Putting the shot türkçesi Putting the shot nedir

  • Atletizm alanında kullanılır.
  • Tek elle taşınan gülleyi atma döngüsü içinden, taşıyan kolla, omuz doğrultusunda havadan ileriye doğru fırlatma. gülleyi, bu yolla en uzağa atmak amacıyla yarışılan atletizm dalı.
  • Gülle atmak.
  • Gülle atma.

Putting the shot ingilizcede ne demek, Putting the shot nerede nasıl kullanılır?

Putting : Sınamak. Denemek. Sokmak. Para koymak. Yerleştirme. Çevirisini yapmak. Kurmak. Yatırım yapmak. Bırakmak. Yüklemek.

The : Belirli durumlarda isimden önce kullanılır. Belgili tanımlık. Belli bir objeyi veya kişiyi veya yeri nitelemek için kullanılır. Belirli veya spesifik bir kimse veya şeyi ifade etmek veya tanımlamak için kullanılan betimleyici (gramer).

Shot : Dolu. İğne. Şut. Çakırkeyif. Mermi. Atış. Alıcının sürekli olarak bir kez çalıştırılmasıyla elde edilen film parçası. çevirim oyunluğunda, alıcının sürekli olarak bir kez çalıştırılmasıyla elde edilecek olan, her biri ayrı bir sayıyla belirtilen bölüm. alıcının bir kez çalıştırılması sırasında alıcı açısı, alıcı görüş noktası, alıcı ile çevrilen görünçlük arasındaki uzaklık, mercek çeşidi, vb. etkenlere göre başka başka özellikler gösteren görüntülerin tümü. (bu son durumda görüntüler gerek çerçeve içinde kapladıkları yer, gerek görüş açısı ve noktası, gerekse çevirim sırasında alıcının devinimiyle değişik özellikler kazanır ki, bunların her biri özel bir terimle belirtilir). tv. televizyon yayınında, sinemadaki çekimin özelliklerine karşılık olan durumlar. Vurulmak. Enstantane fotoğraf. Erim.

 

Call the shots : Sözü geçmek. Sözü geçer olmak. İdare etmek. İpler elinde olmak. Kararları vermek. Kontrolü elde tutmak. Kararlaştırmak. Dinlenilir olmak. Yönetmek. Borusu ötmek.

Calls the shots : Yönetmek. Kararlaştırmak. İdare etmek. Kararları vermek.

Put the shot : Gülle atmak.

İngilizce Putting the shot Türkçe anlamı, Putting the shot eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Putting the shot ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Combined competitions : Çoklu yarışmalar. Yarışçıların, her birine katılmak zorunluğunda olduğu, birden çok atletizm dalında düzenlenen yarışlar. Birleşik yarışlar.

Chief result recorder : Varış yönetmeni. Varış yargıcılarını görevlendirmek, varışları özel çizelgesine geçirmek, varışa ilişkin bütün sorunları çözümlemekle yükümlü başyargıcı.

Baton : Değnek. Sopa. Çubuk. Baston. Bayrak sopası. Cop. Bayrak yarışlarında, elden ele aktarılan bayrağı simgeleyen, tahta, maden gibi sert özdeklerden yapılmış, 49 gr. ağırlığında, 28 cm.-30 cm. boyunda, 12 cm. çapında düzgün boru. Asa. Baton.

Athlete : Atlet (sporcu). Atlet. Atletizmi uğraş edinip dallarındaki yarışlara katılan sporcu. Sporcu.

Chief course judge : Kır koşularında, koşu yeri ile yazman yargıcılarının denetiminden sorumlu yönetmen. Koşu yeri yönetmeni.

 

Bar clearence : Çıtayı geçiş. Yüksek atlamalarda, belli bir yüksekliğe konmuş olan çıtayı düşürmeden aşarak, vücudu tümüyle sıçrayış yönünden öbür yöne aktarma.

Caution : Temkin. Yürüyüş yarışlarında, yerle aralıksız dokunma kuralından uzaklaşan yürüyüşçüye, yargıcının bir kez olmak üzere ak bayrak kaldırarak yaptığı uyarı. Olası sakınca ya da kaçınılar karşısında önlem alma yeteneği. Uyarı. İkaz etmek. Tembihlemek. Tembih etmek. Sakınma. İhtar etmek. Dikkat.

Approach : Koyulmak. Ulaşmak. Temasta bulunmak. Yanaşmak. Başvurmak. Yaklaşım sergilemek. Görüşmek. Ele almak. Benzemek. Andırmak.

Athletic : Atletik. Atletizmli ilgili. Sporcu. Atletlerle ilgili. Atletizmle, atletle ilgili; atlete yaraşır. Atletizmle ilgili. Sportif. Bedence güçlü. Spor.

Putting the shot synonyms : put the shot, advancing foot, athletics, break the record, chief timekeeper, shot put, arce of circle, angle of flight, cage.