Shoving türkçesi Shoving nedir

  • Tıkma.
  • Kıpırdama.
  • İtilip kakılma.
  • Sokuşturma.
  • İtişip kakışma.
  • Arkadan itme eylemi.
  • İtme.
  • İtip kakma eylemi.
  • İtip kakma.
  • Dürtme.
  • Tıkıştırma.
  • İtme eylemi.

Shoving ingilizcede ne demek, Shoving nerede nasıl kullanılır?

Side shov tent : Küçük gösteri kulübesi. Seyircinin sirke ilgisini çekmek için küçük gösterilerin gözbağcılık ve hokkabazlığın düzenlendiği kulübe ya da küçük çerge..

Shove : İttirmek.

Shove around : İtip kakmak. Şamar oğlanına çevirmek.

Shove off : İtilerek açılmak. Defolmak. Gitmek. Denize açılmak. Defolup gitmek. Çıkmak. Avarya etmek. Kıyıdan iterek açılmak. Sahilden ayrılmak. Palamarı çözmek.

Shove over : İtelemek. Öteye itmek.

Shoveler : Genişgagalı ördek. Kaşıkgaga. Tatlı suda yaşayan bir tür ördek. Kürekleyen. Kürekle atan kimse. Kuşlar (aves) sınıfının, kazlar (anseriformes) takımının, ördekgiller (anatidae) familyasından, 48 cm kadar uzunlukta, siyah, beyaz ve kahverengi karışık tüylü, gagası siyah, ayakları kırmızı, türkiye'de kışlayan, avrupa, asya ve kuzey amerika'da sazlık, göl ve bataklıklarda yaşayan, deniz kıyıları ve adalarda da görülebilen göçmen bir tür. Kürekle kazan veya birşeyleri kürekle atan kimse. Kaşık gaga ördeği. Uzun geniş gagası olan ve kuzey yarıkürede yaşayan tatlısu ördeği.

 

Shove upward : Yukarıya itmek.

Shoveled : Kürekle atılmış. Kürekle boşaltmak. Kürümek. Kürenmiş. Kürekle atmak.

Shoved : Tıkıştırmak. Tıkmak. İtmek. Kıpırdamak. İtip kakmak. İtilip kakılmak. Sokuşturmak. İtilip kakılmış. İtişip kakışmak. Dürtmek.

Shovel : Kürek. Bir kürek dolusu miktar. Faraş. Kürümek. Kürekle boşaltmak. Küreklemek. Kürekle atmak. Kürek dolusu. Küremek.

İngilizce Shoving Türkçe anlamı, Shoving eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Shoving ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Jabbing : Dürtmek. Ucu keskin bir şeyle dürtme. Saplamak. Batırmak.

Prodded : Kakmak. Hatırlatıcı şey. Özendirmek. Teşvik etme. Kışkırtmak. Dürtmek. Üvendire. Çivili sopa. Teşvik etmek.

Push : Enerji. Bastırmak. Hücum. İlerleme. Gayret. Sürmek. Yardım. Sıkıştırmak. Devam etmek.

Scrums : Pis köpük. Köpük. Süprüntü. Saldırı (amer. fut.). Hamle (amer. fut.). Köpüklenmek. Çarpışma.

Fire control : Ateş kontrolü. Mermi ve roket ateşinin şiddet ve istikametini kontrol etme ve izleme (şu an esas olarak bilgisayarlarca yapılan). Atış kontrolü. Ateş idaresi. Ateş kontrol. Atış idaresi.

Repulsion : Cisimlerin birbirini itme gücü. Tiksinme. Birbirini uzaklaştırma gücü. Repulsiyon. Her bir homolog kromozomun bir mutant, bir de yabani tip geni taşıması durumu (a+/+b). Geri tepme. Tiksinti ve korku. İki molekül ya da taneciği birbirinden uzaklaştıran kuvvet. Antipati.

Repulsions : Cisimlerin birbirini itme gücü. Nefret. Geritepki. Geri tepme. İğrenme. Tiksinme. Defetme. Antipati. Tiksinti.

 

Nudge : Hafifçe dürtme. Hafifçe dürtmek. Dürtüklemek. Dirsek ile dürtmek. İtelemek. Dürtmek. Sürükle. Dirseklemek. Dirsekle dürtmek.

Headshot : Vesikalık çekim. İnsan kafası resmi. Vesikalık fotoğraf. Kafa resmi. İnsan veya hayvanın kafasına doğru yöneltilen silah atışı. Kafayla topa vurarak skor yapmayı deneme. Kafayla futbol topuna vurarak fileye göndermeye çalışma.

Jostles : İtelemek. Sürtünmek. İtişmek. Kakalamak. Dürtüklemek. İtmek. İtip kakmak.

Shoving synonyms : firing off, countershot, gunfire, impulsion, firing, jog, scuffle, prod, shellfire, nudged, scuffling, wriggling, rough and tumble, buying, prods, propulsion, provocation, repultion, hold still, jostle, provocations, keep still, impellent, jabs, gunshot, nudges, justle, purchasing, scramble, shot, scrimmages, jab, impulses.

Shoving zıt anlamlı kelimeler, Shoving kelime anlamı

Motionlessness : Hareketsizlik.

Immobile : Durağan. Kımıltısız. Yerinden oynatılamaz. Oynamaz. Kımıldatılamaz. Devimsiz. Kimya, veterinerlik alanlarında kullanılır. Hareketsiz. İmmobil. Devinimsiz.

Acceleration : Hız artması. Birim zamandaki hız değişimi tutarı; hızın değişim hızı. Hızlanma. İvme. Hız değişimi. Bilgisayar, fizik, uzay, madencilik, ekonomi alanlarında kullanılır. Alacağı hızlandırma. Birim zamanındaki hız değişimi. Hız verme. Vadeden önce muaciliyet kespetme.

Shoving antonyms : nonmoving.