Saya nedir, Saya ne demek

"Saya" ile ilgili cümle

  • "Sırtına giymiş sıkma sayayı / Yedeğine almış ağca mayayı" - Halk türküsü

Yerel Türkçe anlamı:

Gebe koyunların karnındaki yavru yüz günlük olunca çobanların yaptığı tören

Bir çeşit kadın giysisi.

İnsan ya da hayvan ayak izi.

1.Ağıl. 2.Ahır. 3.Yayla ve kırlarda hayvanlar için yapılmış olan üstü samanla örtülü hangar. 4.Avlu. 5.Sofa, salon. 6.Bodrum. 7.Bir çeşit evaltı.

Boyunduruk kayışını bağlayan ağaç çivi.

Saye, yardım, koruma // sayanızda: sayenizde

Samanlığın üstü kapalı, ön bölümü.

Takma ad, lakap.

Gaga.

Salon.

İnce, dar ağızlı bıçak.

Avlu, küçük bahçe.

1.Yeldirme. 2.Manto. 3.Kadın giysisi, entari. 4.Yelek, cepken. 5.Al şerit ile süslenmiş ak gelin giysisi. 6.Eteklik. 7.İş önlüğü. 8.Elde bükülen pamuktan dokunmuş ak ceket. 9.Üçetek.

Elde bükülen pamuktan dokunmuş ak ceket, üçetek.

Deri.

İnce, dar ağızlı bıçak

1.Kundura yüzü. 2.Kundura yüzündeki dikişler.

Boyunduruk kayışını bağlayan ağaç çivi.

 

Zanaat Ticaret alanındaki sözlük anlamı:

Küçükbaş hayvanların kışlık ağılı. (*Kemalpaşa -İzmir; *Mudurnu -Bolu) [sayvant] : (Tokmacık *Yalvaç, Gedikli *Şarkikaraağaç -Isparta)

(III) [sayvant]:

Ağıl bahçesi. (Sarıdeğirmen *Haymana, Akçakese, Hacılar, Adalıkuzu, Akbaş, Boyalı *Güdül; Yurtbeyi *Çankaya -Ankara)

Diğer sözlük anlamları:

Üstten giyilen iş gömleği.

Saya isminin anlamı, Saya ne demek:

Erkek ismi olarak; Kundura yüzü. Ağıl, ahır. Anadolu’da çeşitli giysilerin ortak adı.

Bilimsel terim anlamı:

Düzyazı, içinde koşuk bulunmayan halk öyküsü,

Saya hakkında bilgiler

Saya (veya Sayagan) – Türk ve Altay halk kültüründe Bereket Töreni. Hayvancılıkla uğraşan toplumların bereketi artırmak için düzenledikleri bir törendir. Bu bayramın koruyucu ruhu olan Saya Han adına düzenlenir. Oyunu yürüten kişiye Sayacı denir. Koyunlar doğurmaya başladığında çobanlar köy köy ev ev gezip saya toplarlar. Sayacılar keçi derisine bürünürler. Saya adı verilen goşalar (maniler) okurlar. Saya Han ile ilişkili bir törendir. Ayrıca otlak, mera gibi anlamları da bulunur.

Kosa, Saya, Payna, Pakta dörtlü bir tören silsilesi oluştururlar. Ayrıca Sümer geleneğinden Ortadoğu ve Orta Asyaya yayılmış olan ve sözbiçim olarak da bu sıralamaya uygun düşen Nardugan bayramı bulunur.

Baharda doğanın yenilenmesini, gücünün çoğalmasını gösteren bir bayram. Yakutlar çok eski zamanlardan beri, bahar merasimleri yaparlar. Bu bayram Ulu Gök Tanrısı'nın şerefine yapılır. Yeryüzü yeşilliğe büründüğü zaman ağaç altına toplanılıp kurbanlar kesilir. Sonra daire şeklinde toplanılıp kımız içilir ve meydanda yakılan odunun üzerinden atlanır. "Isıyah"ın birkaç amacı vardır: Yer Ruhlarını memnun kılmak. Ulu Ana'dan merhamet istemek gibi... Yakutlara göre, bu bayram ilk ata olan "Elley" ile ilintilidir. O, başlatıcısı olduğu bu bayramı kendi yurdunda kutlamıştır. Yakutlar güz bayramına Abası Isıyah/Isıga (Kötü-ruh Serpmesi/Saçısı), bahar bayramına ise Ayıhı Isıyah/Isıga (İyi-ruh Serpmesi/Saçısı) derler. Isıyah (Isıga) sözcüğünün mevsimsel sıcaklık değişiklikleriyle bağlantıyı akla getirecek biçimde ısı kökünden türemiş olması ve Is/Es/Ez (sahip) sözcüğüyle bağlantısı da dikkate değerdir. Daire şeklinde yapılmış olan bu şenlikler hem halayı hem de Kazaklardaki Kımız Murunduk denilen ölenleri de çağrıştırmaktadır.

