Reprimanded türkçesi Reprimanded nedir

Reprimanded ile ilgili cümleler

English: The manager reprimanded the man by pounding on the table.
Turkish: Müdür masaya vurarak adamı azarladı.

English: James had a great fear of making mistakes in class and being reprimanded.
Turkish: James derste hatalar yapmaktan ve azarlanmaktan çok korkardı.

Reprimanded ingilizcede ne demek, Reprimanded nerede nasıl kullanılır?

Be reprimanded : Çıkışıldı. Kendisine bağırıldı. Eleştirildi. Kızıldı. Paylandı. Azar işitmek. Zılgıtı yemek. Azar yemek. Azarlandı.

Was reprimanded : Kızıldı. Kendisine bağırıldı. Eleştirildi. Paylandı. Çıkışıldı. Azarlandı.

Was severely reprimanded : Azar işitti. Çok ağır azarlandı. Çok şiddetli bir şekilde paylandı.

Unreprimanded : Azarlanmamış. Kınanmamış. Eleştirilmemiş. Laf söylenmemiş.

Administrative reprimand : Resmi idari paylama. İdari kınama.

Reprimanding : Kınamak. Tekdir etmek. Azarlamak. Fırça çekmek. Kınama cezası. Azarlama. Paylamak. Kınama. Fırça atmak. Azar.

Reprimand : Bir disiplin suçu işlemiş olan öğrenciye davranışının beğenilmediğinin yazılı olarak bildirilmesi. Azar. Tekdir etmek. Azarlamak. Paylamak. Fırça çekmek. Kınamak. Kınama cezası. Fırça atmak.

 

Severe reprimand : Sert azarlama. Güçlü ikaz. Sert fırça.

Reprimands : Azarlama. Paylamak. Kınamak. Kınama. Fırça atmak. Azarlamak. Azar. Tekdir etmek. Fırça çekmek. Kınama cezası.

İngilizce Reprimanded Türkçe anlamı, Reprimanded eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Reprimanded ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Castigating : Dövmek. Cezalandırmak. Sansürleme. Cezalandırma.

Rag : Eski püskü giysi. Alay etmek. Adi gazete. Şamata yapmak. Paçavra. Dağıtmak. Eşek şakası yapmak. Herkesi ayağa kaldırmak. Takılmak. Değersiz şey.

Pick apart : Hata bulmak. Yanlış bulmak. Paramparça etmek. Olumsuz eleştirilerde bulunmak. Çürütmek (savı). İnsafsızca eleştirmek. Çekiştirmek.

Bawl out : Azarlama. Haşlamak. Fırça çekmek. Bağırıp çağırmak. Fırça atmak. Azarlanma.

Castigates : Düzeltmek. Haşlamak. Kıyasıya eleştirmek. Yerden yere vurmak. Fırçalamak. Cezalandırmak. Dövmek.

Chastened : Paylanan. Sitem edilen. İhtar edilmiş. Kulağı çekilmiş. Azarlanan. Cezalandırılmış.

Have words : Atışmak. Ağız dalaşı yapmak. Tartışmak. Fırça atmak. Kavga etmek. Münakaşa etmek. Ağızdalaşı yapmak. Fırça çekmek.

Anathematizes : Afaroz etmek. Kiliseden aforoz etmek. Lanetlemek. Yasaklamak. Aforoz etmek.

Bring up : Terbiye etmek. Durduruvermek. Beslemek. Kusmak. Bahis açmak. Çocuk yetiştirmek. Büyütmek. Çocuklardan sakınmak.

Assail : Dil uzatmak. İşe girişmek. Saldırmak. Sözlerle ya da yumruklarla saldırmak. Hücum etmek.

Reprimanded synonyms : remonstrate, blames, admonished, assails, basted, rebuked, lambaste, blame, criticize, castigated, chew out, berates, blow up, slanged, take to task, chew up, lambasted, castigate, assailing, jaw, call down, chidden, baste, blister, call on the carpet, reproof, chided, trounce, dress down, criticise, admonish, chastise, cast reflection on somebody.

 

Reprimanded zıt anlamlı kelimeler, Reprimanded kelime anlamı

Praise : Methiye. Övme. Gururunu okşamak. Tesenna. Övmek. Methetmek. Övgü. (allah'a) hamdetmek. Övgüyle söz etmek. Şükran.