Sending türkçesi Sending nedir

Sending ile ilgili cümleler

English: I am sending a copy of my letter to you.
Turkish: Size mektubumun bir kopyasını gönderiyorum.

English: Ali is sending a fax.
Turkish: Ali bir faks gönderiyor.

English: Ali has been sending Mary flowers.
Turkish: Ali Mary'ye çiçekler gönderiyor.

English: Ali is sending Mary a message.
Turkish: Ali Mary'ye bir mesaj gönderiyor.

English: Ali is always sending me stuff.
Turkish: Ali her zaman bana bir şeyler gönderiyor.

Sending ingilizcede ne demek, Sending nerede nasıl kullanılır?

Sending away : Uzak yere göndermek. Yol vermek.

Sending back : İrca.

Sending back home : Hizmet bağıtının işveren ya da gemide çalışan kişi tarafından yurt dışında bozulmasında işveren ya da yetkilisinin gemi adamını bağıtlamada başkaca bir yargı yoksa geminin bağlama barınağına geri göndermesi zorunluluğu. Yurda geri gönderme.

Sending key : Maniple.

Sending off : Uğurlamak. Oyundan çıkarmak. Postalamak. Oyundan atmak. Göndermek. Birisini uğurlamak. Teşyi etmek. Yolcu etmek. Yollamak. Oyundan ihraç etmek.

Send a message : Mesaj çekmek. Kelimesiz bir sinyal vermek. (internet) elektronik olarak bir mesaj göndermek. Mesaj yollamak. İletişim kurmak. Haber göndermek. Bir mesaj göndermek. Haber uçurmak. Bir mesaj yollamak.

 

Send a letter by post : Posta ile bir mektup göndermek.

Send a person mad : Birini çılgına çevirmek. Bir kimseyi delirtmek.

Ascii sending : Ascıı gönderme. Ascii gönderme. Bdask gönderme.

Send a person about his business : Birisini kovmak. Bir insanı işinden uzaklaştırmak.

İngilizce Sending Türkçe anlamı, Sending eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Sending ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Spur on : Motive etme. Provoke etme. Teşvik etme. Tahrik etme. Cesaretlendirme. İtme.

Centreboard : Salma omurga. Salma omurga (gemi). Kontra omurga. İşler omurga. İşler omurga (gemi).

Cross reference : Çapraz ilgi. Dipnot. Bir kitabın veya belgenin bir bölümünden aynı kitabın veya belgenin başka bir bölümüne yapılan başvuru. Çapraz-başvuru. Çapraz başvuru.

Expeditions : Çabukluk. Sefer. Acele. Hız.

Transmission : Götürme. İletim. Bulaştırma. Geçirim. Gönderim. Bir ışınımın, içindeki tek renkli ışınların frekansları (devir sıklıkları) değişmeksizin, bir ortamdan geçmesi. Bilgisayar, bilişim, kimya, sinema, televizyon, veterinerlik alanlarında kullanılır. Bulaşma. Ulaştırma. İletişim.

Impulse : Uyarı etkisi. Biyoloji, eğitim, fizik, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. İtiş. İmpuls. Ani bir istek. Vuru. İtki. İçtepi. Güdü.

Inducing : Meydana getirme. Sebep olma. Doğurma. Teşvik etme. İndükleme. Harekete geçirme. Tetikleme. Yönlendirme. Neden olma.

Unleashing : Tasmasını çıkarma. Tasmasını çıkarmak. Serbest bırakma. Salmak (köpek vs.).

 

Transmittal : Ulaştırılma. Yayın. Teslimat. İletim. İletme. Aktarım. Teslim. Teslim etme. Geçirme. Ulaştırma.

Impulsions : İtici kuvvet. İtki. İtici güç. İtme. Tahrik. Dürtü. Teşvik. İtiş.

Sending synonyms : releasing, conveyance, inciting, centerboards, centerboard, delivery, forwarding, transmitting, consignments, emitting, despatch, conveyances, expedition, girder, dispatch, causing, driving, instigation, remission, lation, mapping, dismissals, impulsion, fin, consignation, allusions, consignment, causation, propulsion, propulsive, emittance, dismissal, shipping bill.