Set sail türkçesi Set sail nedir

  • Yola çıkmak.
  • Denize açılmak.
  • Ayrılmak.
  • Yelken açmak.
  • Sefere çıkmak.

Set sail ile ilgili cümleler

English: The ship will set sail for Hong Kong tomorrow at 3 p.m.
Turkish: Gemi yarın 15:00'te Hong Kong'a yelken açacak.

English: The ship will set sail at noon.
Turkish: Gemi öğleyin hareket edecektir.

English: The ship is about to set sail.
Turkish: Bu gemi sefere çıkmak üzeredir.

English: The ship, covered in thick fog, set sail at dawn.
Turkish: Gemi, kalın sisle kaplı, şafakta yola çıktı.

English: They set sail for New York yesterday.
Turkish: Dün New York'a hareket ettiler.

Set sail ingilizcede ne demek, Set sail nerede nasıl kullanılır?

Set : Kararlı. Önce taslakta, sonra da makette hazırlanan dekoru sahne üzerinde gerçekleştirmek. Azimli. Belirli. Sonucu belirtmede birim olan 15 sayılık bölüm. Değişmez. Dekor kurmak. Belirlenmiş. Tenis, atletizm, bilgisayar, fizik, uzay, voleybol alanlarında kullanılır. Dediğim dedik.

Sail : Uçmak. Yelkenliyle gitmek. Seyretmek. Gururla hareket etmek. Uçurmak. Gemi ile yol almak. Yelken. Yelkenli ile gitmek. Havada süzülmek. Üzerinde seyretmek.

Set a boat afloat : Tekneyi yüzdürmek.

Set a broken bone : Kırık bir kemiği uygun yerine yerleştirmek. Kırık bir kemiği yerine yerleştirmek.

 

Set a clock : Saati ayarlamak. Saati doğru zamana ayarlamak.

Set a date : Bir tarih belirlemek.

Set a good example : Örnek oluşturmak. İyi örnek olmak. Ders olmak. İbret olmak.

İngilizce Set sail Türkçe anlamı, Set sail eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Set sail ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Be through with : Bitirmiş olmak. Elini eteğini çekmek. -i bitirmiş olmak. İki kişi arasındaki ilişki bitmiş olmak. (ilişki) sonlanmak. Aralarında her şey bitmek. Bitmek.

Go on a cruise : Vapurla geziye çıkmak.

Fare : Yolcu. Yiyecek. Yolculuk etmek. Navlun. Üstesinden gelmek. Yol parası. Gıda. Başarmak. Başından geçmek.

Break with : -den ayrılmak. Köprüleri atmak. Tüm ilişkiyi kopartmak. İle bağını koparmak. İlişkisini kesmek. İlişkiyi kesmek. Tümüyle kopmak. Selamı sabahı kesmek. İlgisini kesmek.

Fared : Gitmek (iş). Yolcu. Olmak. Üstesinden gelmek. Bilet ücreti. Başından geçmek. Geçinmek. Navlun. Başarmak.

Apostatized : Dönmek (dininden veya prensiplerinden veya inançlarından). Dönmek (din). Dinden dönmek.

Put away : Saklamak. Ortadan kaldırmak. Sonrası için bir kenara koymak (para vb). Tıkınmak. Bırakmak. Kenara koymak. Öldürmek (yaşlı veya hasta bir hayvanı). Mideye indirmek (yemeği). Silip süpürmek. Biriktirmek.

Put off : Baştan savmak. Geciktirmek. Kaçırmak (iştah). Alıkoymak. Oyalamak. İleriye almak. Canını sıkmak. Yutturmak. Kurtulmak. Kırmak (cesaret).

Debouch : Çıkmak. Açık araziye çıkmak. Ortaya çıkmak. Açıklığa çıkmak. Dar bir yerden açıklığa çıkmak.

Sailed : Uçurmak. Yelkenli ile gitmek. Yüzdürmek. Gemi ile yol almak. Gururla hareket etmek. Uçmak. Havada süzülmek.

 

Set sail synonyms : apostatizing, derive, debouching, shove off, break away, campaign, fare forth, apostatizes, depart, give a shake, be off, derives, be under way, bow out of, apostatise, stand off, apostatize, take a cruise, make tracks, put to sea, get underway, breaking up, absent oneself from, campaigned, faring, sail, debouches, departs, be separated, abscond from, get under way, outstands, hit the road.