Shone türkçesi Shone nedir

Shone ile ilgili cümleler

English: Ali is dishonest, isn't he?
Turkish: Ali sahtekâr, değil mi?

English: Thousands of stars shone in the heavens.
Turkish: Gökyüzünde binlerce yıldız parlıyor.

English: The sun shone brightly.
Turkish: Güneş parlak bir şekilde parladı.

English: Beams of light shone through the clouds.
Turkish: Işık ışınları bulutların arasında parlıyordu.

English: My father polished his car till it shone.
Turkish: Babam parlayıncaya kadar arabasını cilaladı.

Shone ingilizcede ne demek, Shone nerede nasıl kullanılır?

Dishonest : Şerefsiz. Hileli. Aldatıcı. Dürüst olmayan. Karaktersiz. Mürtekip. Namussuz. Yalancı. Sahtekar. Haysiyetsiz.

Dishonesties : Sahtekarlık. Dürüst olmama. Şerefsizlik. İrtikap. Yalancılık. Namussuzluk.

Dishonestly : Namussuzca.

Dishonesty : Şerefsizlik. Sahtekarlık. Yalancılık. Namussuzluk. Dürüst olmama. İrtikap.

Outshone : -den daha fazla parlamak. Öne çıkmak. Daha çok parlamak. Gölgede bırakmak.

Shoshonean : Batı abd'nin shoshone kızılderili kabileleri tarafından konuşulan uto-aztek dilleri ailesi (hopi, ve comanche'nin dahil olduğu).

Shoshone : Shoshone kabilelerinden birisinin üyesi olan kimse. İdaho eyaletinde şehir. Shoshone kabileleri tarafından konuşulan dillerden her biri. Wyoming'de (abd) bir nehir. Batı abd'nin bazı kuzey amerika kızılderili kabileleri.

 

Shoshones : Shoshone kabilelerinden birisinin üyesi olan kimse. İdaho eyaletinde şehir. Wyoming'de (abd) bir nehir. Batı abd'nin bazı kuzey amerika kızılderili kabileleri. Shoshone kabileleri tarafından konuşulan dillerden her biri.

Dishonorableness : Namussuzluk. Kepazelik. Şerefsizlik.

Dishonorable : Yüz kızartıcı. Onursuz. Rezil. Alçak. Namussuz. Dürüst olmayan. Şerifsiz. Şerefsiz. Güvenilmez. Ciğeri beş para etmez.

İngilizce Shone Türkçe anlamı, Shone eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Shone ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Moccasin : Mokasen. Zehirli suyılanı (amerikan ingilizcesi). Yumuşak deriden çarık. Makosen. Kızılderili çarığı.

Distinguish oneself : Ayrılaşmak. Kendini sivriltmek. Kendini göstermek. Temeyyüz etmek.

Shined : Parıldayan. Parlayan. Işıldayan. Işık saçan.

Lighting : Işıklandırma. Işık tutmak. Sahnedeki oyuna uygun, sahneye özgü ışık dizgesinin kapsamına giren tüm konular. Hafifletmek. Bir tiyatro sahnesindeki oyuna uygun, dengeli ve özel ışık verme sanatı bilimi. Yükünü azaltmak. Rastlamak. Bir yerleşim yerindeki konutların, konut dışında kalan yapıların, genel yapıların ve açık alanların kent yönetimince ya da ona bağlı işletmelerce ışıklandırılması. Düzenleme. Nesneler ve çevrelerinin görülebilmesi amacıyla ışık uygulanması.

Cleats : Krampon. Futbol ayakkabısı. Futbol ayakkabılarının tabanlarındaki metal lastik veya plastik pençeler (krampon çivileri). Topuklarında pençe olan ayakkabı.

 

Glares : Kötü bakış. Göz kamaştırmak. Dik dik bakmak. Göz kamaştırıcı parıltı. Parıltı. Göz kamaştıracak bir şekilde parlamak. Kızgın bakmak. Parlak ve şeffaf yüzey. Düşmanca bakış. Göze batan şey.

Excels : Çok iyi olmak. Excel. Gölgede bırakmak. Geçmek. Cebinden çıkarmak. Üstün olmak. Sivrilmek (argo terim). Başarı göstermek.

Furbish : Pasını çıkarmak. Ovalama ile parlatmak. Pırıl pırıl yapmak. Patlatmak. Yenileştirmek. Yeni gibi yapmak. Silmek. Yeniden kullanılır hale getirmek.

Spiring : Kule. Döne döne çıkma. Helis. Kule külahı. İnce ve uzun sap sürmek (bitki). Kule gibi yükselmek. Kulenin sivri uçlu tepesi. Tepe kısım. Kule ucu.

Geological formation : Jeolojik formasyon. Jeolojik oluşum.

Shone synonyms : running shoe, chukka boot, shoe collar, congress boot, mocassin, calceus, toe box, congress gaiter, congress shoe, walking shoe, ghillie, wooden shoe, heel counter, work shoe, gym shoe, flipper, irradiate, excel at, taper, lightens, adjust, chopine, lakeshore, give a polish, tennis shoe, coast, blinked, shoe lace, coruscating, coruscate, platform, innersole, lacing.

Shone zıt anlamlı kelimeler, Shone kelime anlamı

Artifact : Yapay doku. Yapay olgu. Tarih öncesi insanlarının yaptığı araç. Elişi. İnsan eliyle yapılan şey. İnsan yapımı. Yapaylık. Yapı. İlk insanların yaptığı sanat eseri.

Pull : Etki. Torpil. Kenara parketmek. Doldurmak. Çekiştirmek. Zorlu tırmanış. Çekiş. Asılmak. Kürek çekmek. Nüfuz.