Outbreak türkçesi Outbreak nedir

  • Başlama.
  • Feveran.
  • Patlak verme.
  • Baş gösterme.
  • Tezahür.
  • Patlama.
  • İsyan.
  • Çıkma.
  • Yeryüzüne çıkmış kaya katmanı.
  • Salgın.
  • Ortaya çıkma (istenmeyen bir olay birdenbire).

Outbreak ile ilgili cümleler

English: Salmonella outbreaks blemished spinach importers' reputation for running clean factories.
Turkish: Salmonella salgınları ıspanak ithalatçılarının temiz fabrika çalıştırma itibarını lekeledi.

English: There is no need to be unnecessarily anxious about the outbreak.
Turkish: Salgından gereksiz yere endişelenmeye gerek yok.

Outbreak ingilizcede ne demek, Outbreak nerede nasıl kullanılır?

Outbreaking : Tezahür. Patlama. Baş gösterme. Salgın. Başlama. Feveran. Çıkma. Patlak verme. İsyan. Ortaya çıkma (istenmeyen bir olay birdenbire).

Outbreaks : Patlak verme. Yeryüzüne çıkmış kaya katmanı. İsyan. Çıkma. Salgın. Başlama.

Outbreathe : Soluğunu kesmek. Soluğu kesilmek.

Outbred : Karşı döllenmiş. Dış veya farklı soydan üremiş. Yakın akraba olmayan farklı ebeveynden doğan soy veya dölüt.

Outbrave : Cesurca karşı koymak. Üstün gelmek. Daha cesur olmak.

Outbargaining : Kazançlı teklif yapmak. Fazla fiyat vermek. Alışverişte aldatmak.

Outbargains : Fazla fiyat vermek. Kazançlı teklif yapmak. Alışverişte aldatmak.

Outbargained : Fazla fiyat vermek. Alışverişte aldatmak. Kazançlı teklif yapmak.

 

Outbalanced : Ağır basmak. Ağır çekmek. Ağır gelmek. Yükte daha ağır çekmek. Üstün gelmek.

Outbalance : Ağır gelmek. Daha ağır gelmek. Geçmek. Ağır basmak. Ağır çekmek. Üstün gelmek. Yükte daha ağır çekmek.

İngilizce Outbreak Türkçe anlamı, Outbreak eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Outbreak ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Combustion : Bir yakıtın oksijenle kimyasal tepkime yaparak ısı açığa çıkarması olayı. Motor. İştial. Yanma. Isı, ses ve ışık vererek ya da yayayarak oluşan, hızlı yükseltgenme tepkimesi. Kimya, madencilik alanlarında kullanılır. Yanma testi. Karışıklık. Tutuşma. Gaz testi.

Cantilever : Destek. Konsol yapmak. Sundurma. Dirsekli bir kol. Konsol. Manivela. Dirsek. Dirsekli.

Occurrence : Olay.

Insurrection : Kıyam. Kurulu bir düzene karşı halk ayaklanması. Başkaldırı. İhtilal. Ayaklanma. Başkaldırma.

Outbursts : Taşkınlık. Yanardağ patlaması. Birdenbire söylenen öfkeli veya acı sözler. Fışkırma. Birdenbire meydana gelme. İnfilak. Taşma.

Paroxysm : Paroksism. Paroksizm. Galeyan. Ani kriz. Ani nöbet. Nöbet. Hastalık belirtilerinin aniden artması. Şiddetli nöbet. Şiddetli ve ani nöbet.

Outburst : Birdenbire meydana gelme. Çıkış. Taşkınlık. İnfilak. Yanardağ patlaması. Taşma. Birdenbire söylenen öfkeli veya acı sözler. Fışkırma.

Annotation : Not. Belirtim. Haşiye. Notlarla açıklama. Bilgi notu. Açımlama. Dipnot. Bir yapıtta notlarla gerekli açıklamalar yapma. Ek açıklama.

Blowouts : Lastik patlağı. Alem. Delik. Şölen (argo terim). Kuyudan petrol veya gaz fışkırması. Rahat zafer. Ziyafet. Soruşturma. Parti. Elektrik sigortasının erimesi.

 

Outbreak synonyms : occurrent, munity, initation, corbels, outbreaking, commencing, carets, burst, recrudescence, bow window, eruptions, covings, manifestation, cantilevering, blasting, endlessness, insurgences, blowing up, contagious, exteriorization, ebullition, rife, blowout, ingoing, insurgencies, epidemics, initialisations, corbeling, eruption, cantilevers, mutinying, deflagration, happening.

Outbreak ingilizce tanımı, definition of Outbreak

Outbreak kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Insurrection. Eruption. A bursting forth.