Sünger nedir, Sünger ne demek

Sünger; bir hayvan bilimi terimidir. kökeni rumca dilinden gelmektedir.

  • Genellikle denizlerde bir yere tutunarak koloni durumunda yaşayan, çok hücreli ilkel hayvan
  • Yapay olarak elde edilen temizlik veya dolgu gereci.
  • Bu hayvanın temizlik işlerinde kullanılan, suyu fazlaca çeken esnek iskeleti.

"Sünger" ile ilgili cümle

  • "Onun ilk nutkunu rutubete bırakılmış bir sünger gibi iliklerime kadar içerek dinledim." - H. S. Tanrıöver

Kimya'daki anlamı:

1.Katalizör veya adsorban olarak kullanılan, oksidinin indirgenmesi ile elde edilen gözenekli metal. 2.Euspongia officinalis, sularda bir yere tutunarak koloni halinde yaşayan çok hücreli deniz hayvanı.

Euspongia officinalis canlısının sarı renkli, gözenekli ve çeşitli şekillerdeki, kurutulmuş yumuşak ve esnek iskeleti.

Zanaat Ticaret alanındaki sözlük anlamı:

Sapan lastiği. (Çaltı *Gelendost -Isparta)

Ütüleme sırasında elbise ıslatmakta kullanılan sünger ya da bez parçası. (*Aksaray -Niğde)

Ayakkabıların üstüne boya sürmek için kullanılan nesne. (*Güdül -Ankara)

İngilizce'de Sünger ne demek? Sünger ingilizcesi nedir?:

sponge

Osmanlıca Sünger ne demek? Sünger Osmanlıca'da ne anlama gelir?:

isfenc

Sünger hakkında bilgiler

Süngerler (Porifera), (Latince, porus (delik) ve ferre (taşımak)tan); omurgasız hayvanlar şubesi. Su diplerinde kayalara, hayvan kabuklarına veya zemine yapışarak yaşarlar.

 

Sünger ile ilgili Cümleler

  • Lavaboda sünger gördüm.
  • Sünger sıvıları emer.
  • Süngerbob ve Patrick arkadaştır.
  • Ali süngeri sıktı.
  • Geçmişe sünger çek.
  • Ali sünger gibi içer.
  • Baca gibi sigara, sünger gibi de içki içer.
  • Bir sünger suyu emer.
  • Banyo olurken sünger kullanıyor musun?

Sünger tanımı, anlamı:

Hayvan : Kızılan bir kimseye söylenen bir söz. Duygu ve hareket yeteneği olan, içgüdüleriyle hareket eden canlı yaratık. Akılsız, duygusuz, kaba, hoyrat (kimse). At, eşek, katır gibi türlü hizmetlerde kullanılan yaratık.

Sünger çekmek : Bir şeyi hiç olmamış saymak, silmek, silip atmak, unutmak.

Sünger geçirmek : Silip atmak, unutmak.

Sünger gibi : Çok yumuşak.

Sünger avcısı : Denizden sünger çıkaran veya alıp satan kimse, süngerci.

Sünger doku : Yaprağın alt yüzünde bulunan seyrek hücreli, gözenekli ve az klorofilli özek doku.

Sünger taşı : Metal ve fil dişi parlatmakta kullanılan, çok gözenekli ve pürüzlü, ağırlığı az, sert bir yanardağ feldspatı.

Meme süngeri : Meme başının çevresindeki koyu renkli yuvarlak bölüm.

Sünger avcılığı : Sünger avcısının yaptığı iş.

Süngerci : Sünger avcısı.

Süngercilik : Sünger avcılığı. Sünger alıp satma işi.

Süngerler : Vücutları içten dar ve uzun kanalcıklardan oluşan, dıştan bu kanalcıklara açılan deliklerle kaplı, çoğu kayalara tutunmuş olarak koloniler durumunda yaşayan hayvanlar takımı.

Süngerleşme : Süngerleşmek işi.

Süngerleşmek : Sünger durumuna gelmek.

Süngerli : Süngerle döşenmiş veya süngerden yapılmış olan.

 

Süngersi : Sünger gibi gözenekleri olan, süngere benzeyen, süngerimsi.

Suratı kasap süngeriyle silinmiş : "utanması, sıkılması kalmamış" anlamında kullanılan bir söz.

Yüzü kasap süngeriyle silinmiş : "utanmayan, utanması sıkılması olmayan" anlamında kullanılan bir söz.

Genel : Bir şeye veya bir kimseye özgü olmayıp onun bütün benzerlerini içine alan, umumi. Yetkisi ve sorumluluğu çok olan. Ayrıntıları göz önüne alınmayarak bütünü bakımından ele alınan. Bir genelleme sonucunda elde edilen. Herkesin yararlanabileceği (yer, nesne).

