Self contained türkçesi Self contained nedir

  • Az konuşan.
  • Kendine hakim olan.
  • Kendine yeten.
  • Müstakil.
  • Kendi kendine yeten.
  • Duygularını gizleyen.
  • Düşüncelerini kendine saklayan.
  • Suskun.
  • Bağımsız.

Self contained ingilizcede ne demek, Self contained nerede nasıl kullanılır?

Self : Kişilik. Şahsi çıkar. Kişisel. Kendi. Aynı. Bencillik. Bizzat. Kişisel çıkar. Kendisi. Zat.

Contained : Tutulan. İle sınırlı. İçinde. Dahil. Bastırılmış. Kapsama giren. Kontrol altında tutulan. Oluşmuş. Kapsanan.

Self contained country : Dışa bağımsız ülke. Kendi kendine yeten ülke.

Self contained flat : Müstakil kat. Müstakil daire.

Self contained house : Müstakil ev.

Self contained underwater breathing apparatus : Scuba. Kendi üzerinde taşınabilen sualtında soluma aygıtı. Bağımsız sualtı soluma aygıtı. Müstakil sualtı nefes alma aparatı. Sualtı dalışı esnasında nefes alma ekipmanı. Kendiliğinden depolu su altı solunum cihazı.

İngilizce Self contained Türkçe anlamı, Self contained eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Self contained ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Separate : Genellikle süreli yayınlardaki yazıların ya da birden çok yazarı olan kitapların her bir yazara ait bölümünün yapıttan ayrı olarak basımı. Dağılmak. Ayrı. Ayrıştırmak. Tek başına olan. Yollarını ayırmak. Ayrışmak. Kopmak. Çıkmak. Bireysel.

 

Dumbs : Aptal. Budala. Dili tutulmuş. Eksik. Dilsiz. Sessiz. Kalın kafalı. Halter. Sözsüz.

Taciturn : Çok az konuşan. Sakin. Dilsiz. Süküti. Sessiz.

Absolute : Absolüt. Katışıksız. Saltık. Kayıtsız şartsız. Bilgisayar, sosyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Kati. Saf, karışım göstermeyen, temiz, absolü. Muhakkak. Saf.

Self supporting : Kendi ağırlığını taşıyan. Kendi masraflarını karşılayabilen. Kendini taşıyan. Tek başına geçinebilen. Ekonomik özgürlüğüne kavuşmuş. Kendi kendini geçindiren. Kendini geçindiren.

Tongue tied : Konuşmayan. Dili tutulmuş. Ağzı var dili yok.

Buttoned up : Ağzı var dili yok. Fazla konuşmayan. Sesi çıkmayan. (anlaşma) sonuca bağlanmış. Sessiz. Başarıyla tamamlanmış. Sonuçlanmış.

Crossbench : Tarafsız.

Substantive : Maddenin aslına ait. Sabit. Sağlam. Direkt. Asli. Önemli. Ad. Varlık belirten. Canlı ve cansız varlıklara, çeşitli somut ve soyut kavramlara ad olan kelime türü: ayşe, hasan, ağaç, yaprak, doğruluk, incelik, ordu, toplum, buluş, akış vb. adlar özel ad, tür adı, somut ad, soyut ad, topluluk adı gibi türlere ayrılır. bunlara bk. || (almanca nomen; fr. nom; ing. noun) bir oluş ve kılış bildiren fiilin dışında kalan ve ad gibi çekilebilen kelime sınıflarının tümüne verilen ad; ad, sıfat, zamir, edat, bağlaç ve ünlemi içine alan geniş kapsamlı ad; ad soylu söz: ağız, dil, pınar, incelik, acı, tatlı, yürekli, yüreksiz; ben, bizler, siz, sizler; yanında, gerisinde; fakat, ancak; evet, hayır, of, eyvah vb.

 

Mumming : Sus!. Anne. Anneciğim. Kasımpatı. Hanımefendi. Sessiz. Susmuş. Krizantem. Maske ile oynamak.

Self contained synonyms : freestanding, monosyllabic, autonomous, fancy free, autocephalous, independent, silent, uncommunicative, freest, sovereign, dumb, of few words, self reliant, distinct, mute, private, mummed, freer, silents, distanced, reticent, complacent, dumbed, free standing, undemonstrative, detached, exercised restraint, free lance, coolheaded, free, mum, self sufficient, speechless.