Radioactive ray dose unit türkçesi Radioactive ray dose unit nedir

  • Radyoaktif ışın doz birimi.
  • Röntgen.
  • Veterinerlik alanında kullanılır.

Radioactive ray dose unit ingilizcede ne demek, Radioactive ray dose unit nerede nasıl kullanılır?

Radioactive : Işınetkin. Işımetkin. Radyasyon yayıcı. Fizik, kimya, madencilik alanlarında kullanılır. Radyoaktif. Işınetkin (fizik terimi). Çekinlerinin kendiliğinden ayrışmasıyla x, ß ya da y ışınları salma özelliğinde olan. Radyoaktıf. Çekirdekleri doğal olarak ya da uyarılma ile alfa, beta, gama ya da önelcik, ortacık, eksicik, ılıncık gibi parçacıklar salımlayan (öğecik).

Ray : Işık huzmesi. Işın. Biyoloji, fizik, kimya, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Kanat kılçığı. Yıldızlı vatoz. Işık saçmak. Herhangi bir ışınım kaynağından çıkarak herhangi bir yöne giden bir ışınımın izlediği doğru. bu ışınımın kendisi. Işıklandırmak. Şua. Işımak.

Dose : Düze. Belli ölçüde ilaç vermek. İstenilen etkiyi oluşturan ilaç miktarı. Dozlamak. Belirli bir dozda ilaç. Belli bir dozda ilaç vermek. Miktar. Bir parça. Kamışı kırma.

Unit : Bütünlük. Eğitim, veterinerlik alanlarında kullanılır. Vahit. Eşya. Öğe. Bir ders programının ya da bir ders kitabının başlıca bölümlerine verilen ad. öğretmenin gözetim ve denetimi altında öğrencilere belirli bir süre içinde ve eğitim amaçlarına uygun olarak birtakım bilgi, beceri ve anlayışlar kazandırmayı öngören, belli bir konu ya da sorun çevresinde düzenlenmiş olup türlü etkinlikleri, öğrenme yaşantılarını ve değerlendirme çalışmalarını kapsayan ayrıntılı ders planı. Birim. Birlik. Tertibat. İnternasyonal ünite.

 

İngilizce Radioactive ray dose unit Türkçe anlamı, Radioactive ray dose unit eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Radioactive ray dose unit ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

A clay : Beyaz kil. Sindirim kanalındaki zehirleri ve vitaminleri yüzeyde tutarak emilimlerini önleyen ve bağırsak duvarını kaplayarak koruyucu bir tabaka oluşturan doğal alüminyum silikat bileşiği, kaolin.

A crochordon : Köpeklerde küçük, kılsız, hiperplastik bir epidermisle damardan zengin kollajen dokudan ibaret, saplı veya sapsız, deri eklentileri içermeyen, deri sarkmalarıyla belirgin iyicil tümör, fibrovasküler papillom, yumuşak fibrom, pendilöz yumuşak fibrom. Akrokordon.

Abamectin : Streptomyces avermitilis adlı bakteriden fermentasyon sonucunda elde edilen ve sığırlarda sindirim kanalı yuvarlak solucanları, akciğer kurtları, bit ve kenelerle mücadelede kullanılan, parazitlerde gaba salınımını artırarak ölümlerine neden olan bir ilaç. Abamektin.

Abdominal ovariectomy : Abdominal ovaryektomi. Laparotomi yoluyla gerçekleştirilen kısırlaştırma.

Abdomen : Karnın altı. Karın (böcek gövdesinde). Böcek gövdesinin alt kısım. Batın. Abdomen. Karın. Sindirim organları, karaciğer ve böbreklerin içinde bulunduğu ve göğüs boşluğundan bir diyaframla ayrılan vücut boşluğu, abdomen.

 

Peek : Göz atıvermek. Gözetleme. [#dikiz Dikizleme]k. Dikiz. Gözetlemek. Dikiz etmek. Röntgencilik. Gizlice bakmak. Röntgenlemek.

Abaxial : Eksenden uzak. Eksenden uzakta bulunan (biyoloji terimi). Abaksiyal. Aks kemiği dışında. Eksendışı. Eksen dışı. Eksenden uzak, eksen dışı.

Roentgens : Radyasyona maruz kalma birimi.

Peeked : Röntgenlemek. Dikizleme. Dikiz etmek. Dikizlemek. Dikiz. Gizlice bakmak. Gözetlemek. Röntgencilik. Göz atıvermek.

Radioactive ray dose unit synonyms : rontgen, a band, abdominal fat necrosis, peeping, x ray, abattoir, roentgen, abdominal pain, radioscopy, radiological, radiography, abdominal palpation, a c syndrom, roentgenograms, peeking, radiographies, a c deformity, abdominal distention, radiograph, a amplitude mod, a dna, roentgenogram.