Refugee türkçesi Refugee nedir

Refugee ile ilgili cümleler

English: Dadaab is a refugee camp in Kenya.
Turkish: Dadaab, Kenya'daki bir mülteci kampıdır.

English: He donated $10,000 to the refugee fund.
Turkish: Mülteci fonuna 10,000 dolar bağışladı.

English: A refugee camp is a nightmare.
Turkish: Bir mülteci kampı kabustur.

English: Turkey has the world's largest refugee population.
Turkish: Türkiye, dünyanın en çok sığınmacı nüfusuna sahip.

English: Ali applied for refugee status.
Turkish: Ali mülteci statüsü için başvuruda bulundu.

Refugee ingilizcede ne demek, Refugee nerede nasıl kullanılır?

Refugee camp : Mülteci kampı.

The refugee problem : Batı şeria gazze ve arap ülkelerinde yaşayan filistinliler problemi. Mülteci problemi.

Refugees : Mülteci. Muhacir. Mülteciler. Sığınan kimse.

Education of refugees : Baskı altında ülke değiştirenlerin, sığındıkları yeni ülkeye uymalarını sağlamak için yapılan eğitim. Sığınanlar eğitimi.

Un high commissioner for refugees : Bm mülteciler yüksek komiserliği.

War refugees : Savaş sığınmacıları. Savaş mültecileri. Savaştan kaçanlar. Savaş göçmenleri. Harpten kaçan insanlar.

Taking refuge : Sığınma.

United nations high commissioner for refugees : Birleşmiş milletler mülteciler yüksek komiseri. Birleşmiş milletler mülteciler yüksek komiserliği. Dünya genelinde mültecilerin korunması ve mülteci sorunlarının çözümü için uluslararası faaliyetleri koordineden sorumlu birleşmiş milletler kuruluşu.

 

United nations relief and works agency for palestine refugees in the near east : .

Found refuge : Saklandı. Barınak buldu. Sığındı.

İngilizce Refugee Türkçe anlamı, Refugee eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Refugee ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Asylum seeker : Sığınma isteyen kimse. Sığınacak yer arayan kişi.

Fugitive : Gidici. Anımsanması güç. Kaçan. Kısa ömürlü. Uçan. Kaçak. Geçici. Uzun sürmeyen.

Displaced person : Savaş gibi nedenlerle vatanını terk etmek zorunda bırakılmış kimse. Yurtsuz kişi. Yerinden uzaklaştırılan kimse. Evinden edilmiş kişi. Yerinden edilmiş kişi. İşgal ettiği ülkelerden almanyaya gönderilen işçi.

Entryman : Göçmen.

Migrant : Göçer. Göçmen. Göçmen kuş. Göçebe.

Defector : İlticacı. Vatan haini. Taraf değiştirmiş ajan. Karşı tarafa kaçan kimse. Karşı tarafa kaçan. Dönen kimse.

Stateless person : Vatansız kişi. Uyrukluğu alınmış şahıs. Tabiyetsiz kişi. Tabiyeti olmayan şahıs. Dünya vatandaşı.

Immigrant : Göçebe. Göçmen. Bir ülkeden bir başka ülkeye yerleşmek amacıyla giden kişi, aile ya da toplumsal küme.

Dp : Harp sebebiyle memleketini terketmeye mecbur kalan kişi. Yurtiçi hasıla. Net yurtiçi hasıladan dolaylı vergilerin düşülmesi ve sübvansiyonların eklenmesiyle bulunan, yurtiçi gelirle özdeş olan milli gelir büyüklüğü. krş. safi yurtiçi hasıla, yurtiçi gelir, milli hasıla.

 

Defectors : Taraf değiştirmiş ajan. Karşı tarafa kaçan. İlticacı. Karşı tarafa kaçan kimse. Dönen kimse.

Refugee synonyms : immigrants, expatriate, emigrant, incomer, emigrants, transmigrator, refugees, transmigrators, expat, fugitives, emigre, exile, emigres, exchanged.

Refugee ingilizce tanımı, definition of Refugee

Refugee kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : One who flees to a shelter, or place of safety.