Used türkçesi Used nedir

Used ile ilgili cümleler

English: "Have to" is used to express obligation.
Turkish: "Have to" zorunluluk ifade etmek için kullanılır.

English: "He used to love me," she answered sadly.
Turkish: "O beni severdi," diye cevapladı üzgün bir şekilde .

English: A hammer was used to break the window.
Turkish: Pencereyi kırmak için bir çekiç kullanıldı.

English: A capital letter is used at the beginning of a sentence.
Turkish: Büyük harf bir cümlenin başında kullanılır.

English: A baler is used to compress hay into bales.
Turkish: Bir balya makinesi samanı balyalara sıkıştırmak için kullanılır.

Used ingilizcede ne demek, Used nerede nasıl kullanılır?

Used air : Kullanılmış hava.

Used material : Elişi çalışmalarında kullanılan kutu, ip, şişe, mantar, parça kumaş vb. gereçlere verilen ad. Artık gereç.

Used space : Bir disk üzerinde bilginin işgal ettiği alan (bilgisayar). Kullanılan alan. Kullanılan.

Used to : Yapardı. Öğür. Ederdi. Alışık. Alışkın.

As it used to be : Eskiden olduğu gibi. Önceden de olduğu gibi. Eskiden de olduğu gibi. Çok önceden olduğu gibi. Bir zamanlar olduğu gibi.

Got used to : Alışmak.

Be used up : Bitkin düşmek. Harcanmak. Tükenmek. Bitmek.

 

Getting used to : Alışma. Uymak. Alışmak. Adapte olmak.

Non used period : Elde edilen belgenin belirli bir süre sonunda kesin olarak işletilmesi gerektiğinden, hazırlıkların yapılmasına olanak sağlamak için ilgiliye verilen süre (en çok beş yıldır). Yararlanmama süresi.

Be used to doing : Alışık olmak.

İngilizce Used Türkçe anlamı, Used eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Used ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Application : Talep. Bir bulguyu yeni ürünler elde etmek için yapımda ve üretimde kullanarak gereken işlemleri yerine getirme. Dilekçe. Başvurma. Kumaşı, deriyi vb. üzerlerine renkli kumaş parçaları ya da başka bezeyici gereçleri yapıştırma, ekleme, dikme yoluyla yamayarak bezeme. Dikkat. Müracaat. Paya katılma istemi. Yama işleme.

Employed : Çalışan (kimse). İşe alınan. Meşgul. İşi olan. Çalışan. İş sahibi.

Driving : Hareket ettiren. Çalıştırma. Sürücü. Sürme. İşleten. Süren. Çalıştıran. Araba gezintisi. Canlı.

Antiquated : Eskimiş. Yaşlı. Demode. Köhne. Modası geçmiş. Çağdışı. Antika olmuş. Köhneleştirilmiş. Antika. Yaşı ilerlemiş.

Archaistic : Arkaik veya modası geçmiş. Antik.

Accesses : Nüfuz. Yanaşmak. Yaklaşım. Bilgisayar sistemine girip bilgi almak izni (bilgisayar). Erişim. Hastalık nöbeti. Methal. Erişme. Erişmek.

Imposition : Koyma. Külfet. Vergilendirme. Verginin belirtilmesi yasalarında gösterilen dayanaklar ve oranlar üzerinden vergi örgütünce sayışımlanarak bu alacağın niceliği bakımından belirli bir duruma getirilmesi işlemi. Taciz. İstenmeyen misafir. Ceza. Uygulama.

 

Familiar : Yakın dost. Yaygın. Laubali. Samimi. Hizmetçi. Alışılmış. Sulu. Fazla samimi. İçten. İyi arkadaş.

Exploitation : Kıymetlendirme. Suistimal. Kaynak kullanımı. Sömürme. İstismar. Faydalanma. Sömürü. İktisat, sosyoloji alanlarında kullanılır. Çalıştırma.

Manipulation : Etkileme. Ellle işleme veya işletilme, idare. Yönlendirim. Hile. Suistimal etme. Manipülasyon. İdare. İşletme. Hile yaparak fiyatları istediği şekilde değiştirme. İktisat, veterinerlik alanlarında kullanılır.

Used synonyms : archaic, used to, living, impositions, applying, at second hand, expended, auld, used space, handling, waste, spent, ancient, secondhand, exploiting, archaeo, accustomed to, in use, exploited, chronics, antecedental, corny, accustomed, ci devant, exercising, hand me down, utilized, handlings, anterior, utilised, cut and dried, corniest, second hand.

Used zıt anlamlı kelimeler, Used kelime anlamı

Misused : Yanlış kullanmak. Hor kullanmak. Suistimal etmek. Hırpalamak. Kötüye kullanmak. Hatalı kullanılmış.

New : Turfanda. Yeni tarihli. Yeni. Gıcır. Yeni olarak. Yaş. Patlayıcı kullanılmadan yapılan savaş. Acemi. Taze. Görülmemiş.