See the back of türkçesi See the back of nedir

See the back of ingilizcede ne demek, See the back of nerede nasıl kullanılır?

See : Dikkat etmek. Piskoposluk. Farkına varmak. Uğurlamak. Gereğini yapmak. Görmek. Yolcu etmek. Bakmak. Kavramak.

The : Belli bir objeyi veya kişiyi veya yeri nitelemek için kullanılır. Belirli veya spesifik bir kimse veya şeyi ifade etmek veya tanımlamak için kullanılan betimleyici (gramer). Belgili tanımlık. Belirli durumlarda isimden önce kullanılır.

Back : Gövdenin, ense ile kuyruksokumu arasındaki ve ayrıca cimnastikte bir devinim grubunun alanı olan bölümü. Vazgeçmek. Arka çıkmak. Arkalık. Geçmişte. Kasalı çalgılarda kasanın arka tarafında kalan ve genellikle birbirine yapıştırılmış iki simetrik parçadan oluşan ağaç tabakası. Bir takımda savunma katını oluşturan ve kalecinin önünde yer alan oyunculardan her biri. Geri. Geçmişe. Önce.

Of : -li. -nin. -nın. Li. Den. -in. Nin. Hakkında. Yüzünden. -dan.

The back of beyond : Kent dışında bulunan. Merkezden oldukça uzak yerleşim merkezi. Cehennemin dibi. Issız ve ulaşılması güç yer.

The back of the chair : Sandalyenin yaslanılan parçası. Koltuğun sırtlık bölümü. Sandalyenin arkası.

At the back of beyond : Issız ve ulaşılması güç bir yerde. Sapa yerde. Ücra bir köşede. Cehennemin dibinde. Kuş uçmaz kervan geçmez bir yerde. Ulaşılması güç bir yerde. Dünyanın bir ucunda.

 

At the back of : Bir şeyin arkasında olma. Gerisinde. Arka kısmında. Dünyanın öteki ucunda. Arkasında.

The back of the hand : Elin arkası. Elin dışa bakan kısmı. Elin dışı.

İngilizce See the back of Türkçe anlamı, See the back of eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak See the back of ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Gone away : Gitmek. Defolup gitmek.

Brushes : Değmek. Fırçalamak. Sürtünmek. Süpürmek.

Cast aside : Çevresinden uzaklaştırmak. Bir kenara bırakmak. Terketmek. İhmal etmek. Kenara itmek. Atmak. Bir kenara atmak. Kenara koymak.

Clear off : Açmak. Ortadan kaybolmak. Sıvışmak. Bir yeri tahliye etmek. Bir yeri tasfiye etmek. Borç ödemek. Tabanları yağlamak. Yok etmek. Çekip gitmek. Ortadan kaldırmak.

Claws : Kapışmak. Tırmıklar. El atmak. Çekmek (zorlukla). Pençe atmak. El uzatmak. Tırmalamak.

Evades : Geçiştirmek. (bir işte) yan çizmek. Cevap vermekten kaçmak. Kaytarmak. Paçasını kurtarmak. Savuşturmak. (bir bahaneyle) kendini (bir yükümlülükten) kurtarmak. Sakınmak.

Circumvented : Tekerine çomak sokmak. Bozmak. Önlemek. Atlatmak. Yenmek. Açığını yakalamak. Alt etmek. Yan çizmek. Çevresini sarmak.

Fobbed : Yutturmak. Hile ile satmak. Bir ülkeye yeni ayak basmış kişi. Atlatmak. Kazıklamak. Göçmen. Dirsek çevirmek. Saat cebi. Saat kösteği.

Give the slip : Kaçmak.

Abrades : Bilemek. Aşındırmak. Aşındırma. Yemek.

See the back of synonyms : choke off, barked, hitching, reave, grazed, get rid of, lancinating, pick, get rid, cast out, abandon, shove off, clawed, get off, doff, peel off, cut the gordian knot, pull through, vamooses, get over, claw, clawing, be off, bail out, avoid, glance off, dispose, mangles, daff, beat it, polish off, grazes, fobbing.