Prosthesis türkçesi Prosthesis nedir

  • Önses ilavesi.
  • Protezler.
  • Takma organ.
  • Ön türeme.
  • Önses ilavesi (dilbilgisi terimi).
  • Protez.
  • Öntüreme.
  • Yapay uzuv takma.
  • Sakat bir yere suni uzuv ilavesi.

Prosthesis ingilizcede ne demek, Prosthesis nerede nasıl kullanılır?

Ocular prosthesis : Göz protezi.

Trachial prosthesis : Trakel şok durumunda soluk borusunun normal genişlikte kalmasını sağlayacak sentetik materyaller. lümenin içine veya dışına uygulanabilmektedir. Trake protezi.

Ocular prosthes : Oküler protez. Çıkarılan gözün yerine estetik amaçla konulan yapay göz.

Prostheses : Takma organ. Öntüreme. Önses ilavesi (dilbilgisi terimi). Protez.

Prosthetic : Öne ekleme. Proteze ilişkin. Prostetik.

Prosthodontist : Protez uzmanı. Prostodontist.

Prosthodontia : Takma dişçilik.

Prosthetics : Protezcilik.

Prosthodontics : Takma dişler. Takma diş. Prostodonti. Protez diş. Takma dişçilik.

Prosthetic group : Bir proteine kovalent olarak bağlanmış, diyalizle uzaklaştırılması mümkün olmayan ve proteinin etkinliği için gerekli olan bir metal iyonu veya organik bir bileşik. Prostetik küme. Prostetik grup. Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Bileşik proteinlerin içerdiği aminoasit yapısında olmayan bileşik. Birçok enzimlerde olduğu gibi, genellikle aktif merkezin bir kısmını oluşturan proteine sıkıca bağlı, diyalizle uzaklaştırılamayan, protein olmayan flavin, metal iyonları gibi kimyasal maddeler.

 

İngilizce Prosthesis Türkçe anlamı, Prosthesis eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Prosthesis ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Leg : Ara. Koşmak. Yan kulisleri maskelemekte kullanılan çerçeve. Ayak (mobilya veya pergel). Üçgenin taban olmayan kenarı. Basamak. Yan perde. Hızlı yürümek. Bacak. Kadem.

Prothesis : Ön ses türemesi. Kilisede üzerinde ekmek ve şarabın hazırlandığı küçük masa veya sehpa. Türkçede r, l, n gibi ünsüzler ile kelime başlamadığı ve ön seste çift ünsüz de bulunmadığı için, yabancı dillerden geçmiş bu nitelikteki kelimelerin söz konusu ünsüzlerini ön ses durumundan kurtarmak üzere, kelime başına aslında olmayan bir ünlünün eklenmesi olayı. r- ve l- ünsüzleri ile başlayan kelimelerdeki türemeler genellikle ağızlarda görülür: ratna > uyg. erdini "cevher"; anad. ağzl. raf > ıraf; rişte > erişte; recep > irecep; rus > urus; rum > urum; rüzgar > örüzgar / ölüzgar; lazım > ilazım; limon > ilimon; leş > ileş; yun. anahtar > nahtar > inahtar "anahtar"; station > istasyon; scarpine > iskarpin vb. Seslerin özelliklerine veya birbirleri ile birleşme koşullarına bağlı bazı nedenlerle kelime başında bir ünsüz veya ünlünün belirmesi olayı: fr. station > istasyon; in. steam > istim; rus > urus; lazım > ilazım; far. aveng > hevenk; ur- > vur-; lat. skala > iskele; ayva > hayva; ılı- > yılı-; ilet- > yilet- vb. bu olay genellikle yabancı kökenli sözler için ve ağızlarda ağırlıklıdır.

 

Replacement : Ardaşma. Değiştirme. Bir şeyin yerine başka birşeyi koyma. Eski yerini alma. Bir kimyasal birleşimde ya da bir buzsulda bir öğenin, başka birinin yerini aknası. Yedek. Replasman. Fizik, ekonomi, veterinerlik alanlarında kullanılır. Yerine geçen kimse. Çoğabilimde bir doğurgan yaş öbeğinin yerini yeni bir öbeğe bırakarak kendini yinelemesi.

Pegleg : Osteomalasi. Tahta bacak.

Replacements : Yerine geçen kimse. Yedek. Değiştirme. Yerine koyma.

Peg : Kazık çakarak sabitlemek. Ağaç çivi ile çakmak. Saptamak. Sabit tutmak (fiyat veya ücret vb'ni). Ağaç çiviyle çivilemek. Kanca. Dondurmak (ücret veya fiyat). Belirlemek. Çivilemek. Mandallamak.

Obturator : Engelleyen veya zorlaştıran şey. Tıkayan kimse veya şey. Gaz paftası. Obturatör. Teşdit tertibatı. Kapatan kimse veya şey. Tıkaç.

Restorative : Güçlendiren. Sağlık veren. Eski durumuna getiren. Güç veren (ilaç veya gıda). İnsana enerji verip canlandıran madde. İyileştirici yiyecek. Canlandırıcı. Yeniden kazandıran (sağlık veya güç vb'ni). Güçlendirici. Kuvvet şurubu.

Corrective : Islah edici şey. İslah edici. Yatıştırıcı. Islah edici. Düzeltici. Giderici. Çare. Düzeltici şey.

Wooden leg : Tahta bacak.

Prosthesis synonyms : prosthetic device, prostheses, implant, glass eye.

Prosthesis ingilizce tanımı, definition of Prosthesis

Prosthesis kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Called also prothesis. The addition to the human body of some artificial part, to replace one that is wanting, as a log or an eye.