Ranged türkçesi Ranged nedir

  • Dolaşmak.
  • Bölgede yaşamak.
  • Sıralamak.
  • Dizmek.
  • Boyunca gitmek.
  • Akıp gitmek.
  • Uzanmak.
  • Erimi olmak.
  • Turlamak.
  • Tarafına çevirmek.
  • Sürtmek.
  • Katılmak.
  • Sıra halinde olmak.
  • Erişmek.
  • Nişan almak.
  • Gezmek.
  • Sıralı olmak.
  • Doğrultmak.
  • Sıralanmak.

Ranged ile ilgili cümleler

English: Ali looks deranged.
Turkish: Ali dengesiz görünüyor.

English: Ali and Mary rearranged the furniture in their living room.
Turkish: Ali ve Mary oturma odasındaki mobilyaları yeniden düzenlediler.

English: Ali arranged for his family to visit Boston.
Turkish: Ali ailesinin Boston'u ziyaret etmesi için bir ayarlama yaptı.

English: Ali is deranged.
Turkish: Ali dengesizdir.

English: Ali has arranged for Mary to meet John on Wednesday.
Turkish: Ali çarşamba günü Mary'nin John'la buluşmasını ayarladı.

Ranged ingilizcede ne demek, Ranged nerede nasıl kullanılır?

An arranged marriage : Ailenin ayarladığı evlilik.

Arranged : Tanzim edilmiş. Derli toplu. Düzenli. Düzelmiş. Düzenlenmiş. Dizili. Yoluna girmiş.

Arranged marriage : Görücü usulü evlilik. Görücü usulü evlenme. Evlenecek çiftin önceden var olan karşılıklı çekimine dayanarak diğerleri tarafından seçilen evlilik. Anlaşmalı evlilik.

Be arranged : Dizilmek. Düzülmek. Sıralanmak. Ayarlanmak. Düzenlenmek.

 

Become estranged : Yabancılaşmak. Soğumak.

Mentally deranged : Akli dengesi bozuk.

Outranged : Geçmek. Daha ileri gitmek. Daha uzun menzilli olmak.

Disarranged : Bozuk. Karıştırmak. Tertipsiz. Düzenini bozmak.

Neatly arranged : Düzenli. Dikkatlice düzene sokulmuş. Düzgün bir şekilde düzenlenmiş.

Deranged : Deli. Meczup. Karıştırılmış. Karışmış. Bozuk. Dengesiz.

İngilizce Ranged Türkçe anlamı, Ranged eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Ranged ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Ranging : Uzaklık tayini. Değişme. Bir aralıkta uzanan.

Scope : Kapsam. Genişlik. Kavrama gücü. Fırsat. Amaç. Hareket serbestliği. Geniş görüntülük. Ufuk. Anlama yeteneği. Sık sık olan.

Acceding : Razı olmak. Tahta çıkmak. Kabul etmek. Yerine getirmek. Yönetime geçmek. İş başına gelmek. Uymak. Yanaşmak. İktidara gelmek.

Alm : Yüksek dağ çayırı. Silahı hedefe odaklamak.

Compile : Herhangi bir yüksek düzeyli dilde hazırlanmış bir izlenceyi, bir derleyici aracılığıyla, belli bir bilgisayar dizgesinin makine diline çevirip bir amaç izlence oluşturmak. Oluşturanın özelliğini taşıyan bir yapıt ortaya koymak. Telif etmek. Derlemek. Bilgisayar, bilişim alanlarında kullanılır. Yapıt yaratmak. Toplamak. Toplayıp bir araya getirmek. Derleyip toplamak.

Affiliates : Üyeliğe kabul etmek. Yakınlaşmak. Tanımak. Bağlamak. Birleşmek. Üye olmak. Evlat edinmek. Kabul etmek. İştirakler.

Orientates : Yöneltmek. Yönlendirmek. Doğuya yöneltmek. Doğuya doğru yapmak.

Adhering : Bitiştirmek. Bağlanmak. İltihak etmek. Bağlı olmak. Üyesi olmak. Bağlı kalmak. Girmek. Yapışmak.

 

Orienting : Yöneltmek. Doğuya doğru yapmak. Yönlendirmek.

Rifle range : Tüfek atış yeri. Menzil. Tüfek poligonu. Poligon. Atış alanı.

Ranged synonyms : array, earreach, approximate range, internationality, gall, be arranged, collates, gadded, internationalism, extent, extend, attained, be couched, jaunted, echeloning, accede, limit, bat, jaunts, go about, adhere, orbit, ballpark, do, rifle shot, ambulated, line up, kip, be ranging to the, alining, palette, presents, accesses.

Ranged zıt anlamlı kelimeler, Ranged kelime anlamı

Security : Güvenlik. İnanca. Güvence. Hisse senedi, devlet tahvilleri, özel kesim tahvilleri ve poliçe gibi finansal varlıklara verilen genel ad. Kefil. Kimi gümrük işlemleri sırasında, bu işlemlerin bitimine ya da bir anlaşmazlığın sonuca bağlanmasına ilişkin, giriş vergilerine karşılık alınan para (banka inanca mektubu, ya da gümrük yönetimince bunların yerine onanacak benzerleri). Depozito. Selamet. Güvenlik önlemleri. Bilgisayar, hukuk, gümrük, iktisat, ekonomi alanlarında kullanılır.

Safety : Güvenlik. Emniyet. Koruyucu. Korkusuzluk. Safeti. Güven. 1880'de ingiliz stenley'in yaptığı, bir eğik borudan çatıyla bunun üzerine oturtulmuş seleden oluşan, öntekeri büyük, arkatekeri küçük çifteker. Asayiş. Selamet.

New : Taze. Görülmemiş. Yeni tarihli. Turfanda. Yeni olarak. Keşfedilmemiş. Acemi. Yeni. Patlayıcı kullanılmadan yapılan savaş. Savaş silahı olarak kullanılan biyolojik ve veya veya tüksek teknoloji ürünü virüsler.