Rioting türkçesi Rioting nedir

Rioting ile ilgili cümleler

English: There was rioting.
Turkish: İsyan vardı.

English: Lander assumes that rioting and gang behavior are a result of poverty and poor economic conditions.
Turkish: Lander ayaklanmanın ve çete davranışının yoksulluğun ve kötü ekonomik koşulların bir sonucu olduklarını varsayıyor.

Rioting ingilizcede ne demek, Rioting nerede nasıl kullanılır?

Charioting : İki tekerlekli araba. Cenk arabası. Savaş arabası. İki tekerlekli savaş arabası. İki tekerlikli at arabası. Yarış arabası. İki tekerlekli at arabası.

Patriotic : Yurtsever. Vatansever. Vatanperver. Ulussever. Hamiyetli.

Patriotically : Vatansever bir şekilde.

Patriotism : Hamiyet. Vatan ve millet sevgisi. Vatansevgisi. Vatanseverlik. Vatanperverlik. Vatana bağlılık. Ulusseverlik. Vatan sevgisi. Ülke sevgisi.

Periotic : Periyotik. Periotik. İç kulağı çevreleyen kemiklere ilişkin. Kulak çevresi. Kulağın etrafını saran.

Read someone the riot act : Birini azarlamak. Birine verip veriştirmek.

Riot : Patırtı. Cümbüş. Karışıklık çıkarmak. Azıtmak. Alem. Velvele. İsyan etmek. Şamata. Başkaldırmak. Karışıklık.

Unpatriotically : Vatansever olmayan tarzda.

Run riot : Coşmak. Meydanı boş bulmak.

 

Unpatriotic : Vatanperver olmayan. Vatansever olmayan. Hamiyetsiz. Milliyetsiz.

İngilizce Rioting Türkçe anlamı, Rioting eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Rioting ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Go astray : Şaşmak. Ters yola sapmak. Azmak. Kötü yola düşmek. Kaybolmak. Doğru yoldan sapmak. Hata yapmak. Doğru yoldan çıkmak. Baştan çıkmak.

Breach of the peace : Kamu düzenini bozma. Karışıklık çıkartma. Sükunetin bozulması. Düzeni bozma. Toplumsal düzeni bozma. Asayişi bozma. Kargaşalık çıkartma. Ortalığı karıştırma.

Bridles : Gem. Gemileri iskele, rıhtım veya şamandıraya bağlamaya yarayan kalın halat. trol ağlarında maçaları kapılara, kapıları da kanatlara bağlayan üç burgata uzunluğundaki sentetik veya bitkisel halat. Karşı gelmek. Frenlemek. Yular takmak. Başını hafifçe kaldırarak öfkesini veya beğenmediğini belli etmek. Gem vurmak. Dizgin. Yular.

Lose : Geri kalmak (saat). Mahrum etmek. Zayi etmek. Şaşırmak. Kaçırmak. Kazanamamak. Geri kalmak. Kaybolmak. Heba etmek.

Rebellion : Hükümet otoritesine karşı gelme. Başkaldırı. Baş kaldırma. Başkaldırma. Asilik.

Commotion : Zürzavar. Velvele. Koşuşturma. Karışıklık. Heyecan. Hareket. Keşmekeş. Şamata. Karmaşa. Patırtı.

Outbreak : Salgın. Ortaya çıkma (istenmeyen bir olay birdenbire). Patlama. Yeryüzüne çıkmış kaya katmanı. Feveran. Başlama. Çıkma. Patlak verme. Tezahür.

Commotions : Telaş. Heyecan. Karışıklık. Kargaşa. Koşuşturma.

Have a fit : Neredeyse zil takıp oynamak. Fenalık geçirmek. Küplere binmek. Babaları tutmak. Çok sevinmek. Zıvanadan çıkmak. Deli olmak (öfkeden). Deli olmak. Çılgına dönmek.

 

Mutinied : İsyan etmek (gemi kaptanına karşı veya askeri yetkeye karşı). Kazan kaldırmak. İsyan etmek. Başkaldırma. İsyan (gemi kaptanına karşı veya askeri yetkeye karşı). Kıyam.

Rioting synonyms : outbreaks, overflows, loses, mutinousness, insurrection, bridling, mutinying, kick against, be intoxicated, defy, hubble bubble, agitate, disorder, insurgencies, regaled, contravenes, regale, rioted, revelled, mutinies, revelling, contravene, regaling, revolt, overflowed, go too far, rebels, overflow, be ecstased, get up against, estuation, reveling, rebelled.

Rioting zıt anlamlı kelimeler, Rioting kelime anlamı

Order : Sıraya koymak. Düzen. Basamak. Bir din içinde tasavvufa, gizemciliğe dayanan, inançta ve kimi ilkelerde birbirinden ayrılan, tanrıya ulaşma, yollarından herbiri: mevlevi tarikatı, sen jan tarikatı gibi. Komut. Bir sayının 10'un tümsayılı üstleri olarak büyüklük düzeyi. bir işlevin kaç kez türevinin alındığını gösteren sayı; bir türevli denklemin en yüksek türevli terimi. Emir. Bir özdeği ya da dizgeyi oluşturan atomlar, moleküller gibi altkümelerin belli koşullar altında, doğa yasalarına uygun olarak birbirlerine göre dizilişlerine verilen genel ad. Borsada taşınır değer alıp satmak amacıyla aracılara yazılı ya da sözlü biçimde yapılan bildirim. Emir vermek.