Save up türkçesi Save up nedir

  • Tasarruf etmek.
  • Tasarruf sağlamak.
  • Biriktirmek.
  • Para biriktirmek.

Save up ile ilgili cümleler

English: By simply changing the orientation of a house in relation to the sun, you can save up to thirty percent of the energy required or wasted for heating or cooling it.
Turkish: Güneşe göre bir evin yönünü değiştirerek evi ısıtmak ya da soğutmak için gerekli ya da boşa harcanmış enerjinin yüzde otuzunu tasarruf edebilirsiniz.

English: My boyfriend plans to save up and buy a sports car.
Turkish: Erkek arkadaşım para biriktirmeyi ve bir spor araba almayı planlıyor?

English: I will save up money for when I'm old.
Turkish: Yaşlılık için para biriktiriyorum.

English: Ali wanted save up enough money to buy a car.
Turkish: Ali bir araba satın almak için yeterli parayı tasarruf etmek istedi.

English: He worked hard to save up some money.
Turkish: O biraz para biriktirmek için çok çalıştı.

Save up ingilizcede ne demek, Save up nerede nasıl kullanılır?

Save : Sayı yapmasını önlemek. Kurtarma. Korumak. Kusuruna bakmamak. Kayda geçirmek. Kazandırmak. Artırmak. Kurtarmak. (para) biriktirmek.

Save up for a rainy day : Kara gün için para biriktirmek.

Save a person from : Bir insanı-den kurtarmak (tehlike, günah, vb.).

Save all : Kaydet. Tümünü kaydet. Şerbet tutucu.

 

Save and update all : Kaydet ve tümünü güncelleştir.

İngilizce Save up Türkçe anlamı, Save up eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Save up ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Put by : Saklamak. Bir tarafa koymak. Ayırmak. Kenara koymak. Kaldırmak. Zulalamak. İlerisi için saklamak. Bir kenara koymak.

Economises : Kısıntıya gitmek. Tutumlu davranmak (economize olarak da yazılır). Masrafları kısmak. Kısmak. İdare etmek. Kullanmak. Ekonomi yapmak. İhtiyatlı kullanmak. İktisat yapmak.

Appropriates : Kendine maletmek. El koymak. Uygun. İç etmek. Üstüne oturmak. Özelleştirmek. Sahipsiz birşeyi almak. Ayırmak. Münasip.

Accumulates : Yığılmak. Yığmak. Toplanmak. Birikmek. Çoğalmak. Toplamak.

Cumulating : Birikme. Toplamak. Yığımak. Birikmek. Kümülat.

Drift : Kayma devimi. Kendini koyvermek. Bir yerde sürekli kalmadan yaşamak. Bir iş sonuçlanıncaya kadar boş yere gecikmelerle uğramak. Kayma. Birikmek. Tıkanmak. Toplanmak. Yığılmak.

Economizes : Artırmak. Masrafı kısmak. İktisat yaparak idare etmek. Kısmak. Masrafları kısmak. İdareli sarf etmek. Kullanmak. İdare etmek. Ekonomi yapmak.

Save : Tutmak. Engellemek. Artırmak. Kurtarma. Kurtarmak. Kazandırmak. (para) biriktirmek. İdareli harcamak. Kusuruna bakmamak.

Accumulating : Yığmak. Toplanmak. Birikmek. Biriktirme. Biriken. Biriktirerek. Birikmiş. Toplamak.

Save up synonyms : collect in, appropriate, saves, get ahead, build up, economize, save for, accumulate, save on, cumulates, amasses, cumulate, economise, cut back, collects, amassing, collect, cumulated, salt away money, amass, appropriating, backed up, save money.