Screeners türkçesi Screeners nedir

  • Filtreleyen (kimse).
  • Kapatan.
  • Eleyici.
  • Saklanan kimse.
  • Ayırıcı.
  • Kamuflaj yapan kimse.
  • Eleme formu.
  • Örtünen kimse.
  • Gizleyen.
  • Filtre eden veya ayırıp sınıflandıran kimse veya şey.

Screeners ingilizcede ne demek, Screeners nerede nasıl kullanılır?

Screener : Gizleyen. Filtre eden veya ayırıp sınıflandıran kimse veya şey. Saklanan kimse. Eleme formu. Filtreleyen (kimse). Eleyici. Ayırıcı. Örtünen kimse. Kamuflaj yapan kimse. Kapatan.

Screened : Kalburdan geçirilmiş. Izgaralı. Korunmuş. Gösterilen. Blendajlı. Perdelenmiş. Elenmiş. Sahnelenmiş.

Screened cable : Ekranlı kablo. Blendajlı kablo. Ekranlanmış kablo.

Screened ore : Elenmiş töz.

Screened out : Süzülerek ayrılmış. Filtre edilerek çıkarılmış. Elekten geçirilerek dışarı çıkarılmış.

Unscreened : Gösterilmemiş (film). Süzülmemiş. Kontrol edilmemiş. Elden geçmemiş. Elenmemi. Ekrana getirilmemiş. İncelenmemiş. Zırhsız. Monitörde yer almamış. Elenmemiş.

Screen cloth : Elek bezi.

Screen buffer : Ekran tamponu.

Screen adaptation : Uyarlama. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Sinema için hazırlanmamış bir metni sinemaya uygun biçime sokma. sinema için hazırlanmış olan bir özeti, oyunluğun daha sonraki aşamalarına doğru geliştirme.

Silkscreened : Mürekkebin sugeçirmez madde ile boyanmış kalıp tasarımı üzerinde sağlam ağsı kumaşa batırıldığı yazdırma (yazıdıdan) tekniği kullanılarak yaratılan baskılar.

 

İngilizce Screeners Türkçe anlamı, Screeners eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Screeners ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Dispersive : Ayırgan. Geçirdiği ışınları birbirinden ayıran dalga taşıyıcı (ortam). Serpingen. Dağıtmaya eğilimli. Dağıtıcı. Ayıran. Dispersiv.

Discriminating : Fark gözeten. Ayırt eden. Ayrıcalık yapan. Farkı görebilen. Değişen. Ehil. Fark eden. Farklı. Ayıran.

Dialyzer : Süzücü (dialyser olarak da yazılır). Yarı geçirgen diyafram. Diyaliz cihazı. Diyaliz işlemi yapan makine. Süzdürücü. (amerikan ingilizcesi) diyaliz cihazı. Diyaframlı ayırıcı. Diyaliz makinesi.

Concluding : Özetleyen. Bitiren. Toparlayan. Akdetme. Bitiş. Son. Sonuca varma. Sonuca varan.

Diacritical : Ayırıcı işaret olarak işlev gören. Ayırt edici. Vurgulayıcı. Diyakritikal. Ayırıcı (vurgu vb). Belirtici.

Guard : Nöbetçi. Hükümetçe silahlı olarak dolaştırılan türlü güvenlik kuvvetleri. güvenlik kuvvetlerinin yerleşmiş bulundukları konut. Uyanıklık. Uç boylarında bulunan küçük kale. dağ geçitlerinde kurulan karakol ya da karakol binası. iki dağ arasındaki geçit yeri, boğaz. Korumak. Karakol. Derbent. Denetlemek. Koruyucu. Gözetim.

Camoufleur : Kamuflajcı. Peçeleyici. Kimliğini saklamak veya kılık değiştirmek suretiyle gizlenen kimse.

Concealing : Gizleme. Saklama. Maskeleme. Kamufle etme. Kılık değiştirme.

Classificator : Sınıflandırıcı. Kümeleyici. Klasifikatör.

Screeners synonyms : screener, diacritic, hider, camouflager, occlusive, sifter, incarcerator, sifters, skulkers, camouflagers, dissolutive, incarcerators, classifiers, skulker, delimiter, eliminative, discriminatory, detacher, deletory, classifier, detachers, discriminator, dissepimental, disconnector, hiders.