Sanctioner türkçesi Sanctioner nedir

  • Onaylayan.
  • Onaylayıcı.
  • Onaylayan kimse.
  • Bir yasayı uygulamak adına ceza ve ödülleri uygulayan kimse.
  • Cirocu.
  • Yaptırımcı.
  • Onay vermeye yetkili olan kimse.
  • Yetkili.
  • Ciro eden kimse.
  • Doğrulayıcı.

Sanctioner ingilizcede ne demek, Sanctioner nerede nasıl kullanılır?

Sanctioners : Onay vermeye yetkili olan kimse. Cirocu. Yetkili. Doğrulayıcı. Bir yasayı uygulamak adına ceza ve ödülleri uygulayan kimse. Onaylayan kimse. Onaylayıcı. Ciro eden kimse. Onaylayan. Yaptırımcı.

Sanctioned : Resmi bir şekilde onaylanmış ve resmi olarak yasal yetki ile donatılmış. Yetkili kabulle onaylanmış. Tasdik edilmiş. Onaylanmış kurallarla uyumlu olan.

Unsanctioned : Onaylanmamış. İzinsiz.

Obtain the sanction of the authorities : Denetleme organlarından izin alma.

Criminal sanction : Cezai yaptırım.

Sanctioning : Uygun görmek. İzin vermek. Onay ile desteklenen. Onaylamak.

Economic sanction : Ekonomik yaptırım. İktisadi yaptırım. Bir ülke ya da grubun, diğer ülke ya da grupları çeşitli nedenlerle iktisadi konularda zorlamak için gümrük vergileri, dışalım ve dışsatım kotaları, tarife dışı engeller gibi caydırıcı önlemler alması.

Apply sanctions : Yaptırımlarda bulunmak.

Applying sanctions : Boykot yapmak. Yaptırımlarda bulunma. Yasa koyma. Kısıtlama.

 

Sanctionative : Onay veya müsade ile alakalı. Onay ya da izin almaya uygun olma.

İngilizce Sanctioner Türkçe anlamı, Sanctioner eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Sanctioner ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Attestor : Tanık. Teyit eden kimse. Şahit. Tasdik eden kimse. Tasdik eden. Şahit olarak tanrı huzurunda yemin eden kimse. Doğrulayan.

Endorsees : Ciro edilen kimse. Ciro edilen kişi. Ciro edilen. Kendisine ciro edilen. Lehdar. Poliçe hamili.

Entitled : Yetki verilmiş olan. Başlığı altında. İsminde. Başlıklı. Adlı.

Favouring : Doğrulayan. Olumlu.

Assertory : Olumlu şekilde belirtilmiş olan. İleri süren.

Commissioned : Görevlendirilmiş. Subay. Görevli.

Endorsers : Ciranta. İmza eden. Ciro eden. İmzalayan.

Endorsement : Kıymetli evrak. Tasdik. Havale. Poliçenin arkasına imza atıp onaylama. Onay. Bir gitar sanatçısının bazı maddi yararlar karşılığında belli bir firmanın ürettiği müzik aletini kullanması ve bu yolla o ürünün reklamının yapılmasına dayalı karşılıklı anlaşma. Tecimsel bir belgite ilişkin para ve mal üzerindeki hakların bir başkasına geçirilmesi. aktarımı yapan kişinin imzasını taşıyan tecimsel belgitin kimi koşullar altında başkasına verilmesi. Ciro. Bono, çek, poliçe gibi kambiyo senetlerinin hak sahibi tarafından başkasına devredilmesi için sözkonusu senetlerin arkasının imzalanması işlemi. bk. iş hacmi. Aktarım.

Acknowledgers : Kabul eden kimse. İtiraf eden kimse.

Authorise : Salahiyet vermek. Yetki vermek. Memur etmek. Ruhsat vermek. Yetkili kılmak. Onaylamak. Yetkilendirmek. İzin vermek.

Sanctioner synonyms : nihil obstat, o.k., okeh, plump for, plunk for, indorse, corroborators, entitled to, okay, checked by, approver, approbatory, endorse, affirmatory, assentor, justifiers, confirmation, pass, confirmative, acknowledger, visa, certifier, attestant, validatory, affirmant, warrant, certified, ex cathedra, okey, support, corroborating, indorser, authenticators.

 

Sanctioner zıt anlamlı kelimeler, Sanctioner kelime anlamı

Disapprove : Onamamak. Beğenmemek. Tasvip etmemek. Onaylamamak. Kınamak. Karşısında olmak. Reddetmek. Kabul etmemek. Uygun görmemek.

Disapproval : Reddetme. Uygun görmeme onaylamama. Ayıplama. Doğru bulmama. Bir toplumsal kümede yaptırıma bağlanmış davranış ölçülerine aykırı düşen davranışlar karşısında kümece takınılan olumsuz yönde eleştirici ya da suçlayıcı tutum. Tutumu ölçülen bireyin bir ölçek sınarını olumsuzlaması ya da sınarda dile getirilen görüşe katılmaması. Hoşnutsuzluk. Onaylamama. Beğenmeme. Kınama.