Sayvant nedir, Sayvant ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

1.Ağıl, mandıra. 2.Üstü kapalı, yanları açık yer. 3.Samanlık, ot ve saman konulan üstü kapalı yer. 4.Evlerin dışında üstü örtülü, yanları açık genişçe saçakaltı, teras. 5.Üstü tahta ile örtülmüş yayla evi.

Üstü örtülü davar ağılı.

Çardak.

[Bakınız: sayvan].

Damın ön duvardan taşarak oluşturduğu üstü kapalı yer.

Teknik terim anlamı:

[Bakınız: saya].

Sayvant anlamı, kısaca tanımı

Sayvan : Güneşten, yağmurdan korunmak için veya süs olarak bir şeyin üzerine çekilen dam saçağı gibi düz veya eğimli örtü. Kulak kepçesi. Evlere bitişik, önü açık, direkler üzerine oturtulmuş, üzeri örtülü yer

Sayvantlık : Ağıl, mandıra.

Üstü kapalı : Açık ve kesin olmayan. Açık ve kesin olmayan bir biçimde.

Mandıra : Koyun, keçi vb. süt veren hayvanların barındırıldığı, süt ve süt ürünlerinin elde edildiği yer.

Genişçe : Biraz geniş. Uzun uzun. Bol bol.

Kapalı : Kapanmış olan, açılmamış, açık karşıtı. Açık ve kesin söz kullanmadan söylenen, müphem. İçe dönük yaradılışta olan. Dış çevreyle ilişki içerisinde olmayan. Geçilmez durumda olan. Açık olmayan (giyecek). Bulutlu, karanlık (hava). Çalışma süresi sona ermiş (iş yeri). Başı örtülü (kadın). Gizli, saklı.

Örtülü : Örtüsü olan. Örtülmüş, bir şey ile kaplanmış. Açıklama yapmadan, belli belirsiz bir biçimde, müphem. Gizli, saklı.

 

Çardak : Tarla, bahçe vb. yerlerde ağaç dallarından örülmüş barınak. Denizli iline bağlı ilçelerden biri. Asma vb. bitkilerin dallarını sardırmak için direklerle yapılmış yer. Kameriye.

Tahta : Çeşitli işlerde kullanılmak üzere düz, enlice, uzun ve az kalın biçimde işlenmiş ağaç parçası. Bu ağaçtan yapılmış. Çimlenen tohumlar için bahçede hazırlanan uzun tarh. Bu malzemeden oluşmuş yüzey, döşeme, ağaç. Sebze bahçelerinde ayrılan küçük yer. Kara tahta.

Duvar : Bir yapının yanlarını dışa karşı koruyan, iç bölümlerini birbirinden ayıran, taş, tuğla vb. gereçlerden yapılmış olan veya örülen dikey düzlem. Sonuç alınamayan yer. Bir toprak parçasını sınırlayan taş, tuğla, kerpiçten yapılmış olan engel. Voleybolda ağ üzerinde karşı takım oyuncusunun vuruşuna karşı koyma. Engel.

Yayla : Akarsularla derin bir biçimde yarılmış, parçalanmış, üzerinde düzlüklerin belirgin olarak bulunduğu, deniz yüzeyinden yüksek yeryüzü parçası, plato. Dağlık, yüksek bölgelerde, kışın hayat şartları güç olduğu için boş bırakılan, yazın havası iyi ve serin olan, hayvan otlatma veya dinlenme yeri.

Saman : Ekinlerin harmanda dövülüp taneleri ayrıldıktan sonra kalan, hayvanlara yedirilen ufalanmış sapları.

Ağılı : İçinde ağı bulunan, zehirli.

Geniş : Eni çok olan, enli, vâsi. Çok. Kolay kolay tasalanmayan, hoşgörülü, rahat. Bol (elbise). Kapsamı büyük, dar sınırlar içinde kalmayan, yaygın, makro. Alanı büyük olan, makro, dar karşıtı.

 

Davar : Koyun ve keçiye verilen ortak ad. Koyun ya da keçi sürüsü.

Taşar : Coşkulu, coşkun kimse.

Teras : Bir yapının damında çevresi, üstü açık yer, ayazlık, taraça. Damın, genel olarak çamaşır sermeye yarayan ve üstü çinko ile döşeli bulunan düz bölümü, tahtaboş. Seki.

Saçak : Bazı giyim eşyalarında veya döşemeliklerde kumaş kenarlarına dikilen süslü iplikten püskül. Görünüşü bu püskülü andıran. Bir gaz ortama yerleştirilen ve yüksek bir potansiyel verilen ve nesnenin yüzeyinde oluşan ışık olayı. Havlu, halı vb.nin kenarı boyunca sarkan püskül. Bir yapının herhangi bir bölümünü güneş ve yağmurdan korumak için, o bölümden dışarı taşan ve altı boşta olarak yapılmış olan bölüm.

Geni : Sözünün eri, mert kişi. Gani. Geri.

Diğer dillerde Sayrılık ve analık güvencesi anlamı nedir?

İngilizce'de Sayrılık ve analık güvencesi ne demek ? : sickness and maternity insurance