Second hand türkçesi Second hand nedir

Second hand ile ilgili cümleler

English: No, it's second hand.
Turkish: Hayır, o ikinci el.

English: I got this information second hand, so I may be wrong.
Turkish: Bu bilgiyi başkasından aldım, bu yüzden hatalı olabilirim.

English: You are telling it second hand, aren't you?
Turkish: Onu dolaylı olarak anlatıyorsun, değil mi?

Second hand ingilizcede ne demek, Second hand nerede nasıl kullanılır?

Second : İkinci çelgi. Saniye. Defolu mal. Desteklemek. İlerletmek. Üç savutta da gövdenin aşağı-dışarı kesimini (doğrultusunu) korumak için uygulanan çelgi. (namlu ucu biraz yere eğik, savut tutan el göğüsten az aşağıda ve dışta, tırnaklar yere dönüktür. kesici kılıçla uygulamada namlunun kesici yüzü dışa doğrudur.). Göreve getirmek (brit. ask.). Bir dakikalık sürenin altmışta biri. Destek vermek.

Hand : İnsan ya da maymunlarda tutma organı olarak gelişmiş, avuç içi ve parmaklardan oluşan kolun uç bölgesi. (elden ele) vermek. El vermek. Atın yüksekliğini ölçmede kullanılan ve 10 cm’ye eşdeğer olan ölçü birimi. Elle vermek. Yakalamak. Biyoloji, jimnastik, veterinerlik alanlarında kullanılır. Vermek. Ehil. Hand.

 

Second hand clothes : Geçmişte bir başkasına ait olan elbiseler. Kullanılmış elbiseler. İkinci el kıyafetler.

Second hand clothes dealer : Eskici.

Second hand good : İkinci el mal. Daha önce bir tüketici tarafından kullanılmış dayanıklı tüketim malı.

Second hand smoke : İkinci el duman. Bir insanın sigarasından (veya piposundan veya purosundan) çıkan ve yanındaki bir başka insan tarafından ciğerlerine çekilen duman.

Second hand price : Kullanılmış bir malın piyasa satış fiyatı. İkinci el fiyatı.

İngilizce Second hand Türkçe anlamı, Second hand eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Second hand ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Waste : Zayıflatmak. Telef. Atık. İşe yaramaz. İsraf etmek. Boşa harcanan. Sıkıcı. Güçten düşürmek. Ekilmemiş. Boşa geçirmek.

At second hand : İkinci elden. Dolaylı olarak. Kullanılmış durumda. İkinci ağızdan.

Exercised : Çalıştırmak. Alıştırmak. Göstermek. Kızgın. İdmanı yapılmış. Çalışma yapmak. Yerine getirilmiş. Egzersiz yapmak. Tatbik edilmiş.

Spent : Harcanmış. Yumurtlamayı bitirmiş (balık, böcek). Argın. Perişan. Harcanan. Bitmiş. Spermlerini boşaltmış (balık, böcek). Zayıf. Etkisiz.

Expended : Sarfetmek. Harcamak. Bitirmek. Harcanmış. Tüketmek.

Employed : İşi olan. İş sahibi. Meşgul. Çalışan (kimse). Çalışan. İşe alınan.

Secondhand : Başkasından öğrenilmiş. Kulaktan dolma. Dolaylı. İkinci elden. Eski. Kelepir.

Hand me down : Rüküş. Kalitesiz.

Used : Alışkın. Kullanma. Eski. Alışık. Kullanılan.

Depleted : Yoksullaşmış. Bitmiş. Tükenik. Dibi bulunmuş. Tükenen. Azaltılmış. Sona erdirilmiş. Tükenmiş.