Quasi efficient market türkçesi Quasi efficient market nedir

  • İktisat alanında kullanılır.
  • Kamuya açık bilginin piyasaya girişiyle tüm yatırımcılar tarafından öğrenilmesi arasında zaman bakımından bir boşluğun olmadığı, fiyatların yalnızca kamuya açık bilgileri yansıttığı hisse senedi piyasası. krş. etkin piyasa önsavı.
  • Yarı etkin piyasa.

Quasi efficient market ingilizcede ne demek, Quasi efficient market nerede nasıl kullanılır?

Quasi : Yarı. Diyesin. Benzeri. Hemen hemen. Güya. Gibi. Sözde. Sanki.

Efficient : Becerikli. Yeterli. Hızlı ve verimli. İyi çalışan. Verimli. Liyakatli. Rasyonel. İşgüzar. Yüksek verimli. İş bilir.

Market : Çarşıda alışveriş etmek. Piyasaya sürmek. Satışa çıkarmak. Alışveriş yapmak. İktisat, ekonomi alanlarında kullanılır. Alıcı ve satıcıların karşılaştığı her türlü ortam. Satak. Pazar. Çarşı. Piyasa.

Efficient market : Etkin piyasa. Menkul kıymet fiyatları hakkında anında bilgi alınabilecek pazarlar. Etkin pazarlar. Mevcut tüm bilgilerin anında fiyatlara yansıdığı piyasa. krş. fiyat saydamlığı, etkin piyasa önsavı, etkin olmayan piyasa.

Efficient market hypothesis : Ekonomi, iktisat alanlarında kullanılır. Etkin piyasa önsavı. Etkin piyasa hipotezi. Hisse senedi piyasasında fiyatların, kamuya açık ya da açık olmayan tüm elde edilebilir bilgileri yansıtması durumu. krş. etkinliği zayıf piyasa, yarı etkin piyasa.

 

Efficient market theorem : Etkin piyasa teoremi.

Weakly efficient market : Fiyatların, yalnızca geçmiş verilerden elde edilen bilgileri yansıttığı hisse senedi piyasası. krş. etkin piyasa önsavı, yarı etkin piyasa. Etkinliği zayıf piyasa.

İngilizce Quasi efficient market Türkçe anlamı, Quasi efficient market eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Quasi efficient market ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

A shift in demand : İstem kayması. Tüketicilerin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu istemin artması veya azalması diğer bir deyişle istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması.

A group shares : Şirkete sonradan ortak olanlardan farklı olarak, şirketin ilk kurucularına genellikle kara iştirak ve oy kullanmayla ilgili haklar veren ayrıcalıklı hisse senedi türü. A grubu hisse senedi.

Abolition of forced labour convention : Zorla ya da zorunlu çalıştırmanın herhangi bir biçiminin siyasal zorlama ve eğitme, siyasal ya da ideolojik görüşlerin açıklanması nedeniyle cezalandırma, işgücünü harekete geçirme, çalışma disiplinini sağlama, ayrımcılık ve işbırakımını, katılanları cezalandırma aracı olarak kullanılmasını yasaklayan, 1957 yılında kabul edilen temel uluslararası çalışma sözleşmelerinden birisi. Zorla çalıştırmanın yasaklanması sözleşmesi.

A shift in individual demand : Bir tüketicinin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu bireysel istemin artması veya azalması, diğer bir deyişle bireysel istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması. Bireysel istem kayması.

 

Abnormal budget receipts : Olağanüstü bütçe harcamalarını karşılamak için, söz konusu dönemde ek harç, vergi ve borçlanma gibi yollarla elde edilen gelir. Olağanüstü bütçe geliri.

Abnormal budget expenditures : Olağanüstü bütçenin giderleri. Olağanüstü bütçe gideri.

A change in demand : İstem kayması. Tüketicilerin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu istemin artması veya azalması diğer bir deyişle istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması.

A shift in supply : Sunum kayması. Üreticilerin mal sunumunu etkileyen fiyat dışındaki değişkenlerde ortaya çıkan değişme sonucu sunumun artması veya azalması diğer bir deyişle sunum eğrisinin sağa (aşağıya, güneydoğuya) veya sola (yukarıya, kuzeybatıya) kayması. krş. sunumun sağa kayması, sunumun sola kayması.

Ability to pay approach : Bireylerin, devlet harcamalarının finansmanına, elde ettikleri gelir düzeyiyle orantılı olarak vergilendirilmeleri yoluyla katılmalarını ifade eden ve adam smith tarafından geliştirilen vergileme yaklaşımı. krş. yararlanma yaklaşımı. Güç yaklaşımı.

Ability to pay principle : Vergilemenin bireylerin ödeme gücüne uygun bir biçimde yapılması gerektiğini ifade eden bir vergileme ilkesi. kaynağı bol olanların kamu projelerine daha fazla katkı vermesi gerektiği ilkesi. Ödeme gücü ilkesi.

Quasi efficient market synonyms : a type mutual funds, a change in supply, a pass through certificate, a change in individual demand, abnormal budget, ability rent.