Rencounters türkçesi Rencounters nedir

Rencounters ingilizcede ne demek, Rencounters nerede nasıl kullanılır?

Rencounter : Tartışma. Düello. Müsabaka. Rastlama. Çarpışma.

İngilizce Rencounters Türkçe anlamı, Rencounters eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Rencounters ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Contentions : Kavga. Yarışma. İddia. İhtilaf. Görüş. Uyuşamama. Sav. Rekabet.

Bouts : Yarışma. Maç. Boks. Gösteri. Kriz. Süre. Devre. Zaman. Müddet.

Forgather : Bir araya gelmek. Rastlamak. Toplanmak.

Clashed : Bindirmek. Mücadeleye girişmek. Çarpmak. Çatırdamak. Gümbürdemek. Uyuşmamak. Anlaşamamak. Uymamak. Çarpışmak.

Broils : Izgarada kızartmak. Kargaşa. Izgara yapmak. Kızartmak. Yanmak. Izgara. Kavga. Gürültü. Pişmek.

Bout : Yarışma. Boks maçı. Boks. Kısa dönem. Eskrim maç. Müddet. Gösteri. Maç. Zaman.

Showdown : Karşılaşma. Birlik teçhizat denetlemesi noksan raporu. Kağıtlarını açma. Anlaşmazlığı çözme. Bir kavganın galibini belirleyecek olay. Rest çekme. Güç gösterisi. Restleşme. Açık oynama.

Argy bargy : Gürültülü tartışma. Hareketli tartışma. Ağız dalaşı.

Collisions : Toslama. Çatışma. Çarpışmalar. Fikir ayrılığı.

 

Arguing : Birbirine aykırı düşünce, görüş ve tutumların karşılıklı savunulması. Savunmak. Görüşmek. İtiraz etmek. Kandırmak. Tartışmak. Belli etmek. Göstergesi olmak.

Rencounters synonyms : run across, chance, broil, clashing, contention, concussion, argument, combat, encounter, happen, crashing, rencounter, showdowns, crackup, intersect, competition, conflict, rencontre, bump, foregather, dueled, contestation, engagement, cross, duelling, argumentation, run into, bickerings, actions, face off, combats, meet, duels.

Rencounters zıt anlamlı kelimeler, Rencounters kelime anlamı

Agreement : Mutabakat. Karşıtlar arasındaki anlaşmazlıkların ortadan kaldırılması yoluyla birlik sağlama. uygulanacak işlerde tartışma yoluyla bir bütünlük ve birliğe varma. Mukavele. Türkçede cümle içinde özneyle yüklemin şahıs ve sayı bakımından birbirine uyması: şükriye, gerçekleşeceğini kimsenin söyleyemeyeceği bir ümide mahkum edilmiş bulunuyordu (t. buğra, yalnızlar, s. 119). siz doğru dürüst konuşmasını bilmez misiniz hiç? (t. buğra, göst.e. s. 216). kolcular bildikleri halde yolunu beklemek şöyle dursun, rasgeldikleri yerde hatırını alırlar, gönlünü hoş ederlerdi (r. h. karay, memleket hikayeleri: küs ömer, s. 73) vb. Razı olma. Uyuşma. Tutum, görüş, kanıları ölçülen çeşitli kişilerin ya da aynı kişinin yanıtları arasındaki benzeşme ya da uygunluk. Akit. Antlaşma. Kabul etme.