Deniz : Geniş alan. Çokluk, yoğunluk. Yer kabuğunun çukur bölümlerini kaplayan, birbiriyle bağlantılı, tuzlu su kütlesi. Aydaki düzlükler. Bu su kütlesinin belirli bir parçası.

Koloni : Sömürge. Bir ülkede bulunan küçük yabancı topluluğu. Birlik durumda yaşayan aynı türden organizmaların oluşturduğu topluluk. Göçmen topluluğu veya bu topluluğun yerleştiği yer.

Durum : Duruş biçimi, konum, tavır. Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl. Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon. Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri.

Hücre : İnce bir zar içindeki protoplazma ve çekirdekten oluşmuş, bir organizmanın yapı ve görev bakımlarından en küçük birimi, göze. Küçük oda. Tutukluların veya hükümlülerin yalnız olarak kapatıldıkları küçük oda. Siyasi bir inançla gizli olarak çalışan bir örgütün genellikle aynı yerde çalışanlarının oluşturduğu topluluk.

İlkel : Özellikle XIV-XV. yüzyıllarda İtalyan ressamlarına, Orta Çağ sonlarında Avrupa ressamlarına verilen ad. Eğitimsiz, kültürsüz, görgüsüz. Zaman bakımından en eski olan, iptidai, primitif. İlk durumunda kalmış olan, gelişmesinin başında bulunan, iptidai, primitif. Basit, karmaşık olmayan. Sanatta yalın bir nitelik gösteren, yapmacıksız olan, primitif.

Temizlik : Temizleme işi. Temiz olma durumu, arılık, saffet, nezafet. Temiz durma veya tutma durumu. Ortadan kaldırma, yok etme, öldürme.

Omurga : Bir şeyin varlığı ile ilgili en önemli bölümü, temel, belkemiği, esas. Gemi kaburgasının aşağı taraftan bağlı bulunduğu boy ekseni doğrultusunda boydan boya geçen ana yapı ögesi. Sırt boyunca uzanarak vücuda destek sağlayan, kemikten, kıkırdaktan veya her ikisinden oluşan, içinde omuriliği barındıran kemik yapı.

Sünger kağıdı : Kurutma kağıdı.

Sünger proje : Uluslararası Çalışma Örgütü tarafından, gelişmekte olan ülkelerdeki işlendirme sorununun çözümü için ortaya atılan ve sermaye yoğun yatırımlar yerine döviz harcaması gerektirmeyen emek-yoğun üretim alanlarına yatırım yapılması esasına dayanan proje.

Sünger teli : Süngerlerin iskeletini meydana getiren telsi bir madde. Spongin. Süngerlerin iskeletini meydana getiren tel benzeri bir madde, spongin, sponjin. (karşılık: spongin), (Lat. spongia = sünger)) Süngerlerin iskeletini meydana getiren telsi bir madde.

Süngerimsi : Sünger gibi sık delikli olan, bu nedenle bol sıvı ya da gaz emebilen özdek.

Süngerimsi beyin hastalığı : Mikroskobik olarak beyin dokusunun sünger görünümünü veya diğer bir ifadeyle, nöropilde ve nöronlarda çok sayıda hücre içi boşlukların oluşumuyla belirgin ve genellikle prion proteinlerinin metabolizma bozuklukları sonuıcu ortaya çıkan hastalıkların genel adı, spongiform ensefalopatiler.

Süngerimsi dejenerasyon : Mikroskobik olarak herhangi bir dokunun sünger benzeri bir görünümün kazanması, spongiyoz dejenerasyon. Genellikle merkezî sinir sisteminde, miyelin kaybıyla seyreden hastalıkların seyri sırasında biçimlenir.

Süngerimsi kemik : Kısa kemiklerin merkezî kısımlarını oluşturan, pek çok küçük boşlukları bulunan, bölmecikli, süngerimsi görünüşte, içinde sarı kemik iliğinin yer aldığı kemik kısmı.

Süngerimsi kemik grefti : Kemiklerin süngerimsi kısımlarından küretle kazınarak alınan ince kemik yongalarının kırık çizgisi arası ve etrafına yerleştirilmesiyle uygulanan greft, spongiyöz greft, kansellöz greft.

Süngerimsi miyelin hastalıkları : Miyelinin dejenere olmaksızın, vakuolleşmesi sonucu mikroskobik olarak süngerimsi bir görünümle belirgin özel hastalık grubu. Kalıtsal, toksik ve metabolik bozukluklar sonucu görülür.

Süngerkök : (botanik)

Diğer dillerde Sünger anlamı nedir?

İngilizce'de Sünger ne demek? : n. sponge, foam rubber, foam

Fransızca'da Sünger : éponge [la]

Almanca'da Sünger : n. Schwamm

Rusça'da Sünger : n. губка (F), депортация (F)