Riches türkçesi Riches nedir

Riches ile ilgili cümleler

English: Ali is one of the richest men in town.
Turkish: Ali kasabadaki en zengin adamlardan biri.

English: Ali is the richest guy I know.
Turkish: Ali tanıdığım en zengin adam.

English: For all his riches he is not happy.
Turkish: Bütün servetine rağmen o mutlu değildir.

English: Ali is one of the richest men in Boston.
Turkish: Ali Boston'daki en zengin adamlardan biri.

English: Ali is one of the richest guys I've ever met.
Turkish: Ali şimdiye kadar tanıştığım en zengin erkeklerden biri.

Riches ingilizcede ne demek, Riches nerede nasıl kullanılır?

Richest : Yoğun. Zengin. Varlıklı. Besin değeri yüksek. Pahalı. Esprili. Gür. Pahada ağır. En zengin. Verimli.

Embarrass de richesse : Şaşırtıcı fazlalık.

Enriches : Gübrelemek. Zenginlik katmak. Değerini artırmak. Zenginleştirmek. Süslemek. Koyulaştırmak. Zengin etmek. Güçlendirmek. Değer katmak. Yüceltmek.

Ostriches : Devekuşu.

Nouveau riche : .

Enriched fuel : Hafif sulu reaktörlerde, yakıt unsuru olarak kullanılan, yaklaşık 8 mm çapında ve 15 mm yüksekliğinde silindir biçimli zenginleştirilmiş uranyum. Zenginleştirilmiş yakıt.

Enriched : Geliştirilmiş. Zenginleştirilmiş. Yükseltilmiş. Artırılmış. Zenginleştirilen. Rafine edilmiş. Arıtılmış.

 

Enriched his knowledge : Bilgisini artırmış. Bilgi dağarcığını zenginleştirmiş. Anlayış ve kavramasını genişletmiş.

Nouveau riche : Türedi. Yeni zengin. Sonradan görme. Ne oldum delisi.

Enriched his spiritual world : Ruhani dünyasını zenginleştirmiş. Ruhani veya manevi şeylerle alakalı bilgisini artırmış.

İngilizce Riches Türkçe anlamı, Riches eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Riches ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Abundance : Taşkınlık. Bolluk. Bereket. Refah. Coşkunluk. Evrende kimyasal öğelerin dağılımı; evrenin ya da güneş gibi belirli bir yıldızın ortalama kimyasal bileşimi. Abundans. Gözlem veya örnekleme alanında bulunan bir türe ait bireylerin sayısal durumu, abundans. Külliyet.

Share capital : Hisse sermayesi. Hisseli sermaye. Hisse senedi sermayesi. Hisse senedine dayalı sermaye. Şirket hisselerinin toplam ön veya yüzey değeri. Hisselere bölünmüş sermaye. Bir şirketin toplam sermayesinin hisse senedi olarak çıkan kısmı. Hisse senetleriyle temsil olunan sermaye.

Capital stock : İktisat, ekonomi alanlarında kullanılır. Öz sermaye. Sermaye stoku. Belirli bir anda bir firma, sanayi veya ülkenin sahip olduğu toplam fiziki sermaye miktarı. Temel anamal. Esas sermaye hisse senedi. Hisse senedi sermayesi. Paylara bölünmüş ortaklık anamalı. kurucular ya da ortaklarca yüklenilen anamal. Başlangıç sermayesi. Paylara bölünmüş anamal.

Chose : Şey. Şahsi eşya.

Caste : Birkaç altbölükten oluşmuş, aşamalı toplumsal denetleme düzeni, bk. altbölük. krş. sınıf, altkültür. Sosyal sınıf. Hemen hemen tümüyle kapalı ve kalıtsal olan, ayrıcalıklar bakımından yukardan aşağıya doğru kesin ölçülerle sıralanmış bulunan, en koyu biçimiyle hindistan ve kimi uzak-doğu toplumlarında görülen, anamalcı dönem öncesi toplumsal sınıflarının her biri. Tarih, sosyoloji alanlarında kullanılır. Kademe. Sosyal sınıflaşma sistem ve ilkeleri. Soy. Sınıf. Kast.

 

Stock : Stokta bulundurmak. Şebboy. Sıradan pay belgiti. Kütük. Stok etmek. Stok. Yığı. Soy. Malzeme. Üremesi için (bir yere) koymak.

Critters : Mahluk. Yaratık.

Douche : İlaçlı su. Duşlamak. Mikrop öldürmek amacıyla yıkama. Duş (dezenfekte amaçlı). Antiseptik su. Antiseptik suyla yıkamak. Dangalak. Şırınga. Duş yapmak.

Coffer : Tavan süslemek. Sandık. Keson. Kasa. Koferdam. Kutu. Tavan süsü. Çekmece. Değerli belge veya para saklamak için kullanılan dayanıklı metal kutu veya kasa.

Fortune : Şans. Fal. Kaza. Gelecek. Uğur. Talih. Baht.

Riches synonyms : material resource, hoarded wealth, abundances, thesauruses, repertories, affluence, kitties, asset, monetary fund, coffering, critter, golds, fertileness, douches, entities, coffers, commodities, wealth, circumstances, agents of production, creatures, castes, capital, stores, principals, exchequer, national treasury, freehold, financial resources, cattle, douched, corpora, gold.

Riches ingilizce tanımı, definition of Riches

Riches kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Opulence. Wealth. Affluence. That which makes one rich. An abundance of land, goods, money, or other property.