Applying sanctions türkçesi Applying sanctions nedir

  • Boykot yapmak.
  • Yasa koyma.
  • Yaptırımlarda bulunma.
  • [#kısıt Kısıtlama].

Applying sanctions ingilizcede ne demek, Applying sanctions nerede nasıl kullanılır?

Applying : Yazılı şekilde müracaat etme. Kullanma. Yayma veya germe. Uygulanıyor. Yerine getirme. Uygulanma. Uygulama.

Sanctions : Yaptırımlar. Bir ülke veya ülkeler tarafından bir diğerine karşı o milleti hukuka uymak için baskı altına almak veya politikasını değiştirmek için yapılan cezalandırıcı hareketler (uluslararası hukuk).

Applying a font : Yazıtipi uygulama.

Applying styles : Geçerli biçemler.

Apply sanctions : Yaptırımlarda bulunmak.

Ease sanctions : Cezanın ağırlığını düşürmek. Yaptırımları yumuşatmak. Yaptırımları hafifletmek.

İngilizce Applying sanctions Türkçe anlamı, Applying sanctions eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Applying sanctions ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Constrictions : Dar geçit. Daralma. Kesit daralması. Sıkma. Büzme. Boğaz. Daraltma. Sıkışıklık. Büzülme.

Crackdown : [#yasak Yasaklama]. Baskı. Engelleme. Sıkı önlem.

Inhibition : Biyoloji, eğitim, fizik, kimya, veterinerlik alanlarında kullanılır. Yasaklama. Ket vurma. Tutma. Yasak. Yabancı bir özdek ile tezgenin çalışmasını önieyip tepkimedeki etkisini azaltma. Bir içtepi, istek ya da davranışın içten ya da dıştan gelen bir gücün etkisiyle ya bilinçli ya da bilinçsiz olarak açığa vurulmaması, engellenmesi durumu. Yavaşlatım. Bir işlevin veya etkinliğin önlenmesi, durdurulması. kimyasal reaksiyonun yavaşlatılması veya durdurulması, kimyasal tepkimenin önlenmesi.

 

Interdiction : Mani olmak. Bağlantısını kesme. Kısıt. Yasak. Hacir. Yasaklama. Hacir altına alma. Engelleme.

Depriving : Mahrum etme. Elinden alma. Alıkoyma. Yoksun bırakma. Ayırma. Ayrımcılık yapma.

Enjoinder : Yasaklama. Sıkı uyarı. Yasak etme. Taraflardan birine belirli bir davranışta bulunmamasını emreden karar. Yasak. Sıkı emir. Emir verme. Buyruk. Emir.

Crackdowns : Engelleme. Baskı. Yasaklama. Sıkı önlem.

Boycott : Mal almamak. Direniş. Ticaret yapmama boykotu. Boykot etmek. Bir ülkenin siyasi anlaşmazlık içinde bulunduğu bir ülkeden mal alıp satmayı yasaklaması. Boykot.

Inhibitions : Kısıtlamalar. Çekingenlik. Engelleme. Tutukluluk. Menetme. Tutma.

Embargo : Ambargo koymak. Müsadere etmek. Devletçe yabancı gemilerin kendi barınaklarına girip çıkmalarını yasaklama. devletçe, yabancılara ilişkin tecim işleri üzerinde yapılan yasaklama. El koymak. Müsadere. Ticareti kısıtlama. Yasaklama. Kadağan. Yasaklamak.

Applying sanctions synonyms : astriction, constriction, enjoinders, circumscribing, constraint, boycotted, interdictions.