Saddens türkçesi Saddens nedir

Saddens ile ilgili cümleler

English: That you will leave this town, saddens me.
Turkish: Bu şehirden gidecek olman beni üzüyor.

Saddens ingilizcede ne demek, Saddens nerede nasıl kullanılır?

Sadden : Kederlenmek. Efkarlanmak. Üzmek. Hüzünlendirmek. Üzülmek. Koymak. Kederlendirmek.

Saddened : Müteessir. Umutsuz. Mutsuz. Moralinin bozulmasına sebep olmuş. Morali bozuk. Mutsuz olmasına sebep olmuş. Üzüntülü.

Saddening : Kederlenme. Üzüntü verici. Mutsuzluğa sebep olan. Hafif ezme. Kedere sebep olan. Kederlendirici. Moral bozukluğuna sebep olan. Üzücü. İç karartıcı.

Saddeningly : Moral bozukluğuna sebep olacak şekilde. Mutsuzluğa sebep olacak tarzda. Kedere ve mahzunlaşmaya yol açacak şekilde.

Sadder : Mahzun. Koyu. Hüzünlü. Üzücü. Üzüntülü. Acı. Adam olmaz. İç karartıcı. Hamur olmuş. Üzgün.

Saddle : Eyerlemek. Semer vurmak. Kaltak (eyer). Eyer. Yatak kovanı. Yastık. Eyer vurmak. Yüklemek. Semer.

Saddle block : Eğerli anestezi. Eyer küpü. Floyd rose tipli köprülerde, teli eyerine sıkıştırmak amacıyla eyerde bulunan yuvasına yerleştirilen küp biçimindeki metal parça.

Saddle a person with a task : Bir kimseye bir görev vermek. Bir kimsenin sırtına bir görev yüklemek. Herkese bir görev vermek. Bir görevi bir kimseye devretmek.

 

Saddle bag : Hurç.

Saddhu : Hindu rahip. (hinduizm) hindu kutsal bilgesi. Ulu bilge. Sadhu'nun bir türevi. Hintli dünya nimetlerinden elini eteğini çekmiş kutsal adam. Hintli kutsal fakir.

İngilizce Saddens Türkçe anlamı, Saddens eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Saddens ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Strike : Ayırmak. İşçilerin, ücretlerine ve çalışma koşullarına ilişkin isteklerinin işverence yerine getirilmemesi durumunda ya da kimi ülkelerde yasayla tanındığı gibi bir halk, bir işçi devinimiyle dayanışmak amacıyla, belli kurallara uyarak topluca çalışmayı durdurmaları. Petrol bulma. Nükleer saldırı. Grev. Vurgun. Vurmak. Darbe. İzlenim bırakmak. İş bırakımı.

Elapses : Geçen zaman. (zaman) geçmek. Vaktin geçmesi. Akıp gitmek. Zamanın geçmesi. Geçmek. Zaman geçmek. Geçmek (zaman). Akmak.

Abrupt : Terbiyesiz. Sürmek. Pürüzlü. Kaba. Kesik. Ters. Tutarsız. Birdenbire oluveren. Dik. Sarp.

Be disappointed : Düş kırıklığına uğramak. Sükutu hayale uğramak. Hüsrana uğramak. Hayal kırıklığına uğramak.

Grieves : Yasa boğmak. Matem tutmak. Dert vermek. Istırap vermek. Gam çekmek. Hüzünlenmek. Büyük üzüntü vermek.

Agitates : Çalkalamak. Sarsmak. Galeyana getirmek. Kışkırtmak. Dalgalandırmak. Propaganda yapmak. Altüst etmek. Telaşlandırmak. Tahrik etmek.

Choppy : Durmadan yön değiştiren. (rüzgar) değişken. Tutarsız. Çırpıntılı. İstikrarsız. (deniz) çırpıntılı. Dalgalı. Değişken. Değişen. Yön değiştiren (rüzgar).

 

Appoints : Belirlemek. Donatmak. Tayin etmek. Döşemek. Saptamak (tarih veya gün vb). Saptamak. Dayayıp döşemek. Memur etmek. Atamak.

Emergent : Yeni. Boy gösteren. Çıkan. Yeni bağımsızlık kazanmış. Ortaya çıkan. Doğmakta olan. Gelişmekte olan. Gelişen. Beliren. Meydana çıkan.

Dot somebody one : Yumruk atmak. Geçirmek.

Saddens synonyms : desolate, glooms, weigh on, weigh down, become anxious, mourned, glooming, gloom, affects, be troubled, jerky, break up, bother, adhibit, bothers, agitating, fulminant, feel blue, sadden, explosive, affect, agitate, aggrieving, bottom out, buffoons, mourn, sorrowed, appoint, cark, bemoaning, mourns, grieve, regret.

Saddens zıt anlamlı kelimeler, Saddens kelime anlamı

Gradual : Aşamalı. Kademeli. Derece derece. Tedrici. Derece derece olan. Yavaş yavaş olan. Yavaş yavaş. Yavaş.

Slow : Eli ağır. Geç. Uzun süren. Sıkıcı. Yavaşlamak. Acelesiz. Bati. Zor anlayan. Yavaşlatmak. Ağırlaşmak.

Gladden : Memnun etmek. Sevindirmek. Mutlu etmek. Sevinmek.

Saddens antonyms : lighten.