Provoking türkçesi Provoking nedir

  • Kudurtan.
  • Kışkırtma.
  • Çıkaran.
  • Neden olan.
  • Katlanılmaz.
  • Darıltıcı.
  • Can sıkıcı.
  • Uyandıran.
  • Çekilmez.
  • Cansıkıcı.
  • Kışkırtan.

Provoking ile ilgili cümleler

English: The boy, upon seeing a butterfly, proceeded to run after it, provoking the anger of his mother, who had ordered him to stay quiet while she gossiped with the lady next door.
Turkish: Çocuk kelebeği gördüğünde, onu kovalamaya girişti, bitişikteki bayanla sohbet ederken ona sessiz kalmasını söyleyen annesini kızdırdı.

English: This is a thought provoking book.
Turkish: Bu, zihin açıcı bir kitap.

English: Ali seems to enjoy provoking arguments.
Turkish: Ali tartışmaları provoke etmeyi seviyor.

English: He deliberately kept on provoking a confrontation.
Turkish: O, kasıtlı olarak bir çatışmayı provoke etmeye devam etti.

English: I'm not provoking their daughters.
Turkish: Ben onların kızlarını kışkırtmıyorum.

Provoking ingilizcede ne demek, Provoking nerede nasıl kullanılır?

Provokingly : Kızdıracak şekilde.

Provoke : Öfkelendirmek. -e neden olmak. Tahrik etmek. Kışkırtmak. Kızdırmak.

Provoked : Tahrik etmek. Kışkırtılan. Neden olmak. Uyandırmak (merak vb.). Çıkarmak. Kışkırtmak. Sebep olmak. Kızıştırmak. Kızdırmak. Üstüne varmak.

Provoked ovulation : Provoke ovulasyon. Kedi ve tavşanlarda görülen, çiftleşme veya çiftleşme yerine geçen vajinal, servikal uyarımlar sonucu biçimlenen yumurtlama.

 

Provoker : Kışkırtıcı. Provokatör. Fitçi. Teşvik eden. Kışkırtan kişi. Müşevvik.

Provocateurs : Tahrikçi. Provokatör. Kışkırtıcı.

Provocatively : Etkileyici bir şekilde. Kışkırtıcı bir biçimde.

Provokers : Fitçi. Müşevvik. Kışkırtan kişi. Teşvik eden. Kışkırtıcı. Provokatör.

Provocative : Kışkırtıcı. Çekici. Tahrik edici. Uyandıran. Neden olan. Provokatif. Etkileyici. Kızdırıcı. Provakatif. Çıkaran.

Provocation : Öfkelendirme. Teşvik. Kışkırtı. Sinirlendirme. Kızdırma. Kışkırtma. Provokasyon. Kızılacak şey. Tahrik.

İngilizce Provoking Türkçe anlamı, Provoking eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Provoking ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Inciter : Provokatör. Kışkırtıcı. Uyaran. Canlandıran. Ayartan. Kandıran. Heyecanlandıran. Tahrik eden. Teşvik eden.

Causer : Yaptıran. Zorlayan. Etkileyen. Nedensel. Sağlayan. Sebep olan veya kışkırtan şey. Ettiren.

Bothersome : Tedirgin. Rahatsız edici. Sıkıcı.

Evolvers : Açan. Geliştiren. Gelişen. Yayan.

Beyond bearing : Meyvelerini taşıyamayan. Dayanılmaz.

Rouser : Heyecanlı olay. Dalavere. Kuyruklu yalan. Sansasyon. Üçkağıt.

Agitative : Ajitatif. Telaşlandıran. Kargaşaya sebep olan. Heyecan veren. Endişeye neden olan. Endişe verici.

Issuing : İhraç. Sonuçlanmak. Çıkarmak. Çıkarma. İhraç etmek. Tanzim eden. Akmak. Dağıtmak. İhraç eden.

Arouser : Tahrik eden. Azdıran. Coşturan.

Prodding : Teşvik etmek. Özendirmek. Kışkırtmak. Dürtmek. Teşvik etme.

 

Provoking synonyms : milk and water, contributories, gripiest, instigation, chippies, unacceptable, incitement, agitations, all overs, instigative, extrusive, agitation, cruel, agitprop, incitation, displeasing, annoying, embarrassing, arousers, causing, forbidding, exhalant, rousers, fomentation, beyond all bearing, facient, dreary, wakers, ponderous, the impossible, removing, unsufferable, thrown up.

Provoking zıt anlamlı kelimeler, Provoking kelime anlamı

Provoking antonyms : unprovocative, unstimulating.

Provoking ingilizce tanımı, definition of Provoking

Provoking kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Tending to awaken passion or vexation. Having the power or quality of exciting resentment. As, provoking words or treatment.