Shorten türkçesi Shorten nedir

Shorten ile ilgili cümleler

English: I must have it shortened.
Turkish: Onu kısalttırmalıyım.

English: Smoking shortens your life.
Turkish: Sigara içmek ömrünüzü kısaltır.

English: The days are gradually shortening.
Turkish: Günler yavaş yavaş kısalıyor.

Shorten ingilizcede ne demek, Shorten nerede nasıl kullanılır?

Can you shorten this : Bunu kısaltabilir misiniz.

Shortened : Kısalaştırılmış. Kısaltılmış. Azalmış. Kısaltılan.

Shortened genitival construction : Tamlayanı eksiz, yalın durumda bulunan, tamlananı teklik üçüncü şahıs iyelik eki almış olan ve tamlayan ile tamlanan arasında sürekli bir anlam bağı bulunan ad tamlaması: bahçe kapısı, devlet siyaseti, dil gerçeği, dil bilgisi, kelime zenginliği, pazar yeri, yazı makinesi, yol kenarı, bartın ili, istanbul ili, tuz gölü, alp dağları, ren nehri. vb. Belirtisiz ad tamlaması. Belirtisiz tamlama.

Shortener : Kısaltıcı. Budayan kimse. Kısa yapan kimse.

Shorteners : Budayan kimse. Kısaltıcı. Kısa yapan kimse.

Shortenings : Kısalma. Eksiklik. İhtisar. Fırıncılık yağı. Hamur yapımında kullanılan katı yağ. Katı yağ (hamur yapımında kullanılan). Azalma. Una katılan yağ. Yağ. Kısaltma.

 

Foreshortened : Azaltılmış. Kısaltılmış. Yanında küçük göstermek. Bir cismin kenarlarını gerçek ölçülerinden daha kısa gösterme. Perspektif içerisinde çizilmiş. Derinlik görüntüsü olan.

Foreshortening : Rakursi. Kısaltma. Küçük gösterme. Kısaltım. Görünge nedeniyle bazı boyutları daha kısa görünen nesneleri alıcıyla bu yolda aktararak sağlanan sonuç, etki. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Minimizasyon. Derinlik hissi veren çizim metodu.

Vegetable shortening : Katı bitkisel yağ. Pişirme için kullanılan hidrojenlenmiş katı bitki yağı. Katı sebze yağı.

Be shortened : Kısaltılmak. Azaltılmak. Kısalaştırılmak.

İngilizce Shorten Türkçe anlamı, Shorten eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Shorten ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Reduce : Bilgisayar, sinema, televizyon, ekonomi alanlarında kullanılır. İndirgemek. Sadeleştirmek. Düşürmek. Bölmek. Satakdaki malın isteklerden daha çok olması nedeniyle bunların satışlarını sağlamak amacıyla ederlerinde yapılan indirim. aynı konu üzerinde çalışan ve aynı özellikte nesneyi yapıp satan kişilerin karşıtı ile tecimsel bir yarışta bulunmak ve onun etkilerinden kurtulabilmek amacıyla satış ederleri üzerinde yaptıkları indirim. Bir filmin, optik basım yoluyla, kendinden daha ufak boyda bir film üzerine aktarılması. büyültme karşıtı. Özetlemek. (daha basit bir hale) dönüştürmek. Kırmak (fiyat).

Allay : Dindirmek. Yatıştırmak.

Postures : Tutum. Kurulmak. Poz. Yapmacık tavır takınmak. Kasım kasım kasılmak. Hal. Tavır. Vaziyet. Taslamak.

 

Postured : Kurulmak. Tutum. Yapmacık tavır takınmak. Poz vermek. Kasım kasım kasılmak. Hal. Taslamak. Vaziyet. Dik durmak.

Become smaller : Daha küçük olmak. Ufalmak. Daha küçük hale gelmek. Küçülmek.

Abates : Geçmek. Dindirmek. Ceza indirimi yapmak. Yatıştırmak. Hafifletmek. Eksilmek. Hafiflemek. (bir haberin veya yayının) çıkmasını yasaklamak (hukuk terimi).

Capsulize : Kapsül içine koymak. Kapsüllemek. Kapsül içine kapatmak. Yoğunlaştırmak. Özetlemek. Bir kapsüle koymak (ayrıca capsulise). Kapsül içine almak.

Chokes : Nefesini kesmek. Tıkamak. Boğarak öldürmek. Tıkanma. Bastırmak. Boğulmak. Nefes darlığı. Ölmek. Tıkanmak.

Cut : Kurguyu, kurgulamayı gerçekleştirmek. kurgu, kurgulama eylemi. Sapmak. Kamçılamak. Topsuz giriş. Kurgulamak. Çevirimin sona erdiğini, alıcının durdurulmasını bildirmek için yönetmenin, alıcı yönetmenine verdiği komut. Sulandırmak. Diş çıkarmak. Bilgisayar, basketbol, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Pay.

Shorten synonyms : bowdlerise, shortens, checks, boil, digest, bring down, axing, attitudinizing, cut down, lessen, contract, attenuate, foreshorten, cancel, curtail, abbreviates, bottom out, edit, trim, truncate, boil down, condense, alleviated, trim down, cancels, ax, contracts, abbreviating, check, syncopate, de escalate, alleviate, allayed.

Shorten zıt anlamlı kelimeler, Shorten kelime anlamı

Lengthen : Uzatmak. Uzamak. Daha uzun yapmak. Sulandırmak. Uzanmak.

Increase : Eder artırımı. Arttırmak. Üremek. Artma. Artmak. Büyümek. Artış. Yükselmek. Zam yapmak.

Expand : Dönüşmek. Büyümek. Açılmak. Yayılmak. Açmak. Şişmek. Genleşmek. Büyütmek. Genişletmek.

Shorten ingilizce tanımı, definition of Shorten

Shorten kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To become short or shorter. As, the day shortens in northern latitudes from June to December. As, to shorten distance. To shorten a road. A metallic rod shortens by cold. To make short or shorter in measure, extent, or time. To shorten days of calamity.