 

(Say) kökünden türemiştir. Saymak, hesaplamak, saygınlık anlamları vardır. Haber içeriğine de sahiptir.

Saya ile ilgili Cümleler

  • Sen iki yaşındayken ona kadar sayabiliyordun.
  • Saya mengajar bahasa Perancis.
  • Hangisini sayayım bilemiyorum ki!
  • Oğlum şimdiden yüzece sayabiliyor.
  • Tom'un uyumada problemi olduğunda, o kakımları saymaya başlar.O, onu çabucak sakin bir hale getirir. Ve o kakımları elliye kadar sayabilmeden önce derin uykuya dalar.
  • "Ben şimdi Fransızca 1'den 100'e kadar sayabilirim." "Vay bu harika. Peki 100'den 1 kadar geriye doğru saymaya ne dersin?" "Hayır, o benim için hala imkansız."
  • Yıldızları kim sayacak?
  • Biz her şeyi sayarız.
  • Sayacı çalışırken bırak.

Saya kısaca anlamı, tanımı:

Koyun : Verilen buyruklara uyan, kendi kişiliğini gösteremeyen kimse. Göğüsle giysi arası. Koruyucu, şefkatli çevre. Kollar arası, kucak. Geviş getirenlerden, eti, sütü, yapağısı ve derisi için yetiştirilen evcil hayvan (Ovis aries).

Çobanlar : Afyonkarahisar iline bağlı ilçelerden biri.

Tören : Anma, kutlama, nişan, evlenme, ölüm gibi sebeplerle yapılmış olan toplantı, merasim, seremoni. Bir toplulukta, üyelerin belli bir olayı, kişiyi veya değeri ayırt edip sembolleştirmesi, bunların anlam ve öneminin güçlendirilmesi amaçlarıyla düzenlenen hareket dizisi, merasim.

Saya gezmek : Köy çocukları ramazanda veya özel günlerde çeşitli tekerlemeler söyleyip kapı kapı dolaşarak ufak tefek yiyecek toplamak.

Sayaç : Hava gazı, elektrik, su vb.nin kullanılan miktarını veya mekanik etkilenmeleri ölçen alet, saat.

Sayaç takımı : Sayaç giriş tarafının gaz servis hattına, çıkış tarafının tüketici yakıt hattına bağlanması amacıyla kurulan boru donanımı ve boru bağlantı parçaları.

Sayacı : Ayakkabıların sayalarını hazırlayan kimse.

Sayacılık : Sayacının işi.

Ana sayaç : Belirli bir yerleşim birimine veya bir şehre verilen toplam elektrik, su ve gazın ölçülmesi amacıyla, ana dağıtım boru hattı başlangıcına tesis edilen sayaç sistemi.

Deli pösteki sayar gibi : Çok karışık, çok ayrıntılı, sıkıcı bir işle uğraşma.

Doğal gaz sayacı : Gaz sayacı.

Elektrik sayacı : Kullanılan elektrik enerjisinin miktarını gösteren araç, elektrik saati.

Gaz sayacı : İçinden geçen gazın ne kadar olduğunu ölçen araç, doğal gaz sayacı, hava gazı sayacı.

Hava gazı sayacı : Gaz sayacı.

Leyleği kuştan mı sayarsın yazın gelir kışın gider : "sürekli olarak bir iş üzerinde durmayan, maymun iştahlı olan kişiye kimse güvenmez" anlamında kullanılan bir söz.

Park sayacı : Parkmetre.

Say beni sayayım seni : Sev beni, seveyim seni.

Su sayacı : İçinden geçen suyun miktarını ölçen araç, su saati.

Tüketici sayacı : Harcanmak üzere tüketim mahalline sevk edilen gazı ölçmekte kullanılan cihaz.

Ayakkabı : Genellikle sokakta giyilen ve altı kösele, lastik vb. dayanıklı maddelerden yapılmış olan giyecek, başmak, pabuç.

