Rock the boat türkçesi Rock the boat nedir

  • Mevcut durumu bozmak.
  • Dengeyi bozmak.
  • Bozmak.
  • Velveleye vermek.
  • Sorun yaratmak.
  • Durağan ve kararlı bir durumu alt üst etmek.
  • Kazan kaldırmak.
  • İçine etmek.
  • Mızıkçılık yapmak.
  • Tekneyi sallamak.
  • Kötüleştirmek.
  • Sorun çıkarmak.
  • Bir çuval inciri berbat etmek.
  • Tekneyi kenarlarından yalpalayacak şekilde keskince sallamak.

Rock the boat ile ilgili cümleler

English: I'm going to rock the boat.
Turkish: İşleri karıştıracağım.

English: I don't want to rock the boat.
Turkish: Tekneyi sarsmak istemiyorum.

English: Don't rock the boat.
Turkish: Tekneyi sarsmayın.

English: Tom didn't want to rock the boat, so he held his peace.
Turkish: Tom, çıkıntılık yapmak istemediği için sessizliğini korudu.

Rock the boat ingilizcede ne demek, Rock the boat nerede nasıl kullanılır?

Rock : Kayaç. Rock yapmak (müzik). Zorlaştırmak. Sallayarak uyutmak. Şok etmek. Sallamak. Kaya. Şok olmak. Kayalık. Şaşırtmak.

The : Belli bir objeyi veya kişiyi veya yeri nitelemek için kullanılır. Belirli durumlarda isimden önce kullanılır. Belgili tanımlık. Belirli veya spesifik bir kimse veya şeyi ifade etmek veya tanımlamak için kullanılan betimleyici (gramer).

Boat : Kayıkla taşımak. Kayıkla gezmek. Boyu 8-10 m, yük taşıma kapasitesi 5-6 ton olan, arkası düz, ortasında küçük bir ambarı bulunan balıkçılıkta ve yük taşımada kullanılan karadeniz bölgesine özgü bir tür kıyı teknesi. Vapur. Sandal. Bot. Gemi. Tekne. Çırnık. Tekne (gemi veya vapur veya sandal veya yat gibi).

 

Miss the boat : Büyük şans kaçırmak. Fırsatı tepmek. Vapuru kaçırmak. Fırsatı kaçırmak. Fırsat tepmek. Fırsat kaçırmak. Çok kazançlı bir işi kaçırmak.

İngilizce Rock the boat Türkçe anlamı, Rock the boat eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Rock the boat ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Worsen : Kötüleşmek (hasta). Kötüleşmek. Daha da kötüleşmek. Daha da kötüleştirmek. Fenalaşmak. Daha da kötü olmak. Daha kötü bir hale getirmek. Beter etmek. Daha kötü olmak.

Raise an issue : Bir tartışma maddesi yaratmak. Bir konu ortaya atmak. Bir konu ileri sürmek.

Exacerbating : Kızdırmak. Şiddetlendirme. Sinirlendirmek. Kızdırma. Daha beter etme. Sinirlendirme. Kızıştırma. Azdırmak. Şiddetlendirmek.

Ballup : Piç etmek. Karmakarışıklık. Hengame. İçine sıçmak.

Unbalances : Dengesini bozmak. Akli dengesizlik. İşlevini bozmak. Dengesizlik.

Overbalance : Dengesini bozup düşürmek. Fazlalık. Ağır basmak. Dengesini bozmak. Dengesini kaybedip düşmek. Devirmek. Tartıda ağır gelmek. Ağır gelmek. Dengesini kaybetmek.

Make trouble : Parmak atmak. İşi yokuşa sürmek. Yokuş yapmak. Ortalığı karıştırmak. Bela çıkarmak. Yolu yokuşa sürmek.

Make a fuss of : Yaygara koparmak. Karışıklık çıkarmak. Olay çıkarmak. Gerilim yaratmak. Mesele çıkarmak. Kavgaya yol açmak. Kavga çıkarmak.

Bollixes : Berbat etmek. Batırmak. Yok etmek. Altüst etmek. Eline yüzüne bulaştırmak.

 

Exacerbate : Sinirlendirmek. Daha kötü bir duruma sokmak. Şiddetlendirmek. Yangına körükle gitmek. Alevlenmek. Artırmak (kötü durumdaki bir şeyi). Alevlendirmek. Kızıştırmak. Öfkelendirmek.

Rock the boat synonyms : make waves, blooping, overbalances, corrupt, alloyed, deranges, unbalance, unbalancing, aggravate, botch up, raise a stink, exacerbates, overbalancing, adulterates, bollix, make a stink, play up, kick up a fuss, deranging, bastardizes, bastardise, ballocks, act up, botch, bitch up, deteriorates, addle, affects, deteriorate, make the feathers fly, cause trouble, derange, abash.