sonuç olunan. A priyori. Olay öncesi duruma dayalı analiz. Fizik, kimya olaylarını denemsel yollarla değil, ana ilke ve yasalardan, kesin matematiksel tümdengelimlerle bulmaya ilişkin.
Fasting : Aç karnına. Perhiz. Oruçlu. Oruç tutma. Oruç. Kutsal sayılan günlerde ve zamanlarda, erginleme törenlerinde, kimi büyüsel işlemlerde, belirli bir süreyi gerektiren yeminlerde, ya bütün gün hiç bir şey yememe ya da belirli şeyleri yemeden, içmeden kaçınma. Açlık.
Potential : Uzaklığa göre türevi, ters yönde kuvveti veren işler. Güç. Gizil. Fizik, kimya alanlarında kullanılır. Gizil(lik). Kütle çekimi gibi bir kuvvet alanı içinde bulunan birlim kütleyi sonsuzdan, belirli bir noktaya getirebilmek için gerekli işle ölçülen erke değeri. Gerilim. Gizli güç. Erkil. Potansiyel.
Prospective synonyms : no contingency, contingently, rewarding, minded, likeliest, on the cards, intent, possible, feasible, likelier, forecasted, apt, future, foregone, forward looking, purposeful, expectative, earthlier, estimated, earthliest, unborn, due, awaited, contingent, expected, likely, inevitable, anterograde, meaning, disposed, expectable, forward, fastings.
Prospective zıt anlamlı kelimeler, Prospective kelime anlamı
Past : Eski. Geçen. Uzağında. Dilb.geçmiş. -den sonra. Olmuş. Bir kimsenin geçmişi. Geçe. Sona ermiş. Yanından geçerek.
Present : Fiilin gösterdiği oluş ve kılışın içinde bulunulan zamanda yapıldığını ve süregelmekte olduğunu gösteren zaman. bk. şimdiki zaman kipi. Sunmak. Hediye. Adamla getirtme. Bugünkü. Bir filmi gösterici yardımıyla görüntülük üzerine yansıtarak izlenmesini sağlamak; gösterimi gerçekleştirmek. Tanıtmak. Takdim etmek. Tanıştırmak. Vermek.
Retrospective : Geriye dönük. Önceki olayları kapsayan. Geçmişe yönelik. Anma gösterisi. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Geçmişi de kapsayan. Geçmişe ait. Geçmişle ilgili. Geçmişe etkili. Önceyi kapsayan.
Prospective ingilizce tanımı, definition of Prospective
Prospective kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Furnishing a prospect. View. Perspective. Of or pertaining to a prospect. The scene before or around, in time or in space. Prospect.

Bu kısımda Prospective kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Prospective ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Prospective anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Prospective ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.