Yumuşak : Kolay çiğnenen, kolay kesilen. Sessiz, hafif. Kolaylıkla işlenebilen. Ciğerlerden gelen havanın ses yolundaki sivrilmiş ve gerilmiş kapalı bir engele çarpmasıyla oluşan (ünsüz), titreşimli, sürekli, ötümlü, tonlu, sedalı. Kaba, hırçın, sert olmayan, kolay yola gelen, uysal. Kolaylıkla bükülen, buruşmayan, sert karşıtı. Okşayıcı, tatlı, hoş. Dokunulduğunda veya üzerine basıldığında çukurlaşan, eski biçimini kaybeden, katı karşıtı. Ilıman (iklim), sert karşıtı. Dokunulduğunda hoş bir duygu uyandıran.

Bölüm : Bir kuruluşun yönetim birimlerinden her biri, departman, seksiyon. Bölme işlemi sonunda elde edilen sayı. Çağ, devir. Canlıların bölümlenmesinde filumların bir araya gelmesiyle oluşan birlik. Bir bütünü oluşturan parçaların her biri, kısım. Bir okul veya üniversitenin herhangi bir bilim ve uzmanlık dalında eğitim sağlayan birimlerinden her biri, departman.

Gebe : Minnet altında kalan. Bir birikim sonucu ortaya çıkması beklenen (durum veya olaylar). İçinde oğulcuk veya dölüt bulunan (döl yatağı). Karnında yavru bulunan (kadın veya hayvan), yüklü, hamile, iki canlı, aylı.

Yavru : Bir şeyin küçüğü. Güzel, alımlı genç kız. Çocuk, evlat. Yeni doğmuş hayvan veya insan.

Günlük : Günü gününe tutulan anı yazısı veya bu yazıları içine alan eser, günce. Her gün yapılan, her gün yayımlanan, her gün çıkan. Tütsü için kullanılan bir tür ağaç sakızı. O günkü, o günle ilgili. Üzerinden gün geçmiş veya geçecek. Günü gününe tutulan hatıra, günce, muhtıra.

Yayla : Akarsularla derin bir biçimde yarılmış, parçalanmış, üzerinde düzlüklerin belirgin olarak bulunduğu, deniz yüzeyinden yüksek yeryüzü parçası, plato. Dağlık, yüksek bölgelerde, kışın hayat şartları güç olduğu için boş bırakılan, yazın havası iyi ve serin olan, hayvan otlatma veya dinlenme yeri.

Türk : Dünyanın çeşitli bölgelerinde yaşayan, Türkçenin değişik lehçelerini konuşan soy ve bu soydan olan kimse. Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde yaşayan halk ve bu halktan olan kimse.

Üst : Öte, arka. Birine göre yüksek aşamada olan kimse, mafevk. Sınıflamalarda temel olarak alınan bir tipe göre ileri derecede olan. Birkaç şeyden birbirine göre yukarıda olan. Bir şeyin görülen yanı, yüzü. Bir şeyin yukarı, göğe doğru olan yanı, üzeri, fevk, alt karşıtı. Artan, geriye kalan bölüm. Bir şeyin dış yüzü, yüzey. Vücut, beden. Giyecek, giysi.

Kadın : Bayan. Analık veya ev yönetimi bakımından gereken erdemleri, becerileri olan. Hizmetçi bayan. Erişkin dişi insan, hatun, hatun kişi, zen.

İş : Yakıtın tam yanmamasından oluşan, dumanla yükselen kömürleşmiş tanecikler. Dumanın değdiği yerde bıraktığı kara leke. Sürme.

Saya gecsi : İsevîlerin haçı suya attıkları gece.

Saya kapısı : İki kanatlı, büyük kapı.

Sayabilme : Sayabilmek işi.

Sayabilmek : Sayma imkânı veya olasılığı bulunmak. İlgili cümle: "“Dayanabilirsem, kendimi murada ermiş sayabilirim.”" N. F. Kısakürek.

Sayacağa : Sacayak

Sayacak : Sacayak. Değirmene suyun veya gitmemesini sağlayan tahta kapak [Bakınız: sacıyak]

Sayacaktürk : Ordu şehri, Çatalpınar ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.

Sayacık : Balıkesir kenti, Durak nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.

Sayaç borusu : İçinden bir evren ışını ya da üşerleyici parçacık geçtiğinde dışarı bir elektriksel imlem verecek biçimde düzenlenmiş boru.

Sayağı : Sadeyağ, tereyağı.

Diğer dillerde Saya anlamı nedir?

İngilizce'de Saya ne demek? : [Saya] n. skirt

n. tunic; smock

n. vamp

Fransızca'da Saya : partie supérieure de la chaussure

Almanca'da Saya : n. Oberleder

Rusça'da Saya : n. заготовка (F)