Screened türkçesi Screened nedir

  • Korunmuş.
  • Blendajlı.
  • Izgaralı.
  • Perdelenmiş.
  • Kalburdan geçirilmiş.
  • Elenmiş.
  • Gösterilen.
  • Sahnelenmiş.

Screened ile ilgili cümleler

English: His wife screened him from reporters.
Turkish: Karısı onu muhabirlerden sakladı.

Screened ingilizcede ne demek, Screened nerede nasıl kullanılır?

Screened cable : Ekranlanmış kablo. Ekranlı kablo. Blendajlı kablo.

Screened ore : Elenmiş töz.

Screened out : Elekten geçirilerek dışarı çıkarılmış. Filtre edilerek çıkarılmış. Süzülerek ayrılmış.

Screened wiring : Blendajlı tesisat.

Silkscreened : Mürekkebin sugeçirmez madde ile boyanmış kalıp tasarımı üzerinde sağlam ağsı kumaşa batırıldığı yazdırma (yazıdıdan) tekniği kullanılarak yaratılan baskılar.

Screen brightness : Ekran parlaklığı.

Screener : Filtre eden veya ayırıp sınıflandıran kimse veya şey. Saklanan kimse. Filtreleyen (kimse). Eleyici. Örtünen kimse. Ayırıcı. Gizleyen. Kapatan. Eleme formu. Kamuflaj yapan kimse.

Screen angle : Ekran açısı.

Screen cloth : Elek bezi.

Screen capture : Ekran resmi. Ekran görüntüsünün bir kopyasını bir dosya olarak kaydetme. Ekran yakalama. Ekran görüntüsü yakalama.

İngilizce Screened Türkçe anlamı, Screened eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Screened ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Curtain : Madencilik, sinema, televizyon, tiyatro alanlarında kullanılır. Tiyatro perdesi. Perdelemek. Örtmek. Perde kapanış sözü. Oyun yerini seyirci salonuna kapayıp açan kumaş perde. Alkışlarla tekrar sahneye çağırma. Sahne içinde çeşitli amaçlar için kullanılan kumaş perde. Perde. İç perde.

Drape : (kumaş ile) üstünü örtmek. Katlamak. Kumaş. Kaplamak. Asmak. Kumaşla örtmek. Kalın perde. Sarkmak. Kıvırmak. Kumaşla süslemek.

Window blind : Pencere storu. Güneşlik. Panjur.

Signified : Belirtilen. İmlenen. Bir imza ile işaretlenmiş şey veya fikir. Bir ifadenin anlamı. Gösterilge. Bir kelimenin anlamı.

Privies : Yaz evi. Eski zamanlarda evin dışına inşa edilen tuvalet. Yazlık. Yazlık ev. Binadışı hela. Abd'de dışarda bulunan tuvalet. Abdesthane. Tuvalet. Ortak.

Blinder : Görüşü engelleyen şey. Alem. At gözlüğü. Görüşü engelleyici. Işıldağın önünde, menteşeli ya da sürgülü kepenk takı; bununla ya ışın demetinin bir bölümü yok edilir ya da sahnedeki nesneye göre ışın demetine biçim verilir. Yarışta üstün performans. Büyük başarı. Işıldak kepengi.

Drapery : Örtü. Kumaş. Tuhafiye. Kumaşçılık. Çuha. Perdelik kumaş. Perde. Kıvrımlar halinde duran kumaş. Döşemelik kumaş.

Winker : İşaret lambası. Flaşör. Göz siperi (at). Göz kırpan.

Staged : Sahnelemek. Yönlendirmek. Hazırlamak. Sahne. Sahneye koymak. Düzenlemek.

Mantle : Pelerin. Yumuşakcalarda ve yumuşakçamsılarda kabuk maddesini salgılayan bezleri kapsayan, kabuğun içini döşeyen deri katlanmaları. gömleklilerde kabuğun ya da gömleğin içini astarlayan yumuşak dış vücut duvan. Taşyuvarın altından, 2.900 km. derinlikteki süreksizlik yüzeyine uzanan yer katı. Kabuk. Lüks gömleği. Harmani. Örten şey. Lamba gömleği. Manto. Çekirdek kabuğu.

 

Screened synonyms : protective covering, protective cover, privier, clads, brought through, saved, preserved, blinker, protected, silver screen, armoured, shielded, eliminated, pall, shutter, armored, safe from, disqualified, clad, blind, maintained, showed, displayed, priviest, wide screen, conserved, designated, grated, protection, sieved, privy, surface, sifted.

Screened zıt anlamlı kelimeler, Screened kelime anlamı

Narrow : Sıkı. Kıt kanaat. Anca yeten. Daralmak. Sınırlı. Dar geçit. Dar. Az. Kısmak. Daraltmak.