Reverse fault türkçesi Reverse fault nedir

  • Düzlemi kırılmış bir katman ya da bir damarın, yukarıdaki kanadına doğru eğimli olan kırık.
  • Ters fay.
  • Ters kırık.
  • Ters kink.
  • Jeoloji alanında kullanılır.

Reverse fault ingilizcede ne demek, Reverse fault nerede nasıl kullanılır?

Reverse : Yerlerini değiştirmek. Geriye doğru döndürmek. Geri çevirmek. Ters. Ters yönde dönmek. Döndürmek. İptal etmek. Tersine dönmek. Ters yüz etmek. Tersine çevirmek.

Fault : Daha önce sıkışık, sertleşmiş katmanların dikey doğrultuda yer değiştirmeleri sonunda yer yer kırılmaları ve bir kırılma düzlemi boyunca kayıp çökmeleriyle oluşan yer biçimi. Eksiklik. Yönetmeliğe aykırı hareket. Bozukluk. Kusur. Hata. Aksaklık. Hata bulmak. Kaçakçılık sayılan durumlar dışında herhangi bir biçimde vergi kaybına yer vermeyi gerektirmeyen yanlışlar. Kusur bulmak.

Reverse fault hadding with the dip : Düzlemi, katmanların yatımı yönünde eğimli, tavan tomruğu, taban tomruğuna oranla kırık düzlemi boyunca yukarı kaymış kırık. Uygun ters kırık.

Reverse address resolution protocol : Tersine adres çözümleme protokolü. Fiziksel bir internet adresinin ıp adresine çevrilmesini sağlayan protokol (ağırlıklı olarak şahsi ıp adreslerini saptamak için sabit disklere ihtiyaç duyan bilgisayarlar tarafından kullanılan). Ters adres çözünürlük protokolü. Ters adres çözümleme protokolü. Rarp.

 

Reverse angle : Karşı açı. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Ters açı. Bir önceki çekimdeki alıcı açısıyla 180°lik karşıtlık gösteren açı.

Reverse angle shot : Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Karşı açı çekimi. Karşı açılı çekim.

İngilizce Reverse fault Türkçe anlamı, Reverse fault eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Reverse fault ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Abyss : Cehennem. Olağanüstü derinlikte bir yerkabuğu yarığı. Varta. Dibi olmayan çukur. Dipsiz gibi görünen yer. Abis. Tamu. Hufre. Yerde bulunan, çok derin ve dipsiz kuyu.

Acrozone : Belirli bir taşıl türünün, cinsinin ya da başka bir bölümleme biçiminin, bütün ucunu kapsayan ya da onu belirten katmanlı kayaçlar. Uç kuşağı. Menzil zonu.

Adjacent rock : İçine magma ya da madde sokulmuş yan yana bulunan kayaç. Yantaş.

Abysal environment : Derin ova. 2000 m.nin altındaki derin deniz dibi ortamı.

Alcalic fumarole : Alkali tüten. 100-200 derece sıcaklıkta, nh2 cl, co2, h2s ve h2o bileşimli gazlar çıkaran fumaroller.

Absolute chronology : Salt çağbilimi. Yerbilim oluşlarının yıllarla bekletilmesi. Mutlak kronoloji.

Advance of aglacier : Buzulun önden uzanması. Buzul ilerlemesi.

Acid fumarole : 200°-800° c. sıcaklıkta, hcı, so2 nh2 cl, h2o bileşimli gazlar çıkaran fumaroller. Asit fümarol. Ekşit (asit) tüten. Asit tüten.

After shock : Art sarsıntı. İlk yeğin depremin ardından gelen ve genel olarak yavaş yavaş yeğnileşen sarsıntı. Artçı deprem (depremden sonra). Artçı sarsıntı. Artçı şok.

 

Algonkian : Bir prekambriyen sistemi. Kuzey amerika yerlileri tarafından konuşulan dil ailesi. Kambriya dönemi katmanlarının altına gelen, içinde tanımlanamayan taşıl kırıntıları bulunan eski bir oluşuk. (kayaçları genel olarak arkeene oranla daha az başkalaşmıştır.). Algonkiyen. Alkongien.

Reverse fault synonyms : abrasive power, absolute age, agricultural geology, aggregats, adventive cone, alkali rocks.