Protectionist foreign trade policy türkçesi Protectionist foreign trade policy nedir
- İktisat alanında kullanılır.
- Devletin dış ticarete müdahale ederek yerli üreticileri dış rekabet karşısında korumaya yönelik izlediği dış ticaret politikası.
- Korumacılık.
Protectionist foreign trade policy ingilizcede ne demek, Protectionist foreign trade policy nerede nasıl kullanılır?
Protectionist : Koruyucu. Himayeci. İthal mallarını ağır vergilendirme yanlısı. Hami. Korumacı. Korumacılık yanlısı.
Foreign : Dıştan gelme. Yabancı madde. Ülke dışı. Bir maddede kendisinden başka bulunan her türlü madde. Ecnebi. Yabancı. Yurtdışı. Dış. Yurt dışı.
Trade : Ticaret yapmak. Almak. Kar elde etmek amacıyla yapılan alım satım etkinliği. İşlenmemiş, işlenmiş, yapılmamış, taşınır, durağan mal alım ve satımı. kira ve kiralama, çeşitli olaylarda gerçekleşen kırılma ve dökülmenin onarımına, uğraşı edinilmek koşuluyla seyretme, eğlence yerleri açarak çalıştırma ve benzeri kazanç sağlayacak işlerle uğraşma. Özdeksel gereksinme ve zorunlukları karşılamak için el ve araçla yapılan iş. el uzluğu isteyen işler. Alışveriş. Zanaat. Sanat. Tecim. İş yapmak.
Policy : Prensip. Siyaset. İlke. Davranış biçimi. Sigorta sözleşmesi. Politika. Belirlenen amaç veya hedeflere ulaşmaya yönelik karar ve eylemler bütünü. Tedbir. Poliçe. Plan.
Free foreign trade policy : Serbest ticaret politikası. Onsekizinci yüzyılda merkantilizme tepki olarak doğan, a. smith ve d. ricardonun öncülüğünü yaptığı serbest ticaret kuramlarına dayanan politika. Serbest dış ticaret politikası.
Eu common trade policy : Ab ortak ticaret politikası.
Free trade policy : Serbest ticaret politikası. Onsekizinci yüzyılda merkantilizme tepki olarak doğan, a. smith ve d. ricardonun öncülüğünü yaptığı serbest ticaret kuramlarına dayanan politika.
İngilizce Protectionist foreign trade policy Türkçe anlamı, Protectionist foreign trade policy eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Protectionist foreign trade policy ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Protectionism : İktisat, ekonomi alanlarında kullanılır. Himayecilik. İthal mallarını ağır vergilendirme. Yabancı mallara ağır gümrük vergileri uygulayarak yerli ekonomiyi koruma yöntemi. Koruyuculuk. Koruma yöntemi. Yerli ekonomiyi koruma yöntemi. Yerli yapım ve tarım çalışmalarını güçlendirmek ve bunların yabancı ülkelerdeki benzer ve eşitleriyle yarışabilmelerini sağlamak amacıyla yabancı mallara ağır gümrük vergisi ve benzeri vergiler uygulama.
A pass through certificate : Taşınmaz rehniyle sağlanmış bir kişisel alacak karşılığında alacak sahibi finansal kurum tarafından çıkarılan değerli kağıt. Tutsat senedi.
A group shares : Şirkete sonradan ortak olanlardan farklı olarak, şirketin ilk kurucularına genellikle kara iştirak ve oy kullanmayla ilgili haklar veren ayrıcalıklı hisse senedi türü. A grubu hisse senedi.
Ability to pay approach : Bireylerin, devlet harcamalarının finansmanına, elde ettikleri gelir düzeyiyle orantılı olarak vergilendirilmeleri yoluyla katılmalarını ifade eden ve adam smith tarafından geliştirilen vergileme yaklaşımı. krş. yararlanma yaklaşımı. Güç yaklaşımı.
Abnormal budget receipts : Olağanüstü bütçe harcamalarını karşılamak için, söz konusu dönemde ek harç, vergi ve borçlanma gibi yollarla elde edilen gelir. Olağanüstü bütçe geliri.
Abnormal budget : Olağan bütçeden ayrı bir belge olarak hazırlanan ve kabul edilen, her yıl tekrarlanmayan ve olağanüstü nitelik taşıyan harcama ve gelirleri gösteren özel bir bütçe. Olağanüstü bütçe.
A shift in supply : Üreticilerin mal sunumunu etkileyen fiyat dışındaki değişkenlerde ortaya çıkan değişme sonucu sunumun artması veya azalması diğer bir deyişle sunum eğrisinin sağa (aşağıya, güneydoğuya) veya sola (yukarıya, kuzeybatıya) kayması. krş. sunumun sağa kayması, sunumun sola kayması. Sunum kayması.
A shift in demand : Tüketicilerin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu istemin artması veya azalması diğer bir deyişle istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması. İstem kayması.
Ability rent : Yetenek rantı. Özel yeteneklere sahip olan kişilerin üretime katkılarının üstünde elde ettikleri kazanç fazlası. krş. kıtlık rantı.
Abolition of forced labour convention : Zorla çalıştırmanın yasaklanması sözleşmesi. Zorla ya da zorunlu çalıştırmanın herhangi bir biçiminin siyasal zorlama ve eğitme, siyasal ya da ideolojik görüşlerin açıklanması nedeniyle cezalandırma, işgücünü harekete geçirme, çalışma disiplinini sağlama, ayrımcılık ve işbırakımını, katılanları cezalandırma aracı olarak kullanılmasını yasaklayan, 1957 yılında kabul edilen temel uluslararası çalışma sözleşmelerinden birisi.
Protectionist foreign trade policy synonyms : a change in demand, a change in supply, ability to pay principle, a shift in individual demand, a type mutual funds, abnormal budget expenditures, a change in individual demand.

Bu kısımda Protectionist foreign trade policy kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Protectionist foreign trade policy ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Protectionist foreign trade policy anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Protectionist foreign trade policy ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.