Reached for türkçesi Reached for nedir

Reached for ile ilgili cümleler

English: Ali reached for another card.
Turkish: Ali başka bir kart için uzandı.

English: Ali reached for a towel.
Turkish: Ali bir havluya uzandı.

English: Ali reached for a cookie.
Turkish: Ali bir kurabiye için uzandı.

English: Ali reached for a pen.
Turkish: Ali bir kalem için uzandı.

English: Ali opened the refrigerator and reached for a can of beer.
Turkish: Ali buzdolabını açtı ve bir kutu bira aldı.

Reached for ingilizcede ne demek, Reached for nerede nasıl kullanılır?

Reached : Varmak. Geçirmek (yumruk). Etkilemek. Vermek. Ulaşmak. Bulmak. İdrak etmek. Erişmek. İletişim sağlamak. Uzanmak.

For : Yerine. Uğruna. Adına. Zira. Yönünden. Süresince. -e uygun. Dair. -e karşı. Ocak.

Accept responsibility for : Sorumluluğunu üzerine almak.

Account for : Açıklamasını yapmak. Açıklama getirmek. İzah etmek. Sebebi olmak. Sebebi belirtmek. Sorumlu olmak. Hesaba katmak. Hesap vermek. Nedenini açıklamak. Açıklamak.

Accountable for : -e karşı sorumlu. -ile yükümlü. Hesap vermek durumunda kalabilir. Sorumlu tutulabilir. Hesabı sorulabilir.

Accounting for : Bir şey için hesap verme. Ayrıntılı bilgi vermek. Açıklama. Bir şeyi bildirme.

İngilizce Reached for Türkçe anlamı, Reached for eş anlamlısı

 

Sözcükler, direkt olarak Reached for ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Bestir oneself : Gayretlenmek. Canlanmak. Harekete geçmek.

Comporting : Bağdaşmak. Yakışmak. Uymak.

Behaving : Terbiyesini takınmak. Görgülü davranmak. Terbiyeli olmak. Hareket etmek. Çalışmak (mühendislik terimi).

Comport : Yakışmak. Bağdaşmak. Uymak.

Behave : Görgülü davranmak. Hizaya gelmek. Nazik davranmak. Terbiyesini takınmak. Hareket etmek. Terbiyeli olmak. Davranış sergilemek. Çalışmak (mühendislik terimi).

Demean : Küçük düşürmek. Küçültmek. İndirgemek. Alçaltmak (birisini). Davranış sergilemek. Alçaltmak. Terbiyeli olmak.

Comported : Yakışmak. Bağdaşmak. Uymak.

Acted : Numara yapmak. Etki etmek. Rol yapmak. Görevini yapmak. Rol oynamak. Numarası yapmak. Hareket etmek. Oynamak.

Deal : Oyun kağıtlarını dağıtma. Miktar. Dağıtmak. Alışveriş etmek. Vermek. Patlatmak. Vurmak. İş yapmak. Paylaştırmak.

Reached for synonyms : bear oneself, behaves, conduct oneself, comports, comport oneself, act, cut up.