Returning türkçesi Returning nedir

  • Beyan etmek.
  • Döndürmek.
  • Geri vermek.
  • Geri dönen.
  • Aynı kağıttan oynamak.
  • Misilleme yapmak.
  • İade.
  • Geri dönmek.
  • Geri göndermek.
  • Nüksetmek.
  • Milletvekili seçmek.
  • Karar vermek (mahk.).
  • Geri gelmek.
  • Geri vurmak.
  • Topu karşılamak.
  • Getirmek (faiz vb).
  • Hüküm vermek.
  • Dönmek.
  • Getiri sağlamak.
  • Tekrarlamak.
  • Resmen bildirmek.
  • Yansıtmak.
  • Dönüş.
  • İade etmek.

Returning ile ilgili cümleler

English: Everything's returning to normal.
Turkish: Her şey normale dönüyor.

English: He died as he was returning to England.
Turkish: İngiltere'ye dönerken öldü.

English: Ali is returning home.
Turkish: Ali eve dönüyor.

English: He is also returning late today.
Turkish: O da bugün geç dönüyor.

English: A person will have the face of an angel when borrowing something, but the face of the devil when returning it.
Turkish: Bir kişi bir şeyi ödünç alırken bir melek yüzüne sahip olur fakat onu geri getirirken şeytan yüzüne sahip olur.

Returning ingilizcede ne demek, Returning nerede nasıl kullanılır?

Returning officer : Seçim memuru. Seçim görevlisi. Seçim sonuçlarını açıklayan yetkili.

Returning premium : Geri çağırma primi. Bir firmanın çıkardığı hisse senedini veya tahvili geri alması durumunda; hisse senedi ve tahvilin nominal fiyatının üstünde yaptığı ödeme tutarı.

 

Obligation of returning home : Hizmet bağıtının yurt içinde herhangi bir barınakta bozulmasında, başkaca bir yargı yoksa gemi adamının işveren ya da yetkilisince geminin bağlama barınağına geri gönderilmesi zorunluluğu. Yurd içinde geri verme zorunluğu.

Return a call : Geri aramak. (birine) telefonla dönmek.

Return a favour : Yapılan iyiliğin karşılığını vermek.

Return address : Dönüş adresi. Gönderenin adresi. İade adresi. Cevap adresi.

Return circuit : Dönüş devresi.

Return bend : Geri dönüş dirseği. Dönüş dirseği. Çift dirsek. U-dirsek. Boruya 180° lik dönüş veren dirsek.

Return a visit : İade-i ziyarette bulunmak.

Return cable : Dönüş kablosu.

İngilizce Returning Türkçe anlamı, Returning eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Returning ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Reverses : Tersyüz etmek. Tersine çevirmek. Ters yönde dönmek. Bozmak. İptal etmek. Tersini çevirmek. Geri çevirmek. Geriye doğru döndürmek.

Remanding : Mahkemeye kadar tutmak. İade etmek (tutuklu). Geri göndermek (tutuklu). Tutuklu olarak yargılanma. Mahkemesini ertelemek (tutuklu). Tutmak (hapiste). İade etmek (cezaevine veya ıslahevine). Tutukluyu sorgu sonrası yeniden cezaevine göndermek.

Avows : İtiraf. İkrar. İtiraf etme. İtiraf etmek. Kabul. İlan. Açıkça söylemek. Kabul ve teyit etmek. Kabul etme.

Picture : Timsal. -in mükemmel örneği. Fotoğraf. Film. Betimlemek. Çizmek. Ç. Resim. Görülmeye değer şey ya da kişi. Keste.

Rebates : İndirim. İndirimler. İskontolar. Para iadesi.

Externalizing : Dışa vurmak. Cismanileştirme. Maddileştirmek. Dışsallaştırma. Açığa vurmak. Maddileştirme. Dışlamak. Haricileştirme.

 

Avowing : İtiraf etmek. Açıkça söylemek. Açıkça söyleme.

Attests : Yemin ettirmek. Tasdiklemek. Bildirmek. Delalet etmek. Şahadet etmek (belgeyi imzalayarak bir şeyin doğruluğuna veya gerçekliğine). Açıklamak. Kanıtlamak. İspat etmek. Doğrulamak.

Reinstate : Eski görevine vermek. Görevine geri vermek. Yeniden kurmak. Haklarını iade etmek. Geri getirmek. Eski mevkiini geri vermek. Yeniden getirmek. Eski durumuna getirmek. Eski durumuna koymak.

Revolved : Çevirmek. Devir yapmak. Etrafında dönüp dolaşmak. Devretmek. Yuvarlanmak. Düşünüp taşınmak. Düşünmek. Etrafında dönmek.

Returning synonyms : reversive, adjudicating, reappears, came home, regresses, attesting, gyred, revolves, bear, adjudged, repatriating, bring in, retaliated, recrudesce, come back, adjudging, cant, make amends for, get back, avow, passed on, give back, go over, recrudesced, come back to, giving back, extradites, affirms, condemns, pronounces, reversed, bring back, decide.

Returning zıt anlamlı kelimeler, Returning kelime anlamı

Forward : Yönlendirme yapmak. Küstah. İleriye. Cüretkar. Yüklemek. Asıl görevi, topu karşı takımın kalesine sokmak için akınlar yapmak olan, akıncı katındaki 5 oyuncudan her biri. Öndeki. Yeni adrese göndermek. Yeni adrese yollamak. İleriye yönelik.

Progressive : Bilgisayar, veterinerlik alanlarında kullanılır. İlerleyen. Gelişimsel. İlerleyen, gittikçe ilerleyen, progresif. İleri giden. Terakkiperver. İlerici. Tedrici. Bir yaşından büyük şarole ırkı sığırlarda vücut kaslarında eş güdüm bozukluğu, baş bölgesinde titreme, saldırgan davranışlar ve ayağa kalkamamayla belirgin kronik seyirli kalıtsal hastalık, şarole sığırlarında ilerleyici ataksi, progresif ataksi. Aşama yapan.