Silece nedir, Silece ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Gübre taşımaya yarayan hasır kap.

Yad el, gurbet.

Silece ile ilgili Cümleler

  • Cam sileceklerini değiştirtmek zorunda kalacağım.
  • Camımdaki karı temizlemek için cam sileceğimi kullandım.
  • Bugün yeri, parlayana kadar sileceğiz.
  • Cümleyi sileceğim.
  • Ali silecekleri açtı.

Silece kısaca anlamı, tanımı

Sile : Ağzına değin dolu, tam. Bataklıkta çıkan dikenli bir çeşit ot. Derilerin işlenmesi için yatırılan harç kuyusu. Başparmakla işaret parmağı arasındaki uzunluk. Ağzına dek dolu. Bir ölçek dolusu tahıl, up, tuz ve benzerleri (üzeri cetvelle silinerek düzeltilmiş olacaktır). Dabakların deri ıslatmak amacıyla kullandıkları beton havuz. (Uşak). İçine manda derisi atılan dabaklama çukuru. (Yalvaç Isparta). Silme, ağzına kadar dolu, lebabep

Silecek kolu : Silici lastiği taşıyan kol.

Silecek lastiği : Sileceğin camı silen lastik bölümü.

Silecek motoru : Cam sileceklerini devindiren motor.

Sileceyh : Silecek; silici; ölçeklerin üzerine gezdirilen, cetvel.

Silme silecek : Ağzına dek dolu.

Silecek : Yıkandıktan sonra kurulanmak için kullanılan büyük havlu, hamam havlusu. Evlerde ayakkabıları temizlemek için kapı önlerine konulan bez, keçe vb. şey, paspas. Motorlu taşıtlarda ön camı silmeye, temizlemeye yarayan alet, silgeç.

 

Yad el : Yabancı yer, gurbet.

Taşıma : Taşımak işi.

Gurbet : Doğup yaşanılmış olan yerden uzak yer, gurbetlik.

Gübre : Verimini artırmak için toprağa dökülen her türlü hayvan dışkısı, kimyasal veya bitkisel madde, kemre.

Taşım : Yemeğin taşacak kadar kaynaması.

Hasır : Saz, kabuk, yaprak vb. bir bitki maddesiyle örülmüş taban veya tavan örtüsü. Tamamı veya bir bölümü böyle bir örgüden yapılan.

Yara : Keskin bir şeyle veya bir vuruşla vücutta oluşan derin kesik. Dert, üzüntü, acı. Bir şeyin iç veya dış yüzünde herhangi bir etki ile oluşan ve tehlikeli olabilen oyuk, gedik, yarık. Vücutta işlemekte olan çıban.

Hası : Hangisi?. Altı ayı geçmiş ve enenmiş keçi.

Yad : Yabancı.

Kap : İçi gaz, sıvı veya katı herhangi bir maddeyi alabilen oyuk nesne. Türlü şeylerin taşınması veya saklanması için kullanılan torba, kılıf, çanta, sepet, sandık vb. Kadınların giydiği kolsuz üstlük. Kapak, cilt. Kap kacak. Gövdeyi omuzların üstünden çepeçevre saracak biçimde yapılmış olan bir tür üst giysisi.

El : Kolun bilekten parmak uçlarına kadar olan, tutmaya ve iş yapmaya yarayan bölümü. Ülke, yurt, il. Kez, defa. Halk, ahali. İskambil oyunlarında her bir tur. Bazı nesne ve araçların tutmaya yarayan bölümü. Yakınların dışında kalan kimse, yabancı. Oba, aşiret. Sahiplik, mülkiyet. İskambil oyunlarında oynama sırası.

Diğer dillerde Silan anlamı nedir?

İngilizce'de Silan ne demek ? : silane